Museviyim, ama Olive Garden restoranı ne kadar İtalyansa, ben de o kadar Museviyim.אני יהודי, אבל אני יהודי באותה מידה שדומינוס היא איטלקית.
Museviyim, ama Olive Garden restoranı ne kadar İtalyansa, ben de o kadar Museviyim.انا يهودي في الاساس ولكني يهودي بقدر ما هو أوليف جاردن إيطالي
Museviyim, ama Olive Garden restoranı ne kadar İtalyansa, ben de o kadar Museviyim.「オリーブ・ガーデン」はイタリア料理店だというようなものです (笑)
Museviyim, ama Olive Garden restoranı ne kadar İtalyansa, ben de o kadar Museviyim.我喺猶太人, 但喺就好似"橄欖花園"喺意大利餐廳一樣。
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?왜 지지표에 목을 메는 정치인들이 유대인 로비 등의 영향력에 그토록 겁을 먹는지 궁금해질 수밖에 없습니다.
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?Man forundres over, at stemmesøgende politikere er så utroligt imponerede af f.eks. den jødiske lobbys magt.
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?Sprašujem se, zakaj so politiki, ko nabirajo glasove, tako prevzeti zaradi moči, recimo, židovskega lobija.
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?Trudno zrozumieć, dlaczego szukający głosów politycy lękają się potęgi żydowskiego lobby.
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?אי-אפשר שלא לתהות מדוע פוליטיקאים שוחרי-מצביעים חיים כמדומה תחת האיום של הלובי היהודי, לדוגמה --
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?אי-אפשר שלא לתהות מדוע פוליטיקאים שוחרי-מצביעים כאילו חיים תחת האיום של הלובי היהודי, לדוגמה.
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?وتتسائل مستغربا لماذا يعمل السياسيون على إرضاء لوبيات قوية مثل اللوبي اليهودي على سبيل المثال.
Niye oy peşindeki politikacılar, söz gelimi, Musevi lobisinin gücü altında eziliyorlar?周知のように ユダヤ人ロビーなどの力に 威圧されているのでしょう イスラエルの状況は まさにアメリカのユダヤ人の投票に
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.De exemplu, conceptul iudaic al iertării.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Napríklad si vezmite židovskú myšlienku odpúšťania.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Například židovská myšlenka odpuštění.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Neem bijvoorbeeld de Joodse idee van vergeving.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Nehmen wir zum Beispiel die jüdische Idee der Vergebung.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Par exemple, prenez l'idée juive du pardon.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Por ejemplo, tomemos la idea judía del perdón.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Portanto, por exemplo, a ideia judaica do perdão.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Quindi per esempio, prendete l'idea che gli ebrei hanno del perdono.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Så for eksempel, tag den jødiske idé om tilgivelse.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Så ta till exempel den judiska tanken om förlåtelsen.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Sebagai contoh, ide Yahudi tentang permaafan.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Vegyük például a megbocsátás zsidó eszméjét.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Vzemimo za primer judovsko idejo odpuščanja.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Έτσι για παράδειγμα, πάρτε την Ιουδαϊκή ιδέα της συγχώρεσης.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Вот например, возьмем иудейскую идею прощения.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Для прикладу візьмемо ідею прощення у євреїв.
Örneğin, Musevi bağışlayıcılığını ele alalım.Така, например, вземете еврейската идея за опрощението.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Also geht man in orthodoxen jüdischen Gemeinden jeden Freitag in eine Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Assim, nas comunidades judaicas ortodoxas, todas as sextas-feiras vão a um Mikvé.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.A tak v ortodoxných židovských komunitách idete každý piatok do mikve.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Az ortodox zsidó közösségekben minden pénteken elmennek egy mikvébe.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Donc dans les communautés juives orthodoxes, chaque vendredi vous allez au Mikvé.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Dus in Orthodoxe Joodse gemeenschappen ga je elke vrijdag naar een Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.En las comunidades judías ortodoxas, los viernes hay que ir a una Mikve.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.În comunităţile evreieşti ortodoxe, în fiecare vineri mergi la un Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Jadi, di masyarakat Yahudi Ortodoks, anda melakukan Mikveh (semacam mandi besar) tiap Jumat
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.정통 유대교인들은 매주 금요일에 미크베라는 유대식 목욕을 하지요.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Nella comunità degli ebrei ortodossi, ogni venerdì andate al Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Ortodoksyjni Żydzi co piątek chodzą do Mikveh (rodzaj łaźni).
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Ortodoxní židé chodí každý pátek do mikve.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Så i ortodokse jødiske samfund går du hver fredag til en Mikvé.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Så i ortodox-judiska samhällen går du varje fredag till en Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Tako v skupnostih ortodoksnih Judov greste vsak petek v obredno kopališče Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Vậy nên trong những cộng đồng Chính Thống Giáo Do Thái, mỗi thứ sáu bạn đi đến Mikveh.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Έτσι στις Ορθόδοξες Εβραϊκές κοινότητες, κάθε Παρασκευή πηγαίνεις σε ένα Μίκβε.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Така че в православните еврейски общности, всеки петък отиваш на миквех.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.Тому кожної п"ятниці ортодоксальні євреї ходять у традиційну лазню -- мікву.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.בקהילות היהודיות האורתודוקסיות, בכל יום שישי אתם הולכים למקווה.
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.ففي مجتعات اليهود الارثوذوكس ,في كل جمعة يجب ان تذهب الى ميكفه
Ortadoks Musevi topluluklarında her cuma Mikveh'e gidersiniz.ミクワーに行って 水の中に体を浸します
Tekrardan, Musevilikte;또한 유대교에서는
Tekrardan, Musevilikte; Tanrı hakkında bir öğreti vardır, o "şefkatli" diye anılmaktadır, Rahman.En in het jodendom hebben we ook een les over God, die 'de compassievolle' wordt genoemd, Ha-rachaman.
Tekrardan, Musevilikte; Tanrı hakkında bir öğreti vardır, o "şefkatli" diye anılmaktadır, Rahman.I znowu w ramach Judaizmu mamy nauki o Bogu, nazywanym "miłosiernym", Ha-rachaman.
Tekrardan, Musevilikte; Tanrı hakkında bir öğreti vardır, o "şefkatli" diye anılmaktadır, Rahman.Kembali ke Yudaisme, ada ajaran tentang Tuhan sebagai Maha Pengasih, Ha-rachaman.
Tekrardan, Musevilikte; Tanrı hakkında bir öğreti vardır, o "şefkatli" diye anılmaktadır, Rahman.Mais uma vez, no judaísmo, temos um ensinamento sobre Deus a quem chamamos o Compassivo, Ha rachaman.
Tekrardan, Musevilikte; Tanrı hakkında bir öğreti vardır, o "şefkatli" diye anılmaktadır, Rahman.Nuevamente, dentro del Judaísmo, tenemos una enseñanza sobre Dios al que se llama El Compasivo, Ha-rachaman.
Tekrardan, Musevilikte; Tanrı hakkında bir öğreti vardır, o "şefkatli" diye anılmaktadır, Rahman.Si din nou, in iudaism, avem invataturi despre Dumnezeu. care este numit Ha-rachaman, adica "cel milostiv".