Mumyalar büyük bilgi kaynağıdır,... coğrafi olarak çok az... ve geçmişte sınırlı sayıda olduklarını saymazsak.،تشكل المومياءات مصدرا كبيرا للمعلومات إلا أنها محدودة جغرافيا .ومحدودة في الزمان كذلك
Mumyalar büyük bilgi kaynağıdır,... coğrafi olarak çok az... ve geçmişte sınırlı sayıda olduklarını saymazsak.地理的に非常に限定されていて 時代的にも限られてきます 人間の排泄物の化石である糞石は
Mumya MahzeniDescriptionCripta das MúmiasDescription
Mumya MahzeniDescriptionCripta delle mummieDescription
Mumya MahzeniDescriptionCripta mumieiDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionDescription
Mumya MahzeniDescriptionKripta mumijDescription
Mumya MahzeniDescriptionKrypta mumiíDescription
Mumya MahzeniDescriptionKrypta mumiiDescription
Mumya MahzeniDescriptionLa cripta de las momiasDescription
Mumya MahzeniDescriptionLa crypte des momiesDescription
Mumya MahzeniDescriptionMúmiákDescription
Mumya MahzeniDescriptionMumien-GruftDescription
Mumya MahzeniDescriptionMumiens kryptaDescription
Mumya MahzeniDescriptionMumiernes kryptDescription
Mumya MahzeniDescriptionMummies CryptDescription
Mumya MahzeniDescriptionΗ κρύπτη με τις μούμιεςDescription
Mumya MahzeniDescriptionСаркофаги для мумийDescription
Mumya MahzeniDescriptionСклеп з муміямиDescription
Ne oldu? Onu mumya müzesinden mi aldın?Si jo pobrala v muzeju voščenih lutk?
Ne oldu? Onu mumya müzesinden mi aldın?Skąd ją wytrzasnęłaś z muzeum woskowych figur?
Önce mumya halini aldılar ve başlarının hemen üzerinden mantarlar fırladı.미이라가 되고, 대가리에서 팍 하고 버섯이 튀어나왔겠죠.
Önce mumya halini aldılar ve başlarının hemen üzerinden mantarlar fırladı.las hormigas consumen el micelio, quedan momificadas y, sorpresa, un hongo surge de sus cabezas.
Önce mumya halini aldılar ve başlarının hemen üzerinden mantarlar fırladı.le mycélium est consommé par les fourmis, elles sont momifiées et, bang, un champignon sort de leur tête.
Önce mumya halini aldılar ve başlarının hemen üzerinden mantarlar fırladı.הן הופכות לחנוטות, ובוינג, פטריה קופצת מהראש שלהן.
Önce mumya halini aldılar ve başlarının hemen üzerinden mantarlar fırladı.يتحنطون و يظهر الفطر من رؤوسهم
Önce mumya halini aldılar ve başlarının hemen üzerinden mantarlar fırladı.(笑)
Onu mumya müzesinden mi aldın?To jste ji našli v muzeu voskových figurín?
Onu mumya müzesinden mi aldın?Την πήρες από το μουσείο κέρινων ομοιωμάτων?
Onu mumya müzesinden mi aldın?Да не си я взела от музея на восъчните фигури?
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.A Jozef zomrel, keď mu bolo sto desať rokov, a nabalzamovali ho, a bol vložený do rakvi v Egypte.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Assim morreu José, tendo cento e dez anos de idade; e o embalsamaram e o puseram num caixão no Egito.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.És meghala József száz tíz esztendõs korában, és bebalzsamozák, és koporsóba tevék Égyiptomban.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Iosif a murit, în vîrstă de o sută zece ani. L-au îmbălsămat, şi l-au pus într'un sicriu în Egipt
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.I umarł Józef, mając sto i dziesięć lat; którego namazawszy wonnemi maściami, włożono do trumny w Egipcie.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.I umřel Jozef, když byl ve stu a v desíti letech; a pomazán jsa vonnými věcmi, vložen jest do truhly v Egyptě.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Josef døde 110 År gammel, og man balsamerede ham og lagde ham i Kiste i Ægypten.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.José murió a la edad de 110 años, y lo embalsamaron y lo pusieron en un ataúd en Egipto
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Joseph mourut, âgé de cent dix ans. On l`embauma, et on le mit dans un cercueil en Égypte.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.요셉이 일백십세에 죽으매 그들이 그의 몸에 향 재료를 넣고 애굽에서 입관하였더라
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Nato umre Jožef, star sto in deset let; in ko so ga pomazilili z dišavami, je bil položen v rakev v Egiptu.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Og Josef døde, hundre og ti år gammel; og de balsamerte ham og la ham i kiste i Egypten.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Poi Giuseppe morì all'età di centodieci anni; lo imbalsamarono e fu posto in un sarcofago in Egitto
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Zo stierf Jozef op de leeftijd van 110 jaar. Zij balsemden zijn lichaam en legden het in een kist in Egypte.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.Και ετελευτησεν ο Ιωσηφ εν ηλικια ετων εκατον δεκα και εβαλσαμωσαν αυτον και ετεθη εις θηκην εν τη Αιγυπτω.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.И тъй, Иосиф умря, на възраст сто и десет години; и балсамираха го и положиха го в ковчег в Египет.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.И умер Иосиф ста десяти лет. И набальзамировали его и положили в ковчег в Египте.
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.וימת יוסף בן מאה ועשר שנים ויחנטו אתו ויישם בארון במצרים׃
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.ثم مات يوسف وهو ابن مئة وعشر سنين. فحنطوه ووضع في تابوت في مصر
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.約 瑟 死 了 、 正 一 百 一 十 歲 . 人 用 香 料 將 他 薰 了 、 把 他 收 殮 在 棺 材 裡 、 停 在 埃 及
Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.約瑟 死 了 、 正 一百一十 歲 . 人用 香料 將 他 薰了 、 把 他 收殮 在 棺材 裡 、 停在 埃及