mukavemet ile cümle

mukavemet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Çekim gücü mukavemeti mesafe ile hızlı bir şekilde azalır.The strength of the gravitational force reduces quickly with distance.
Mukavva, kağıttan daha mukavemetlidir.Cardboard is stronger than paper.
Tüplerin yüksek mukavemetli ve düşük ağırlıklı olması önemli ölçüde açıklık kapasitesini arttırır.The high strength but low weight of tubes substantially increases span capability.
Zayıflayan gövdenin darbelere mukavemeti azalınca lastik zamanından evvel aşınır.When Darkseid is destroyed, she is erased from the timeline.
Cisimlerin sıkıştırma mukavemeti genelde gerilme kuvvetlerinden daha yüksektir.Compressive strength for materials is generally higher than their tensile strength.
Suya dayanıklılığı ve yüksek mukavemeti bu sektör için önemlidir.For this reason their love and comfort is extremely important to them.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.If I try to move it out of the way, it fights me, and moves back to where it wants to be.
Mukavemet: bilinen en yüksek gerilme mukavemetine sahip malzeme.Their strength: they're almost the strongest material, tensile strength material known.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.In two dimensions, if you make, like, a fabric out of them, they're 30 times stronger than Kevlar.
Ne yapmak istediğimi, nereye gitmek istediğimi algılayıp güç ve mukavemetimi artırır.It senses what I want to do, where I want to go, and then augments my strength and endurance.
Tüplerin yüksek mukavemetli ve düşük ağırlıklı olması önemli ölçüde açıklık kapasitesini arttırır.The high strength but low weight of tubes substantially increases span capability.
Katyonik nişasta boyutlandırma ajanı olarak eklenir ve kağıdın kuru mukavemetini artırır.Cationic starch is added as sizing agent to increase the dry strength of the paper.
Genellikle bir malzemenin kırlma mukavemeti basınç ile artar.Generally, the brittle strength of a material can be increased by pressure.
Bu ise malzemenin yorulma mukavemetini azaltır ve malzemeyi uzatabileceği gibi tavlayabilir de.This reduces the material's fatigue strength, and may stretch the material as well as anneal it.
burada d nominal çap ve F u, malzemenin nihai çekme mukavemetidir.where d is the nominal diameter and Fu is the ultimate tensile strength of the material.
burada ds, mil çapı ve Fy malzemenin akma mukavemetidir.where ds is the diameter of the shank and Fy is the yield strength of the material.
ISO mukavemet sınıfını tanımlamak için metrik dişli çubukların ucunda renk kodu vardır.Metric threaded rods are marked on the end with a color code to define the ISO strength class.
Çelik, en eski ve en yüksek çekme mukavemetli çemberdir.Steel is the oldest and highest tensile strength strapping.
Çelik, yüksek mukavemet ve minimum esnemenin istendiği ağır hizmet tipi tutma için kullanılır.Steel is used for heavy duty holding where high strength and minimal stretch are desired.
İyi işlenebilirlik ve iyi mukavemetin gerekli olduğu uygulamalar.Applications where good machinability and good strength are required.
Yüksek sıcaklıklarda servis dahil olmak üzere yüksek mukavemet ve sertlik gerektiren uygulamalar.Applications requiring high strength and hardness including service at elevated temperatures.
Genellikle çok esnektirler ve yüksek yırtılma mukavemetine sahiptirler.They are typically very flexible and have a high tear strength.
Mukavemet ve hız, rulman tipinin taşıyabileceği yük miktarını belirlemeye yardımcı olur.Strength and mobility help determine the amount of load the bearing type can carry.
Tel çekmenin mukavemet artırıcı etkisi önemli olabilir.The strength-enhancing effect of wire drawing can be substantial.
El kundağı, şarjör, dipçik ve tabanca kabzası yüksek mukavemetli plastikten yapılmıştır.[1]Forearm, magazine, butt stock and pistol grip are made of high strength plastic.[2]
El kundağı, şarjör, dipçik ve tabanca kabzası yüksek mukavemetli plastikten yapılmıştır.Forearm, magazine, butt stock and pistol grip are made of high strength plastic.
Bor lifleri, yüksek mukavemetli hafif kompozit eldesinde kullanılır.Boron fibers are used in lightweight composite applications, such as high strength tapes.
Davulların çalınma biçimi çok büyük oranda mukavemet ve atletizm gerektirir.L'allevamento di questi cavalli atleti richiede grande dedizione e passione.
Maraton, atletizmde uzun mesafeli (42,195 m), sert tabanlı yollarda yapılan mukavemet koşusudur.الماراثون هو اختبار تحمل في رياضة ألعاب قوى، يكمن في الركض لمسافة 42.195 كيلومتر.
Suya dayanıklılığı ve yüksek mukavemeti bu sektör için önemlidir.Syntetyczność i chłonność tego wodewilu określa jego wysoki poziom.
Zayıflayan gövdenin darbelere mukavemeti azalınca lastik zamanından evvel aşınır.Kiedy poziom życia spada do zera, postać przegrywa (jak w większości gier walki).
Sovyetlerin Afganistan'dan çekilmesinden sonra, hükumet ağır bir silahlı mukavemetle karşı karşıya kaldı.Після виведення радянських військ з Афганістану, уряд зіткнулося зі збільшенням опору.
Türkiye, bu takviyenin herhangi bir mukavemete sebebiyet vermemesi konusunda ikna oldu.Turecká strana dala najevo, že nehodlá činit žádné ústupky v této oblasti.
Maraton, atletizmde uzun mesafeli (42,195 m), sert tabanlı yollarda yapılan mukavemet koşusudur.Maraton on 42 195 metrin mittainen, kadulla juostava kilpailu.
Suya karşı mukavemeti çok fazladır.Είναι αδιάλυτο στο νερό.
Mukavemet - Dayanma, karşı koyma gücü.Phòng ngự, tương trì (cầm cự, giằng co), phản công.
Üç yıl sonra ise Kıbrıs Türkleri, taksim yanlısı Türk Mukavemet Teşkilatı'nı oluşturdu.Дълги години ръководи племето кайъ, принадлежащо към огузките турци.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Auf zwei Dimensionen, wenn man z.B. Stoff aus ihnen macht, sind sie 30x stärker als Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Em duas dimensões, se forem usados para criar um tecido, são 30 vezes mais resistentes do que o Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.En deux dimension, si on en fait un tissu, ils sont 30 fois plus résistants que le Kévlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.En dos dimensiones, si por ejemplo haces una tela de el, sería 30 veces más resistente que el Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Ha két dimenzióban szövetként kiterítjük, 30-szor erősebbek mint Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.În doua dimensiuni, dacă le aranjezi ca pe o țesătură, ele sunt de 30 ori mai rezistente decât Kevlar-ul.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.In twee dimensies, als je er zeg maar een stof van maakt dan is het 30 keer sterker dan Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.W dwóch wymiarach, jako tkanina są 30 razy silniejsze niż Kevlar.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.В две измерения, ако направите например тъкан от тях, те са 30 пъти по-здрави от кевлар.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.В двух измерениях, если например из них сделать ткань, то она будет в 30 раз прочнее, чем кевлар.
2 boyutta, mesela, bir kumaş yaparsanız Kevlar'dan 30 kat daha mukavemetli olur.Якщо створити з них матеріал двомірної\двошарової структури, вони в 30 разів міцніше ніж кевлар.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Als ik hem probeer te verplaatsen, vecht hij tegen en gaat terug naar waar hij wil zijn.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Če ga poskušam premakniti, se upira in se premakne tja, kjer želi biti. A to obnašanje lahko spremenimo.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Dacă încerc să-l mișc, se împotrivește și se întoarce unde vrea el să fie.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Ha el akarom mozdítani a helyéről, ellenáll nekem, és visszamegy oda, ahol lenni szeretne.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Hvis jeg prøver at flytte den væk, kæmper den imod mig, og flytter sig tilbage til hvor den vil være.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Jeżeli nim poruszę, przeciwstawia mi się i wraca na swoje miejsce.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Jika saya mencoba untuk memindahkannya, ia akan melawan saya, dan bergerak kembali.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.억지로 옮기려고 하면, 저항하며 있어야 할 곳으로 되돌아갑니다.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Nếu tôi cố gắng di chuyển nó đi chỗ khác, nó sẽ kháng cự lại, và sau đó lại trở về vị trí mà nó muốn.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Se eu tentar deslocá-lo, ele contraria-me. e regressa ao ponto onde quer estar.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Se provo a spostarlo dalla sua posizione, oppone resistenza e ritorna a stare dove voleva essere.
Eğer onu ordan çekmeye çalışırsam mukavemet eder ve olmak istediği yere geri döner.Si j'essaye de le faire bouger, il me résiste, et revient se placer à l'endroit voulu.
İlgili Sayfalar