muhafaza ile cümle
muhafaza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Nitekim, bazı Muhafazakar sinagoglarda bu sistem uygulanmamaktadır.In quanto tale, in alcune sinagoghe conservatrici questa pratica non è seguita.
Bu muharebe Jül Sezar ve Muhafazakar Cumhuriyetçiler arasındaki iç savaşın son çarpışmasıdır.Fu l'ultima battaglia della guerra civile tra Giulio Cesare ed i repubblicani conservatori.
Saliha (Serra Yılmaz): Muhafazakâr bir ev kadınıdır.Ai lati il defnto in adorazione di divinità femminili.
Kültürünü aynı şekliyle muhafaza etmektedir.Promuovere la cultura in tutte le sue forme.
Bu merkez, 2009'daki kapatılışına değin okul içinde muhafaza edilmiştir.La dirige et insegna fino alla sua chiusura nel 2009.
Muhafaza da biraz daha ince idi.Il ponte era anche leggermente più basso di oggi.
Port Said, Mısır'ın kuzey kesimindeki bir il i(muhafaza).Suez è una città portuale dell'Egitto nordorientale.
Danimarka Halk Partisi (Danca: Dansk Folkeparti, DF) Danimarka'da muhafazakar bir siyasi partidir.Il Partito Popolare Conservatore (Det Konservative Folkeparti, KF) è un partito politico danese.
Bu kıymetli rehinenin muhafaza edilmesi için de Fransa'nın uygun olduğunu müzakere etmekteydiler.King menzionò che anche sua madre era in grado di possedere questo dono.
Nasyonal sosyalistler, muhafazakâr milliyetçilerle de yollarını ayırdılar.Su questo punto i socialisti unirono il proprio punto di vista con quello dei movimenti conservatori.
Vajinaları nasıl muhafaza edecekleri ile ilgilenirim.Non mi mancano i mezzi per persuaderli.
O'Reilly muhafazakar bir yorumcu olarak bilinir.O'Leary ha una reputazione di grande parlatore.
Ve 1946'da ölene kadar unvanını muhafaza etti.La loro relazione durerà fino alla morte di lui nel 1946.
553) kutsal emanetlerini muhafaza etmektedir.Nel 1958 ricevette gli ordini sacri.
Bu kabine liberal muhafazakârdı.Questo parlamento era ancora monocamerale.
Tuzlama işleminin bir sebebi de ekmeği koruyarak, tazeliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamaktır.Il proverbio ricorda inoltre che il tempo può impedire al grano di maturare e restare quindi un po' avvizzito.
Külleri, Mavi Ev'de muhafaza edilmektedir.I reperti sono conservati al Museo di Cividate Camuno.
Dolayısıyla postmodernizmin ne radikal ne de muhafazakâr olmadığı söylenebilir.La cosa più sconcertante è la totale assenza di un piano risanatorio o protettivo al riguardo.
Benjamin Disraeli, paternalist muhafazakârlık kavramını ilk kullanan kişidir.Ha scelto Benjamin Disraeli come leader politico che ammira.
Innsbruck İçin muhafazakâr, Hıristiyan demokrat ve liberal bir partidir.Il Fidesz è un partito conservatore, populista e cristiano.
Muhafaza etmek için kuru bir yer olması yeterlidir.Для хранения подойдёт любое сухое место.
Buzdolabında muhafaza edilmelidir.Хранить в холодильнике.
Birleşik Devletlerde Hristiyan milliyetçiliği muhafazakar olma eğilimindedir.В США христианский национализм склонен к консерватизму.
1982'de partinin muhafazakar üyeleri ayrılıp Ökolojik Demokratik Parti'yi kurdu.В 1982 году консервативное крыло партии откололось, сформировав Экологическую демократическую партию.
Mağara, doğal görünümünü muhafaza etmiştir.Озеро не сохранило свой естественный вид.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Однако объективизм имеет значительное влияние среди либертарианцев и американских консерваторов.
AK Parti'nin muhafazakârlığı ahlaki ve sosyal konular ile sınırlıdır" demiştir.Консерватизм ПСР распространяется только на моральные и социальные проблемы».
İkisi de çok önemli miktarda demir muhafaza eder.Это значит, что она содержит значительное количество железа.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.Профсоюзы могут играть реформистскую роль, а иногда даже консервативную.
Bu renkleri uzun süre muhafaza ederler.Оно долго сохраняет свежесть.
Muhafazakâr Parti'ye genç yaşta üye oldu.В молодости вступил в Консервативную партию.
Emevî öncüllerinin kitaplarını da muhafaza etmiştir.В книге: Памяти почивших наставников.
2001 yılında, kardeşiyle beraber muhafazakar Hak ve Adalet Partisi'ni (Prawo i Sprawiedliwość – PiS) kurdu.Совместно с братом Ярославом в 2001 году создал политическую партию «Право и справедливость».
İnsanları muhafazakârdır.Он покровительствует мужчинам.
Kolombiya Muhafazakar Partisi üyesidir.Член Колумбийской консервативной партии.
Parti Haziran 2014'te Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı grubuna katıldı.В октябре 2014 года из состава акционеров вышел Европейский банк реконструкции и развития.
Süveyş (il), Mısır'da il (muhafaza).Ли Ин Мун, Ли Инмун (кор.
Saliha (Serra Yılmaz): Muhafazakâr bir ev kadınıdır.(Серафима), являющаяся одной из покровительниц городка.
Muhafazakar bir Hıristiyan mezhebi olan Güneyli Baptist inanışı ile yetişti.Девочку растили в вере Южного баптизма.
Victorinox, şimdilik her iki markayı da muhafaza edeceğini duyurdu.Тем не менее, Victorinox заявила потребителям, что обещает сохранить оба бренда нетронутыми.
1873'te tuvale aktarılan resimler, Madrid'deki Prado Müzesi'nde muhafaza edilmektedir.С 1827 года портрет хранится в Мадриде, в музее Прадо.
Arşivin muhafaza edildiği kompleks İstanbul'un Kâğıthane ilçesinde bulunmaktadır.Хартия о дарении сохранилась в архиве Страсбурга.
ANAP'ın muhafazakarlığı daha önceki sağ partilere oranla daha kentselleşmiş bir özellik göstermiştir.Этот образ был перенят у древних даков, для которых он был покровителем животных.
1999'da Muhafazakâr Parti'den Lordlar Kamarası'na seçildi.В 1997 году посвящён в пэры, член палаты лордов от Консервативной партии.
Norveç Muhafazakâr Partisi üyesidir.Член Консервативной партии Норвегии.
Resmî site ^ "Muhafazakar Yükseliş Partisi".Мастерская», «Служба спасения домашнего задания».
Şehrin askeri önemi muhafaza edildi.Город имел военное значение крепости.
Köy Türk kültürünü en iyi şekilde muhafaza eder.Это город, где лучше всего отражена турецкая культура.
Köy, Yörük mahallesi olup geleneklerini muhafaza edememişlerdir.Принадлежит к городам, сохранившим без изменений свой колорит.
Kartlar hesap bakiyesini tutmaz veya muhafaza etmez.Счета сохранны, но не сведены.
Bu iş fonlama ile ilintilidir: Vahabi parası muhafazakar Hanbeli mezhebini destekler.Цель этой сделки — укрепление защиты, которую фонд предоставляет The Guardian.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Имеет репутацию консервативного обозревателя.
Tüm devlet savaş gemilerini ve ticari gemileri üretebilecek onları bir yerde muhafaza edebilecek yetenekteydi.Защищать все торговые корабли рас-членов, если это возможно.
Sancağın muhafazası Silahlı Kuvvetlerin mukaddes vazifesidir.Кроме того, запланировано усиление охраны границы вооружённым спецназом.
John Major liderliğindeki Muhafazakar Parti dördüncü kez üst üste seçim kazandı.На этих выборах победу в четвёртый раз подряд одержали консерваторы, но впервые ими руководил Джон Мейджор.
O muhafazakâr Yeni Demokrasi'nin adayı.Влились в состав Новой демократии.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.كما كان لها تأثير كبير بين الليبراليين والمحافظين الأمريكيين.
Latince bir çevirisi Cambridge'de muhafaza edilmektedir.وتوجد ترجمة لاتينية محفوظة في كامبريج.
Malatesta'ya göre sendikalar reformistti ve hatta bazen muhafazakar olabiliyorlardı.ورأى مالاتيستا أن النقابات إصلاحية وقد تكون أحياناً محافظة.
Kolombiya Muhafazakar Partisi üyesidir.وهو عضو في Colombian Conservative Party .