Tanrı bana mucizeler yaratma izni verdi.La Divinità mi ha incaricato di fare cose miracolose.
Tanrı bana mucizeler yaratma izni verdi.Minulla on kyky tehdä ihmeitä.
Tanrı bana mucizeler yaratma izni verdi.Najwyższy pozwolił mi czynić cuda.
Tanrı bana mucizeler yaratma izni verdi.O Fundador permitiu-me realizar prodígios.
Tanrı bana mucizeler yaratma izni verdi.Ο Ιδρυτής μού επιτρέπει να κάνω θαύματα.
Tanrı bana mucizeler yaratma izni verdi.Мне было позволено совершать чудеса.
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.A Bôh činil nevšedné divy skrze ruky Pavlove,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.A divy veliké činil Bůh skrze ruce Pavlovy,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Allah melakukan keajaiban-keajaiban yang luar biasa melalui Paulus
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.A nie lada cuda czynił Bóg przez ręce Pawłowe;
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Dio intanto operava prodigi non comuni per opera di Paolo
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Dios hacía milagros extraordinarios por medio de las manos de Pablo
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Ðức Chúa Trời lại dùng tay Phao-lô làm các phép lạ khác thường,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Ðức_Chúa_Trời lại dùng tay Phao-lô làm các phép lạ khác_thường ,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.E Deus pelas mãos de Paulo fazia milagres extraordinários,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.És nem közönséges csodákat cselekszik vala az Isten Pál keze által:
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Et Dieu faisait des miracles extraordinaires par les mains de Paul,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.God deed door de handen van Paulus buitengewoon grote dingen.
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.In ne male čudeže je delal Bog po rokah Pavlovih;
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Ja Jumala teki ylen voimallisia tekoja Paavalin kätten kautta,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.하나님이 바울의 손으로 희한한 능을 행하게 하시니
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Och Gud gjorde genom Paulus kraftgärningar av icke vanligt slag.
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Og Gud gjorde usædvanlige kraftige Gerninger ved Paulus's Hænder,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Og usedvanlige kraftgjerninger gjorde Gud ved Paulus' hender,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Şi Dumnezeu făcea minuni nemaipomenite prin mînile lui Pavel;
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.und Gott wirkte nicht geringe Taten durch die Hände Paulus,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Και ο Θεος εκαμνε δια των χειρων του Παυλου θαυματα μεγαλα,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.Бог же творил немало чудес руками Павла,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.І не малі чудеса робив Бог руками Павловими,
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.וגבורות גדלות עשה האלהים על ידי פולוס׃
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.وكان الله يصنع على يدي بولس قوات غير المعتادة.
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.神 藉 保 羅 的 手 、 行 了 些 非 常 的 奇 事
Tanrı, Pavlusun eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.神藉 保羅 的 手 、 行了 些 非常 的 奇事
Tekno-arkeoloji kazıya kazıya hiç gerçekleşmemiş geçmiş mucizeleri buluyor -- çoğunlukla iyi bir nedenle.테크노 고고학은 과거를 파헤쳐서 그럴만한 이유들 때문에 일어난적이 없는 과거의 경이로운 것들을 찾는 일입니다.
Tekno-arkeoloji kazıya kazıya hiç gerçekleşmemiş geçmiş mucizeleri buluyor -- çoğunlukla iyi bir nedenle.Techno-Archeologia to poszukiwanie zjawisk, które nigdy się nie wydarzyły - - zazwyczaj ze słusznych powodów.
Tekno-arkeoloji kazıya kazıya hiç gerçekleşmemiş geçmiş mucizeleri buluyor -- çoğunlukla iyi bir nedenle.Tecnoarqueologia é escavar e encontrar milagres do passado que nunca aconteceram, normalmente por boas razões.
Tekno-arkeoloji kazıya kazıya hiç gerçekleşmemiş geçmiş mucizeleri buluyor -- çoğunlukla iyi bir nedenle.הטכנו-ארכיאולוגיה חופרת בעבר ומוצאת ניסים שכלל לא התרחשו-- ובדרך כלל מסיבות טובות.
Tekno-arkeoloji kazıya kazıya hiç gerçekleşmemiş geçmiş mucizeleri buluyor -- çoğunlukla iyi bir nedenle.علم الآثارالتكنولوجي يعود مرة أخرى ، ويكشف عن معجزات سابقة لم تحدث أبدا -- عادة ما يكون لسبب وجيه.
Tekno-arkeoloji kazıya kazıya hiç gerçekleşmemiş geçmiş mucizeleri buluyor -- çoğunlukla iyi bir nedenle.掘り起こす試みです 飛行船のツェッペリン号は ツェッペリンのカタログにあったもので
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Esperamos que no, o tal vez sólo esperamos hacer de los milagros algo más común.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.저희는 그게 기적이 아니길 바랍니다. 만약에 기적이라면 그런 기적이 더 자주 생기기 바랍니다.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Mamy nadzieję, że nie, a przynajmniej mamy nadzieję sprawić, by cuda takie zdarzały się nieco częściej.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Noi sperăm că nu, sau sperăm să facem miracolele puțin mai comune.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.On espère que non, ou peut-être espérons nous simplement rendre les miracles un peu plus communs.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Speriamo di no, o magari speriamo di rendere i miracoli un po' più frequenti.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.We hopen het niet, of misschien hopen we wonderen wat gewoner te maken.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Wir hoffen nicht, oder vielleicht hoffen wir, Wunder ein bisschen alltäglicher zu machen.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Мы надеемся, что нет, или мы просто хотим сделать чудеса чем-то чуть более обычным.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.Надяваме се, че не, или може би просто се надяваме да направим чудесата малко по-обичайни.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.אנו מקווים שלא, או אולי רק מקווים להפוך את הנסים למעט יותר שגרתיים.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.نتمنى ألا تكون كذلك، أو ربما نتمنى أن نجعل المعجزات أكثر حدوثًا.
Umarız değildir, ya da en azından mucizeleri biraz daha sık yaşanır yapmak istiyoruz.よくある奇跡となることを願います どうもありがとうございました
Ve böyle bir mucize gelecekte de gerçekleşmeyecek. Çünkü... ...mucizeleri çağıramazsın.Mert ezt nem hívhatod csodának.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.Ale nie tylko systemy biologiczne tworzą cuda metodą prób i błędów.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.A nejsou to jen biologické systémy, které chrlí zázraky díky pokusům a chybám.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.A nie sú to len biologické systémy, ktoré vyprodukovali zázraky pokusom a omylom.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.Dan tidak hanya sistem biologi yang menghasilkan keajaiban melalui ralat dan galas.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.Doch nicht nur biologische Systeme produzieren durch Versuch und Irrtum Wunder.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.E non sono solo i sistemi biologici a produrre miracoli attraverso tentativi ed errori.
Ve deneme yanılma yoluyla mucizeler yaratan sadece bu biyolojik sistemler değil.Ensayo y error. No sólo los sistemas biológicos producen milagros por ensayo y error.