muayyen ile cümle
muayyen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.48
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bölüklerden her biri muayyen kışlaklara sahip bulunmakta idi.In each pair the segments are of equal length.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.There's a particular individual who is in the government now.
Mal, az olsun, çok olsun, mirasta muayyen bir pay var.Be it large or small a legal share is fixed.
Muayyen bir günün muayyen bir zamanında büyücüler toplandı.So the magicians were assembled at a stated time and place on an appointed day.
Derken inandılar da onları muayyen bir zamanadek yaşattık, geçindirdik.And they came to believe; so We allowed them to enjoy the good things of life for an age.
Ayrılma günü, gerçekten de hepsinin muayyen bir günüdür.The Day of Judgement is your promised day of meeting,
Ve Semud'da da delil var; hani, muayyen bir zamanadek geçinin demiştik.And in Thamud, when We said to them: "Enjoy yourselves for a while;"
Elbette bilinen günün muayyen ve mukadder vaktinde toplanacaksınız.Will be gathered together on a certain day which is predetermined.
Suçlarınızı yarlıgasın ve sizi, muayyen bir vaktedek geciktirsin.That He may forgive some of your sins and prolong your term till an appointed time.
(Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir.He subjected the sun and the moon, each one running to a term stated.
Ey inananlar, muayyen bir müddet için borçlandığınız vakit bunu mutlaka yazın.O you who believe! When you contract a debt for a fixed period, write it down.
Az olsun, çok olsun, muayyen müddete kadar verilen borcu yazmaktan üşenmeyin.And the witnesses should not refuse when they are called on (for evidence).
Geceyi huzur ve istirahat için, güneşle ayı da muayyen bir hesapla devretmek üzere yaratmıştır.He has appointed the night for resting, and the sun and the moon for reckoning.
Bir de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır.A term is fixed with Him.
Bir de O'nun nezdinde muayyen bir ecel vardır.A term is fixed with Him.
Bir de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hala şüphe ediyorsunuz.And there is in His presence another determined term; yet ye doubt within yourselves!
Bir de O'nun nezdinde muayyen bir ecel vardır. Sonra, bir de kalkmış şüphe ediyorsunuz!And there is in His presence another determined term; yet ye doubt within yourselves!
(Muayyenlik) Belirlilik ilkesi Ayni haklar yalnızca önceden belirli nesneler üzerinde kurulabilirler.Jugement a priori que l'on doit cependant pouvoir cerner à partir de critères distinctifs.
Bölüklerden her biri muayyen kışlaklara sahip bulunmakta idi.Rapidamente gli Arabi li circondarono da ogni lato.
Bölüklerden her biri muayyen kışlaklara sahip bulunmakta idi.Каждая из этих фил обнимала собой определённое число общин (демы), лежавших в разных частях страны.
1947 yılına dek Türk Zırhlı Birlikleri muayyen bir tank tipine sahip olamadı.No entanto, até 1950, não existiam as Forças Armadas Portuguesas como organização unificada.
Bölüklerden her biri muayyen kışlaklara sahip bulunmakta idi.Alle soorten parasiteren op planten die tot de bedektzadigen behoren.
1947 yılına dek Türk Zırhlı Birlikleri muayyen bir tank tipine sahip olamadı.In 1940 was nog niet alle cavalerie van het Duitse leger met tanks uitgerust.
Küçük kervanlar, Temmuz ve Ağustos aylarının dışında muayyen vakit ve zamanlarda mal götürüp getirirlerdi.Han spelade så dåligt att han bänkades till och från under juli och början av augusti.
(Muayyenlik) Belirlilik ilkesi Ayni haklar yalnızca önceden belirli nesneler üzerinde kurulabilirler.A különleges testület létrehozására csak előre meghatározott egyedi ügyre vonatkozóan kerülhetett sor.
Yemekten sonra biraz eğlenilir ve muayyen zamanda ışıklar söndürülerek karanlıkta kalınır...Trời đất trở nên tối om, trong nhà phải thắp đèn...
Belderân neferleri, bu vazifeyi bir maaş veya muayyen bir ücret karşılığında icra ederlerdi.또한 상하이 도대는 월계축로의 진행과 인프라에 대한 세금 부과 등에 관해 명백히 인지하고 있었으며, 이를 제어하거나 또는 경우에 따라서는 갑북의 발전을 지원하기 위해 이용하기도 하였다.
Bölüklerden her biri muayyen kışlaklara sahip bulunmakta idi.이들은 각 내부의 여러 성주(城主)를 통솔하여야 했다.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Aktualnie w rządzie znajduje się konkretna jednostka.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.C'è un individuo in particolare che è oggi al governo.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Có một nhân vật đặc biệt hiện đang thuộc chính phủ.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Da gibt es eine bestimmte Person, die derzeit in der Regierung sitzt.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Det finns en särskild person som nu sitter i regeringen.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Er is een zeker individu dat nu in de overheid zit.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Există un anumit individ acum în guvern.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Existe uma pessoa específica que faz parte do actual governo.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Hay un individuo en particular que está en el gobierno ahora.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.지금 정부에는 특정 인물이 있습니다.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var. Şahsın adı önemli değil.Ve vládě je teď jedna konkrétní osoba. její jméno není důležité.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Trenutno je v vladi določen posameznik.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.V našej vláde momentálne pôsobí istý človek.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Υπάρχει ένας συγκεκριμένος άνθρωπος στην κυβέρνηση αυτήν τη στιγμή.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Есть конкретный человек, который сейчас в правительстве.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Є конкретна особа, що і зараз знаходиться в уряді.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.Има конкретен човек в правителството в момента.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.יש בן אדם מסויים, שנמצא כרגע בממשלה.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.يوجد هناك فرد بعينه هو الآن في الحكومة.
Şu anda hükümette olan muayyen bir şahıs var.名前は言いませんが-