Planlar hâlâ muallakta oluyor.Plans are still pending.
Bilirdim, Limbo'da kimin muallakta kaldığını.I knew, who in that Limbo were suspended.
Ruskin'in inatla genç kadınla beraber olmayı reddetmesinin sebebi muallaktı.Ruck was not surprised to find himself cast young.
Türkmenistan'daki olayla ilgili en ilginç şey kafenin mülkiyetinin muallakta olması.What is most interesting in the Turkmen case is the ownership of the cafe in question.
Bilirdim, Limbo'da kimin muallakta kaldığını.No se sabe con precisión quién introdujo la vid en Borgoña.
Çanak antenlerin kullanımı ile ilgili yasal durum ise, hala muallaktır.Si es ético transferir medios protegidos por derechos de autor es otra cuestión.
En korkuncu da muallakta kalmak.Самое страшное — неизвестность.
Beni muallakta bırakma.Не держи меня в неизвестности.
Beni muallakta bırakmayın.Не держите меня в неизвестности.
Bilirdim, Limbo'da kimin muallakta kaldığını.Вопрос: С кем вы встречались в Гяндже?
Muallak kelimesi de aynı kökten türetilen ve asılmış anlamında bir kelimedir.Ordet ska vara ett gammalt uttryck på den plats där man hängde personer.
Muallak Taşının bulunduğu tepe üzerinde eskiden Kudüs Tapınağı vardı.Раніше тут стояв Єрусалимський Храм.
Muallak Taşının bulunduğu tepe üzerinde eskiden Kudüs Tapınağı vardı.Στο λόφο όπου βρίσκεται υπήρχε αρχαίος ναός.
Muallak Taşının bulunduğu tepe üzerinde eskiden Kudüs Tapınağı vardı.Trên núi trước đây có một ngôi chùa.
Bu muallak fikirle Dr.우리는 대략 이런 생각들을 했고
Bu muallak fikirle Dr.אז לקחנו את הרעיון המעורפל הזה
Bu muallak fikirle Dr.فأخذنا هذه الفكرة الضبابية نوعا ما
Bu muallak fikirle Dr.ザリンジャー博士と密に連携をとりながら
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.하지만 이제는 이 모든 것이 위기에 처해 있습니다.
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.Men nu hænger alt i en tynd tråd.
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.Pero ahora todo pende de un hilo.
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.Але зараз усе під загрозою.
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.Но сейчас всё висит на волоске.
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.אך כיום הכל תלוי על בלימה.
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.ولكن اليوم تساوت كفة القوى فيما بينهم
Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.今年行われる決定によって 文字通り
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Bil je zadovoljen, in mati in sestra, ki je pogledal na v negotovosti, se je začela diha brez težav in nasmeh.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Bol spokojný a matka i sestra, ktorí sa pozeral na napätie, začal dýchať a úsmev.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Byl spokojen a matka i sestra, kteří se díval na napětí, začal dýchat a úsměv.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Był zadowolony, a matka i siostra, którzy patrzyli w napięciu, zaczął łatwiej oddychać i się uśmiechać.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Dia puas, dan ibu dan adik, yang tampak di dalam ketegangan, mulai bernapas dengan mudah dan tersenyum.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Ele ficou satisfeito, e sua mãe e irmã, que tinha olhou em suspense, começou a respirar facilmente e sorrir.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Han var nöjd, och mor och syster, som hade tittat på i ovisshet, började andas lätt och att le.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Han var tilfreds, og mor og søster, som havde set på i spænding, begyndte at trække vejret roligt og at smile.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Hij was tevreden, en moeder en zus, die had keek in spanning, begon te ademen gemakkelijk en te glimlachen.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.그는 만족하고, 서스펜스에서 받아본 적은 어머니와 누나가, 시작되었습니다
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Ő elégedett volt, és anyja és húga, aki nézte a feszültséget, kezdett lélegezni könnyen és mosolyogni.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Ông đã hài lòng, và mẹ và em gái, người đã nhìn vào trong hồi hộp, bắt đầu thở dễ dàng và nụ cười.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Він був задоволений, а мати й сестра, які дивилися в напрузі, стали дихати легко і з посмішкою.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Он был удовлетворен, а мать и сестра, которые смотрели в напряжении, стали дышать легко и с улыбкой.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.Той е доволен, и майка и сестра, които бяха гледали в напрежение, започнаха да дишат свободно и да се усмихва.
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.הוא היה מרוצה, אמא ואחות, אשר נראה על במתח, החלה
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.وأعرب عن ارتياحه ، وأمه وأخته ، الذي كان قد بدا عليه في التشويق ، وبدأ
O, memnun ve muallakta bakmış annesi ve kız kardeşi, başladı. rahat nefes ve gülümseme.容易に呼吸すると笑顔に。家族自体が台所で食べた。
Tahltan halkı vatanlarındaki bu saldırıya karşı koyabildiler. Fakat, şimdi her şey muallaktaydı.Tahltanom udawało się odpierać ataki na ich ojczyznę, ale teraz wszystko wisi na włosku.
Türkmenistan'daki olayla ilgili en ilginç şey kafenin mülkiyetinin muallakta olması.Lo que es más interesante en el caso turcomano es la propiedad de la cafetería en cuestión.
Türkmenistan'daki olayla ilgili en ilginç şey kafenin mülkiyetinin muallakta olması.Наибольший интерес в туркменском случае представляет вопрос о владельце вышеупомянутого кафе.