mu ile cümle
mu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ona yerel koşullar hakkında biraz bilgi verebilirsen müteşekkir olurum.I would be grateful if you could give him some information on local conditions.
O takma isim ona mükemmel uyuyor.That nickname fits him perfectly.
Onun oğlunun müziğe doğuştan yeteneği var.His son has a gift for music.
Onun fikri muhtemelen kabul edilecek.His opinion will probably be accepted.
Onun oyunculuğu mükemmeldi.His acting left nothing to be desired.
Konuşmanız müthişti.Your speech was splendid.
Onun müziği tüm ülkeye yayılıyor.His music is sweeping the whole country.
Onun müzik zevki muhteşemdir.His taste in music is superb.
Onun müziği çok gürültülü.His music is too noisy.
Onun müziği yurt dışında büyük bir popülerliğe ulaşmıştır.His music has attained great popularity overseas.
Onun müziği genç insanlara hitap ediyor.His music appeals to young people.
Müziği evde popüler değildi.His music was not popular at home.
Ailesi yoksuldu ve yoksul insanlar genellikle müzik duymadı.His family was poor, and poor people did not often hear music.
Hiç onun şarkı söylediğini duydun mu?Have you ever heard him sing?
Onun iyileşmesi mucizeden başka bir şey değildi.His recovery was nothing short of a miracle.
Tekniği eşsiz ve kesinlikle muhteşemdi.His technique was unique and absolutely amazing.
Onun müşterileri azaldı.His customers dropped off.
Ona inanıyor musun?Do you believe him?
Karısı onu muhabirlerden sakladı.His wife screened him from reporters.
Onun yetenekleri çok mükemmeldi ve farklıydı.His abilities were very great and various.
Onun işi mukayese edilemez.His work is beyond comparison.
Onun çalışması kabul edilebilir, ama mükemmel olmaktan uzak.His work was acceptable, but far from excellent.
Onun işi mühendislik.His work is in engineering.
Aklı mutlu düşüncelerle doluydu.His mind was filled with happy thoughts.
Yaşamdaki amacı bir müzisyen olmaktı.His object in life was to become a musician.
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
Onun gecikmesi için bir muazeret yok.His delay admits of no excuse.
Emeklilikten sonraki hayatı mutsuzdu.His life after retirement was unhappy.
Dükkânı sürekli müşteri kaynıyor.His store is always crowded with customers.
Onun telefon numarasını hatırlıyor musun?Do you remember his telephone number?
Onun çabaları sayesinde, tüm mürettebat kurtarıldı.Thanks to his efforts, all the crew were saved.
Onun telaffuzu mükemmel olmaktan uzak.His pronunciation is far from perfect.
Uçağın varış zamanını biliyor musun?Do you know the time of arrival of his plane?
Mutsuz çocukluğu hayata bakışını etkiledi.His unhappy childhood affected his outlook on life.
Onun babası bir doktor mu?Is his father a doctor?
Her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
Onun adını hatırlıyor musun?Do you remember his name?
Onun adını bilmiyor musunuz?Don't you know his name?
Onun cesur mücadelesinin hikayesi bizi derinden etkiledi.The story of his brave struggle affected us deeply.
Onun konuşması müthiş sıkıcıydı.His speech got awfully boring.
Onun hikayesi doğru mudur?Is his story true?
Onun hikayesine inanıyor musunuz?Do you believe his story?
O, mutlu gibi görünüyor.He seems to have been happy.
O mutlu görünüyor.He seems happy.
Mutlu görünüyor.He seems happy.
O, çok mutlu olduğunu söyledi.He said that he was very happy.
Onun yine geç kalması muhtemeldir.He is likely to be late again.
Odasında müzik dinliyordu.He was listening to the music in his room.
Bütün servetine karşın, o çok mutlu değildir.For all his wealth, he is not very happy.
O dün beni mutlu etti.He made me happy yesterday.
Onun mutlu olduğuna kesin gözüyle bakıyordu.He took it for granted that she was happy.
Onun doksan yaşına kadar yaşaması muhtemel.He is likely to live to be ninety.
Doksanı devirmesi muhtemel.He is likely to live to be ninety.
O ne yaptığını biliyor mu?Does he know what you did?
Tüm servetine rağmen mutlu değildi.He wasn't happy in spite of all his wealth.
Onu mutlu etmek oldukça zordur.He is rather hard to please.
O, her zaman kendini müziğe adadı.He has always devoted himself to music.
O her zaman mutludur.He is always happy.
Her zaman niyetleri hakkında muğlak.He is always vague about his intentions.