mor ile cümle

mor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sadece birkaç morluğum var.I just got a few bruises.
Tom'un son zamanlarda Morali bozuk.Tom has been depressed lately.
Tom'un son zamanlarda biraz morali bozuk.Tom has been a little depressed lately.
Tom, gözünü kimin morarttığını hatırlamıyor.Tom has no recollection of how he got his black eye.
Shivaji Maratha İmparatorluğu'nu kurdu ve ilk Peshwa Moropant Pingle idi.Shivaji founded the Maratha Empire, and his first Peshwa was Moropant Pingle.
ABD'de, morfin türevi ilaçlar trafik kazalarından daha fazla ölüme neden olmaktadır.In the USA, opioids claim more victims than traffic accidents.
Konuşma dostça şakayla başladı fakat morluklarla sona erdi.The conversation started with friendly banter but ended in bruises.
Tom morgda.Tom is in the morgue.
Gözün morarmış.That's quite a shiner.
Gözün morarmış. Makyaj mı yaptın?That's quite a shiner.
Tom eve morali bozuk gitti.Tom went home depressed.
Tom Mary'nin neden çok morali bozuk göründüğünü merak ediyordu.Tom wondered why Mary seemed so depressed.
Çocuklar morino karaciğeri yağından nefret ederler.Children hate cod liver oil.
Bugün biraz morali bozuk görünüyorsun.You seem a little depressed today.
Mary'nin gözlerinin altında mor halkalar vardı.Mary had dark circles under her eyes.
Ben moru severim.I love purple.
Bu yer moralimi bozuyor.This place depresses me.
Samara Morgan hiç uyumaz.Samara Morgan never sleeps.
Bize morluğunu göster.Show us your bruise.
Bana morluğunu göster.Show me your bruise.
Senin gözünü kim morarttı?Who gave you that black eye?
Kim onun gözünü morarttı?Who gave him that black eye?
Onun gözünü kim morarttı?Who gave her that black eye?
Doktor ona morfin verdi.The doctor gave him morphine.
Dan, Mormon Kilisesinin aktif bir üyesiydi.Dan was an active member of the Mormon Church.
Mor uzaylının 4 kolu ve 4 bacağı vardı.The purple alien had 4 arms and 4 legs.
Tom'un morlukları artık zar zor görünüyor.Tom's bruises are barely visible anymore.
Bu mavi değil; mor.This is not blue; it is violet.
Mor köpek balıkları tehlikeli hayvanlardır.Purple sharks are dangerous animals.
Sinyal lambaları mors alfabesini iletmek için kullanılır.Signal lamps are used to transmit Morse code.
Pantolonum morumsu kırmızı.My pants are magenta.
O, mor gözlü kadınlardan hoşlanıyor.He likes women with violet eyes.
Yahudi Mordecai Kraliçe Esther'in kuzeniydi.Mordecai the Jew was a cousin of Queen Esther.
Eflatun rengine başlangıçta "Tyrian moru" denirdi.Mauve was initially called "Tyrian purple."
Onlar mor mu?Are they purple?
Tom'a moral vermek için boşuna uğraştık.We tried in vain to cheer Tom up.
Kelebekler mor ötesi ışın kullanarak iletişim kurabilirler.Butterflies can communicate using ultraviolet signals.
Mormon'lar kahve ve çaydan nefret ederler.Mormons hate coffee and tea.
Mor patatesler yemek istiyorum.I want to eat purple potatoes.
Tom morluklarla kaplıydı.Tom was covered in bruises.
Bana herhangi bir morluk vermemeni söyledim!I've told you not to give me any hickies!
Sanırım o biraz moral bozucu.I think he's a bit depressing.
Tom'un kavgadan sonra vücudunda morlukları vardı.Tom had bruises all over his body after the fight.
Ormanlarla çevrili bir nehir boyunca bir yolda bisiklet sürme gerçekten moral verici.Riding your bike on a path along a river surrounded by forests is really uplifting.
Onun morumsu bir yüzü var.She has a purplish face.
Her gün yaklaşık 77 Amerikalı aşırı dozda morfin türevi ilaçlardan ölmektedir.About 77 Americans die each day from an opioid overdose.
Doktorlar morfin türevi uyuşturucu yazarken dikkatli olmalıdır.Doctors should exercise caution when prescribing opioids.
Bacağındaki şu morlukları nasıl aldın?How did you get those blue spots on your legs?
Onun elleri soğuktan morarmıştı.His hands were blue with cold.
Moralini bozdum mu?Did I touch a raw nerve?
Güneş kremi mor ötesi ışıkları yansıtan ya da emen kimyasallar içerir.Sunblock contains chemicals that can reflect or absorb the ultraviolet light.
O şokta ve her tarafında morluklar var.She's in shock and have bruises all over her.
Botanikçi dikkatle ağaçların morfolojik özellikleri kaydetti.The botanist carefully recorded the morphological characteristics of the trees.
Mormon misyonerleri çiftler halinde çalışır.Mormon missionaries work in pairs.
Çiçekler morumsu kırmızıdır.The flowers are magenta.
Çiçek morumsu kırmızıdır.The flower is magenta.
Tom'un vücudu morluklarla kaplıydı.Tom's body was covered with bruises.
Senin yağmurluğun mor.Your raincoat is purple.
Erkek arkadaşım saçlarını mora boyatmak istiyor.My boyfriend wants to dye his hair purple.
İnsanlar morötesi ışıkları göremez.Humans can't see ultraviolet light.

İlgili Sayfalar