Bu bize yalnızca bir moleküldeki atomların oranını verir. aJadi ini hanya memberitahu Anda rasio bahwa mereka ada dalam besar tas molekul ini.
Bu bize yalnızca bir moleküldeki atomların oranını verir. a이것은 여러분에게 큰 가방 속에 이 분자의 비를 알려 줍니다.
Bu bize yalnızca bir moleküldeki atomların oranını verir. aPortanto, este apenas lhe diz a razão que eles existem em um grande bolsa desta molécula.
Bu bize yalnızca bir moleküldeki atomların oranını verir. aTakže zjistíme zase jen poměr, v jakém jsou tyto prvky v molekule glukózy.
Bu bize yalnızca bir moleküldeki atomların oranını verir. aТова просто ви показва отношението, в което са в една голяма торба от тази молекула.
Bu bize yalnızca bir moleküldeki atomların oranını verir. aאז זה רק מראה את היחס שבו הם קיימים בשק גדול של המולקולה.
Bu çizgi ortada ses dalgası yokken yani moleküllerin denge konumunda olduğu zamanki yoğunluk olsun. -Esta é a nossa densidade normal Se nós gravamos a densidade, ele pode ficar. Aqui, temos uma alta densidade.
Bu çizgi ortada ses dalgası yokken yani moleküllerin denge konumunda olduğu zamanki yoğunluk olsun. -Това е нормална плътност. Начертаната плътност ще изглежда по този начин. Тук плътността е висока.
Bu çizgi ortada ses dalgası yokken yani moleküllerin denge konumunda olduğu zamanki yoğunluk olsun. -הדחיסות הזה, נגיד שהקו הזה מייצג את מצב המנוחה, לפני שגל הקול "פוגע", זאת הצפיפות הנורמלית.
Bu da fosfogliseraldehit. İkisi de aynı moleküller sadece farklı isimler.Esto es fosfogliceraldehido, son la misma molécula solamente con nombres diferentes .
Bu da fosfogliseraldehit. İkisi de aynı moleküller sadece farklı isimler.Ini adalah fosfogliseraldehida Mereka adalah sama persis molekul, nama hanya berbeda.
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilir Bu durumda.Es kann jedes Molekül sein, dass weniger als, Wasser da ist, in diesem Fall.
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilir Bu durumda.Puede ser cualquier molécula que es menos, en el agua, en este caso. ~Pausa~
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilir Bu durumda.Zahărul a fost dizolvat, dizolvat în apă.
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilirHal ini dapat setiap molekul yang ada kurang, dalam air, dalam kasus ini.
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilirHet kan ieder molecuul zijn waarvan er "minder" is, minder dan water in dit geval
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilir물 안에있는 보다 적은 물질이 무엇이든간에 그것은 용질입니다
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilirMogą to być inne cząsteczki, których jest mniej, w tym przypadku, w wodzie.
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilirМоже да е каква да е молекула, стига тя да е по-малко от водата в този пример.
Bu, daha az su, orada herhangi bir molekül olabilirこの場合はね。
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.Iar efectul e că începi să ai o densitate crescândă a moleculelor de gaz la fiecare respiraţie.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.In elke ademtocht zit een verhoogde dichtheid van gasmoleculen.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.그 영향은 숨을 쉴때마다 들어가는 기체 분자의 밀도가 높아지는 겁니다.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.L'effetto della pressione è che vi trovate una densità più alta di molecole di gas in ogni respiro che fate.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.Và hiệu ứng áp lực là khi bạn tăng mật độ số phân tử khí trong mỗi hơi thở của bạn.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.Y el efecto de esa presión es que aumenta la densidad de moléculas de gas con cada inhalación.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.Zatem wraz z ciśnieniem wzrasta zagęszczenie molekuł gazu w każdym naszym wdechu.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.Και η επίπτωση της πίεσης είναι η αυξημένη πυκνότητα των αέριων μορίων που εισπνέεις.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.Ефектът от това налягане е, че имате повишена плътност от газови молекули всеки път, щом си поемете дъх.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.І ефект цей полягає в тому, що щільність молекул газу підвищується з кожним вашим вдихом.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.וההשפעה של הלחץ היא שיש יותר מולקולות דחוסות של גז בכל נשימה.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.وتأثير هذا الظغط هو أن لديك زيادة كثافة جزيئات الغاز في كل نفس تأخذه.
Bu da şudur ki aldığınız her nefeste gaz molekülleri yoğunluğu artmıştır.気体分子の密度が高まっていきます 時間が経つにつれ 気体分子は 血中や組織内に溶け
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Benar," katanya, "hanya molekul untuk wanita. Tidak mungkin ini penting."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Dat is maar een vrouwenmolecule. Dat kan niet zo belangrijk zijn."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Det er kun et kvindeligt molekyle. Det kan ikke være så vigtigt."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."É," disse, "apenas uma molécula feminina. Não pode ser assim tão importante."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."E doar o moleculă caracteristică femeilor. Nu poate fi așa de importantă."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Es ist nur ein weibliches Molekül. Es kann nicht so wichtig sein."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Es una molécula solo mujer —dijo— No puede ser tan importante".
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Hisz' ez csak egy női molekula!", mondta. Nem lehet ekkora jelentősége!"
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz.""Je to," povedal, "iba ženská molekula. Nemôže byť až tak dôležitá."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Je to," řekl, "jenom ženský hormon. Nic víc v tom není."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."왜냐면 그건, "단지 여성의 분자니깐 그게 그렇게 중요할리가 없어"
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Lo è", ho detto, "è solo una molecola femminile. Non può essere così importante".
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Nó chỉ là một phân tử của phái yếu mà thôi," anh ta nói. Nó không thể quan trọng như anh nghĩ."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz.""Se on ainoastaan naisilla esiintyvä molekyyli." "Se ei voi olla niin tärkeä."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz.""To tylko cząsteczka dla kobiet. Nie może być taka ważna".
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz.""Είναι" είπε "μόνο θηλυκό μόριο". "Δεν μπορεί να είναι τόσο σημαντικό".
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz.""Ведь это", он сказал, "женская" молекула. Она не может быть такой уж важной."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."Това е" - каза той - "само една женска молекула. Тя не може да е толкова важна."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz.""Це ж "жіноча" молекула", — сказав він. Вона не може бути настільки важливою".
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."זו אך ורק מולקולה של נשים. לא יכול להיות שהיא חשובה כל-כך."
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."إنها حقاً كذلك , " فهذا هرمون أنثوي فقط لا يمكن أن يكون بهذه الأهمية "
"Bu" dedi, "sadece dişi bir molekül, bu kadar da önemli olamaz."それほど重要なはずがない」 私は「男性の脳でも分泌される
Bu değişik bir molekül çünkü yalnızca bir atomu var. a a a a a a aA je to zajímavá molekula, protože samozřejmě je to jen jeden prvek. Síra. Teď jsem napsal špatně.
Bu değişik bir molekül çünkü yalnızca bir atomu var. a a a a a a aDan molekul yang menarik, karena jelas, itu hanya satu atom. Belerang. Maaf, tidak, aku ejaan salah.
Bu değişik bir molekül çünkü yalnızca bir atomu var. a a a a a a a재미있는 분자인데요, 왜냐하면 명백히 단지 한개의 원자니까요. 황
Bu değişik bir molekül çünkü yalnızca bir atomu var. a a a a a a aSiarka to interesująca cząsteczka, ponieważ - oczywiście - składa się tylko z atomów jednego rodzaju. Siarka.
Bu değişik bir molekül çünkü yalnızca bir atomu var. a a a a a a aUnd eine interessante Molekül, weil offensichtlich Es ist nur ein Atom. Schwefel.