Bulutlar büzüldükçe, moleküllerin yoğunlukları artar ve emilmiş radyasyonun kaçışını daha da zorlaştırır.Jak se však mračno smršťuje, koncentrace molekul roste a postupem času začne bránit unikání záření.
Molekül ağırlıkları 100-900.000 arasında değişmektedir.Relativní molekulová hmotnost se pohybuje mezi 100 000 až 200 000.
Teikonik asit moleküllerinin fonksiyonları tam olarak bilinmemektedir.Podstata funkce kyseliny acetylsalicylové nebyla dlouho známa.
Molekül D5h simetriye sahiptir.Molekula je planární se symetrií C2v.
Lipid moleküller membranın bir tarafından diğer tarafına dönerler.Moleculele lipidice se pot întoarce de pe o parte a membranei pe alta.
Suyun veya diğer çözücü moleküllerin içeriği kendi kendine bir araya gelmiş yapıları değiştirir.Conținutul de molecule de apă sau alt solvent schimbă structurile auto-asamblate.
Kimyada, HOMO ve LUMO moleküler orbital tipleridir.În chimia cuantică, HOMO și LUMO sunt tipuri de orbitali moleculari.
Yine de bir bölgecik içinde moleküller çok düzenlidir.În interiorul unui domeniu, moleculele sunt însă bine ordonate.
Moleküler Yapı ve Sıvı Kristallerin Özellikleri adlı kitabı bu konuda bir rehber kitap olmuştur.Cartea sa Structura moleculară și proprietățile cristalelor lichide a devenit manual în acest subiect.
OrbiMol Moleküler orbital veritabanıTeoria RPESV Metoda orbitalilor moleculari
Belirli şartlar altında fermiyon grıpları diatomik moleküller oluşturur ve Bose-Einstein yoğuşmasına uğrar.În anumite condiții, perechile fermionice formează molecule diatomice și se supun condensării Bose-Einstein.
Çok düşük amphiphile konsantrasyonlarda moleküller herhangi bir sıraya girmeden rastgele dağılacaklardır.La concentrații amfifile foarte scăzute, moleculele se vor dispersa aleatoriu, fără nici o ordonare.
Bu işlem, hem mikroskobik hem de moleküler düzeyde yapılır.Studiul este făcut atât la nivel microscopic cât și la nivel molecular.
Fakat NGC 6543'te moleküler hidrojen emisyonu, dış halenin iç kenarında parlak olarak görünür.În cazul nebuloasei NGC 6543, emisia de hidrogen este mai intensă la limita interioară al haloului exterior.
Hipervalent moleküldür.Compusul are o moleculă hipervalentă.
Bu nedenle elektron çiftleri molekülün son geometrisini belirler.Astfel, numărul de perechi de electroni determină geometria finală acceptată de aceștia.
Bunlardan bazıları, kollajen proteinince oluşturulmuş lifler gibi, basit yapılı moleküllerdir.Unele sunt molecule structurale simple, cum sunt și fibrele formate de către colagenul din proteine.
Genlerin moleküler temeli deoksiribonükleik asittir (DNA).Baza moleculară pentru gene este acidul dezoxiribonucleic (ADN).
DNA, normal olarak, ikili sarmal biçimde dolanan iki iplikçikli bir moleküldür.În mod normal, ADN-ul este o moleculă dublu-catenară, răsucită într-o formă dublu-spiralată.
İki atomlu oksijen molekülleri ayrılır.Astfel s-au consumat 2 molecule de ozon.
En çok bilinen en basit buckyball molekülü, futbol topu benzeri yapısıyla C60 buckminsterfullerenedir.Cel mai simplu exemplu este fulerena C60, cu formă de minge de fotbal).
Moleküler hidrojen bulutları yıldızların oluşumuyla bağlantılıdır.Norii moleculari de H2 sunt asociați cu formarea stelelor.
Atmosferin iki temel bileşeni moleküler hidrojen (H2) ve helyum (He)'dur.Principalii constituenți ai atmosferei joviene sunt hidrogenul molecular (H2) și heliul..
Kinetik teori aynı zamanda kinetik-moleküler teori veya çarpışma teorisi olarak da bilinir.Pentru a găsi aceste formule se face apel la teoria cinetico-moleculară a gazelor sau mecanica statistică.
Bu işlem hem moleküler hem de mikroskobik ölçüde gerçekleştirilir.Experimentările se fac atât la nivelul microscopic cât și molecular.
Verici moleküller genelde koenzimdir.Perechile formate sunt în general monogame.
Genellikle bu terim küçük moleküller için kullanılır.Termenul se referă în principal la molecule de dimensiuni mici.
Galaktoz, glukoz ve fruktoz moleküllerinden meydana gelmiştir.Compusul este alcătuit din galactoză, glucoză și fructoză.
Diğerlerini kopyalayacak görece kısa RNA molekülleri laboratuvar ortamında üretilebilmiştir.În laborator au fost produse molecule relativ scurte de ARN care pot sintetiza alte molecule ARN.
Pioneer plağında bulunan pulsar haritası ve hidrojen molekülü diyagramı da plaklara eklenmiştir.Harta pulsar și diagrama moleculei de hidrogen sunt împărțite în comun cu placa Pioneer.
Bu iyonların ilki, 1925'te keşfedilen helyum hidrit moleküler iyonudur (HeH+).Erre a legegyszerűbb példa az 1925-ben felfedezett hélium-hidrid ion (HeH+).
Proteinler polipeptit molekülleridir (veya çok sayıda polipeptit alt birimi barındırır).A fehérjék polipeptid molekulák (vagy több polipeptid alegységből felépülő szerkezetek).
Cis ve trans izomerler hem inorganik koordinasyon komplexlerinde hem organik moleküllerde meydana gelir.Cisz és transz izomerek szerves molekulákban és szervetlen koordinációs komplexekben is előfordulhatnak.
Phillip Allen Sharp (6 Haziran 1944), Amerikan genetikçi ve moleküler biyolog.Phillip Allen Sharp (Falmouth, 1944. június 6.) amerikai genetikus és molekuláris biológus.
Bu bir ATP molekülünün oluşumuna eşdeğerdir, çünkü GTP kolaylıkla ADP'den ATP'nin oluşmasını sağlar.Ez egy ATP molekulának felel meg, mivel a GTP ATP-vé alakulhat.
Psödogenler moleküler genetik araştırmaları zorlaştırabilir.A pszeudogének nehezebbé teszik a molekuláris genetika tanulmányozását.
Plazmid terimi Amerikalı moleküler biyolog Joshua Lederberg tarafından 1952'de ilk defa kullanılmıştır.A plazmid fogalmát 1953-ban vezette be Joshua Lederberg amerikai molekuláris biológus.
Normal hidrojen yerine zenginleştirilmiş döteryum molekülleri içeren su ağır su olarak adlandırılır.A (normál hidrogén helyett) deutériumot tartalmazó molekulákban feldúsult vizet nehézvíznek nevezzük.
Moleküler genetik, moleküler biyolojinin ve genetiğin yöntemlerini kullanarak çalışır.A molekuláris genetika felhasználja a genetika és a molekuláris biológia módszereit egyaránt.
Molekül olarak yassı bir şekilleri vardır.Ebből kifolyólag a molekuláknak sajátos alakja van.
Sir Richard "Rich" John Roberts (6 Eylül 1943, Derby); İngiliz biyokimyacı ve moleküler biyolog.Sir Richard John Roberts (született Derby, 1943. szeptember 6.) angol biokémikus és molekuláris biológus.
Bu tasarımda 'yazılım' molekülleri tekrar kullanılabilmektedir.Ebben az esetben nem tudjuk újra „összerakni” a gráfunkat.
Elizabeth Helen Blackburn (26 Kasım 1948, Tasmania) Avustralya doğumlu Amerikalı moleküler biyolog.Elizabeth Helen Blackburn (Hobart, 1948. november 26. –) ausztrál-amerikai molekuláris biológus.
Moleküler düzeyde bunların oluşum ve bozunum mekanizması henüz iyi anlaşılmamıştır.A molekuláris szinten kialakulásuk és bomlási mechanizmusuk még nem minden részletében ismert.
Örneğin, moleküler biyoloji alanında standart DNA ekstraksiyon ve melezleştirme reaksiyonlarında kullanılır.Például a molekuláris biológiában a DNS szokásos kinyerése vagy a hibridizációs reakciók során alkalmazzák.
Moleküler biyolojiSejtmembrán Molekuláris biológia
Bütün kollajen moleküllerinde glisin sayısı bütün amino asitlerin 3'te biri kadardır.A szervezet valamennyi proteinje közül a lorikrinben a legmagasabb a glicin aminosav aránya.
Glukagon molekülü, 29 amino asitten kurulmuştur.A glukagon egy 29 aminosavból álló polipeptid.
Molekül formülü: CO.A formiát ion képlete: HCOO−.
Genellikle moleküler halde bulunur.Gyakran több gyűrű is található a molekulájukban.
Bu keşifler moleküler biyolojinin doğumuna karşılık gelir.Ezek a felfedezések voltak a molekuláris biológia kezdetei.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Francis Crick és James D. Watson bejelenti a DNS molekula kettős-spirál szerkezetének felfedezését.
"MOLEKÜLER METALLER: Değişim İçin Boş Kalmak".Füst Milán: Változtatnod nem lehet.
Alanin, moleküler yapısı en basit olan alifatik amino asitlerden biridir.Az alanin az egyik legegyszerűbb fehérjealkotó aminosav.
1. Moleküler bileşik moleküllerden oluşmaktadır.P2: Az univerzum molekulákból áll.
Moleküler hidrojen bulutları yıldızların oluşumuyla bağlantılıdır.A H2 molekulafelhők a csillagkeletkezéssel hozhatók összefüggésbe.
Bu moleküller arası potansiyelin bir formu ilk olarak 1924'te John Lennard-Jones tarafından önerildi.Potentiaalin yhtälön esitti ensimmäisenä John Lennard-Jones vuonna 1924.
Plazmid terimi Amerikalı moleküler biyolog Joshua Lederberg tarafından 1952'de ilk defa kullanılmıştır.Termiä ”plasmidi” käytti ensimmäisenä yhdysvaltalainen molekyylibiologi Joshua Lederberg vuonna 1952.
Bileşiklerin en küçük yapı taşı moleküllerdir.Yhdisteen pienin rakenneyksikkö on molekyyli.
Bu işlem, hem mikroskobik hem de moleküler düzeyde yapılır.Tutkimusta tapahtuu sekä mikroskooppisella että molekulaarisella tasolla.