Molar dişler ağzın en arkasındaki dişlerdir.Les molaires sont les dents du fond.
Kerem yolda mola vermelerini ister.Elle lui demandera d'attendre dans le couloir.
Jacques de Molay (Fransızca).Jacques de Mahieu.
Jacques de Molay’a göre bu fikir savunulabilir değildi.Concernant l'union des ordres, Jacques de Molay rejette toute idée de fusion.
Jacques de Molay (Fransızca).Jacques de Molay (en francés).
Mola vermek için odadan çıkıyordu ve geri geldiğinde bambaşka bir kıyafetle karşımızda duruyordu.Por ejemplo, sale de la habitación y vuelve después del descanso con un traje nuevo.
Kendisi Brandon Molale ...Él mismo Estela Molly...
Takımların 30'ar saniyelik birer mola hakkı vardır.El equipo tiene derecho a un tiempo muerto de 30 segundos por periodo.
Bu sebeple turne sırasında grup mola verdi.Con esto se despidió del torneo en la fase de grupos.
Bu belki de doğuya olan yolculuğunda bir molaydı.Su procedencia posiblemente haya sido Oriente Medio.
Beş dakikalık bir molaya ihtiyacım var.Ho bisogno di cinque minuti di pausa.
Çocuklar, biraz mola vermeliyiz.Ragazzi, dovremmo fare un po' di pausa.
Saat 10.00’da ve 15.00’te çay molası.Tutto che quello che dovete sapere, su Five o' clock tea.
Takımların her birinin, her devre için birer dakika mola kullanma hakları vardır.Tutti i round hanno un minuto di pausa tra loro.
Ayrıca her takımın her 10 sonda iki adet 60 saniye mola hakkı vardır.Ad ogni squadra sono anche concessi due timeout di 60 secondi ciascuno.
Bu sebeple turne sırasında grup mola verdi.Voglio dire, c'è una pausa nel ciclo.
Mola ana planlamaları yapan kişiydi ve komuta kademesindeki ikinci kişiydi.Mola era il capo pianificatore e secondo in comando.
Prini Molamure ile evlendi.Era sposato con Prini Molamure.
Milliyet Molatik.Di mollezza.
Kervanlar burada mola verirlermiş.Le manette possono attendere....
Kendisi Brandon Molale ...Parla Simone Crolla.
"Kısa bir mola verelim." dedi.Он сказал: "Давайте немного отдохнём".
Mola sırasında, lobide Tom'u aramaya gittim.В антракте я пошёл искать Тома в фойе.
Saat 10.00’da ve 15.00’te çay molası.Загляни ко мне на чай в три часа.
Oyun sırasında iki takım da her devrede 1'er dakikalık mola hakkına sahiptir.Лишь в последние 2 минуты игры каждая команда имеет право на один тайм-аут.
Ara sıra balıkçılar mola verirler.Регулярно на нём отдыхают рыбаки.
Geçiçi bir mola, pourquoi pas?Почему «неоготика»?
Jacques de Molay (Fransızca).Жак де Моле.
Jacques de Molay (Fransızca).Jacques de Molay (باللغة الفرنسيَّة).
Ara sıra balıkçılar mola verirler.أما الكبار فأحيانا يصطادون السمك .
2002 - Steve Fossett tek başına ve mola vermeden dünya çevresini balonla dolaşan ilk insan oldu.2002 - ستيف فوسيت يصبح أول من يقوم بالدوران حول الأرض دون توقف لوحده بمنطاد هوائي.
Bu korunun doğal güzelliklerini görmek için burada bir mola vermektedirler.نذهب الآن إلي هذه الأرض الجميلة للتمتع بملامحها الطبيعية.
R molar ideal gaz sabitidir.R {\displaystyle R} الثابت العام للغاز المثالي.
Yolda başka bir mola yerinde tekrar Kapadokya manzaraları vardır.سوف يحدق هيهاتشي في وجه القدر في وقت آخر.
İspanya ve Fransa, kısa molalar hariç, 1499 İkinci İtalyan Savaşı'ndan beri savaş halindeydiler.A Espanha estava em guerra com a França, com apenas breves pausas, desde a Segunda Guerra Italiana de 1499.
Molara ve Molarotto en yakın adalardır.As ilhas de Molara e de Molarotto são suas vizinhas.
Sırbistan 0.5 saniye kala mola aldı.Em C, demorou menos de 0,5 segundo.
R molar ideal gaz sabitidir.Volume molar de um gás ideal.
Takımların her birinin, her devre için birer dakika mola kullanma hakları vardır.Cada equipa tem direito a um Tempo Morto (timeout em inglês) de um minuto a cada dois.
Bana biraz mola verin." yanıtını vermiştir.“Descansar”, eles responderam.
Ara sıra balıkçılar mola verirler.Af en toe wordt de vis gekeerd.
Tonyukuk'un emriyle burada ordu mola verdi.Onder het bevel van Timosjenko keerde het tij.
Mola ana planlamaları yapan kişiydi ve komuta kademesindeki ikinci kişiydi.Mola was de leider van de organisatie, maar officieel de tweede in rang.
Kısa bir moladan sonra işine kaldığı yerden devam etti.Hij hervatte zijn werk na een korte pauze.
Kısa bir moladan sonra çalışmasına devam etti.Na een korte pauze ging hij weer verder met zijn werk.
Kısa bir moladan sonra çalışmasına devam etti.Hij hervatte zijn werk na een korte pauze.
Çocuklar, biraz mola vermeliyiz.Jongens, we moeten even een stop inlassen.
Molada sigara içebilir miyiz?Mogen we gedurende de pauze roken?
2002 - Steve Fossett tek başına ve mola vermeden dünya çevresini balonla dolaşan ilk insan oldu.2 lipca – Steve Fossett jako pierwszy człowiek na świecie okrążył balonem kulę ziemską bez międzylądowania.
Bu belki de doğuya olan yolculuğunda bir molaydı.Być może był to etap w drodze do Wielkiej Brytanii.
Jacques de Molay (Fransızca).Jacques de Molay (ur. ok.
Ayrıca bakınız: molar kütle.Zobacz też: gmina Strojec.
Saat 10.00’da ve 15.00’te çay molası.O godz. 13 zjadł śniadanie (sok owocowy i porcję suszonej żywności).
Onlara bir mola ver.Daj im odpocząć.
Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti.Ett försök gjordes på förmiddagen men fick avbrytas och paus togs för lunch.
Takımların her birinin, her devre için birer dakika mola kullanma hakları vardır.Alla kunder får till exempel en minut på sig att betala.
Ara sıra balıkçılar mola verirler.Ibland tar den fiskar.
Molalite, bir kilogram çözücüde çözünmüş halde bulunan maddenin mol sayısıdır.Osmolalitet beskriver det totala antalet mol lösta molekyler i ett kilogram lösningmedel.
Futbolcular, mola almaksızın antrenman yapıyorlar.Лікарі порадили футболісту взяти паузу.
Bu gösterimde μ molar kimyasal potensiyel, g yerçekimsel ivme ve z dikey koordinattır.У цьому виразі μ — мольний хімічний потенціал, g — гравітаційне прискорення, і z — вертикальна координата.