O bir eğitimci, şair ve modernleşmenin savunucusudur.He is an educator, poet and an advocate of modernization.
Japonya'nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor.Japan's highly acclaimed post-war education system contributed strongly to the modernizing process.
Japonya'nın modernleşmesinde önemli rol oynadı.The government also held an important role in modernising Japan.
Küreselleşmenin yarattığı tüm olumsuzluklar modernleşmenin sonuçlarıymışcasına algılanıyor."All movements raised up by God still have the imperfections common to humanity."
Nasıreddin Şahın modernleşme reformlarının çoğu, Emir Kebir'in başbakanlığı döneminde gerçekleşti.Most of Naser al-Din's modernizing reforms happened during the prime ministership of Amir Kabir.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.This is a country that indeed has gone through a very, very interesting modernization.
Modernleşmenin süregeldiğini biliyoruz.We know that modernization is happening.
Topiç yine de bunun modernleşme yolunda atılan önemli bir adım olduğunu belirtiyor.However, she added, it is an important step towards modernisation.
AB, kurumsal değişim ve modernleşme için mükemmel bir itici güç görevi görüyor.The latter is a formidable stimulus for institutional change and modernisation.
Hindistan'ın kırsal kesiminde, hipergamy modernleşme fırsatıdır.In rural India, hypergamy is an opportunity to modernize.
Zamanında modernleşme yolunda önemli ilerlemeler kaydetti.During his time, he made significant advances towards modernization.[29]
Modernleşme teorisinin eleştirisiCritics of modernization theory
Birçok bilim adamı modernleşme teorisine katkıda bulunmuştur.Scientists from various research disciplines have contributed to modernization theory.
Modernleşme TeorisiModernization theory
Günümüzde ise modernleşme çalışmaları önemli ölçüde artmıştır.[1]And research results have increased dramatically.[28]
II. Mahmud, 1839'da Tanzimat Fermanı'nın önünü açarak Türkiye'nin modernleşmesini başlattı.Mahmud II started the modernization of Turkey by paving the way for the Edict of Tanzimat in 1839.
Ortalama %6'nın üzerindeki iktisadi gelişme ile beraber büyük bir değişim ve modernleşme başladı.Durchschnittlich zahlte man 6 % des Warenwerts, mit starken Abweichungen nach unten und nach oben.
Japonya'nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor.Le très admiré système d'éducation japonais d'après-guerre contribue fortement au processus de modernisation.
Kral olduktan sonra ilk iş olarak Kral Emanullah'ın modernleşme çalışmalarını geri çekti.En réalité, le roi songe depuis le début de l'annonce du retour de Bonaparte à fuir.
Japonya'nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor.El muy aclamado sistema educativo de posguerra de Japón contribuyó fuertemente al proceso de modernización.
İran'daki Ermeniler 19 ve 20. yüzyıl boyunca İran'ın modernleşmesinde etkin rol oynamışlardır.Los iraníes armenios fueron muy influyentes y activos en la modernización de Irán durante los siglos XIX y XX.
Dolayısıyla bu modernleşme hamlesi bardağı taşıran son damlaydı.Esta fue la última gota que rebasó el vaso de mi tristeza.
Japonya'nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor.ساهم نظام التعليم في اليابان ما بعد الحرب العالي بقوة لعملية التحديث.
Özellikle ikinci açıklamaya göre, cumhuriyet ve modernleşme karşıtları partinin tabanını oluşturmaktaydı.وفقا للتصريح الثاني بصفة خاصة كان المعارضين للجمهورية والحداثة يشكلون قاعدة الحزب.
Abdülaziz döneminde mali sıkıntılara rağmen modernleşme çalışmaları hız kazandı.وفى عهد عبد العزيز بالرغم من الأزمة الإقتصادية إلا أن عمليات التجديدات زادت من سرعتها .
Japonya'nın savaş sonrası eğitim sistemi ağırlıklı olarak modernleşme sürecini ele alıyor.O aclamado sistema educacional japonês do pós-guerra contribuiu fortemente para o processo de modernização.
Reformlar arasında Mısır'ın sanayileşmesi ve eğitimde modernleşme vardı.Ao mesmo tempo, o sistema de educação da Coreia foi melhorado e a infraestrutura interna modernizada.
Köy, hızlı bir şekilde modernleşme yönünde adımlar atmaktadır.De Nederlandse maatschappij was bezig in een snel tempo te moderniseren.
Japonya'nın modernleşmesinde önemli rol oynadı.De modernisering van Japan stond hierbij voorop.
Kalkınma süresi hızlı, gelişim ve modernleşme konusunda ilerlemeler kaydetmiştir.Kładziono nacisk na szybkość przejazdu i nowoczesność.
O bir eğitimci, şair ve modernleşmenin savunucusudur.Byl to pedagog, básník a obhájce modernizace.
Reformlar arasında Mısır'ın sanayileşmesi ve eğitimde modernleşme vardı.V muslimském Španělsku vzkvétala kultura a vzdělanost.
İran'daki Ermeniler 19 ve 20. yüzyıl boyunca İran'ın modernleşmesinde etkin rol oynamışlardır.Armenii au fost influenți și activi în procesul de modernizare a Iranului în secolele 19 și 20.
Japonya'nın modernleşmesinde önemli rol oynadı.Jelentős szerepe volt azonban a mexikói szereplés kiharcolásában.
Japonya'nın modernleşmesinde önemli rol oynadı.Hänellä oli keskeinen rooli japanilaisen modernin arkkitehtuurin synnyssä ja kehityksessä.
19. yüzyılda Macaristan'ın bağımsızlık mücadelesi ve modernleşmesi dönemin karakterini oluşturmuştur.Ο 19ος αιώνας χαρακτηρίστηκε από τον ουγγρικό αγώνα για ανεξαρτησία και εκσυγχρονισμό.
Modern sosyoloji, 19. yüzyılın başlarında dünyanın modernleşmesine akademik yanıt olarak ortaya çıktı.Η νεότερη κοινωνιολογία εμφανίσθηκε στις αρχές του 19ου αιώνα ως ακαδημαϊκή αντίδραση στον εκσυγχρονισμό.
Modern sosyoloji, 19. yüzyılın başlarında dünyanın modernleşmesine akademik yanıt olarak ortaya çıktı.Sosiologi modern, muncul di awal abad 19 sebagai respon akademik terhadap modernisasi dunia.
Ted Drake, Chelsea'nin modernleşmesinde büyük rol oynadı.Voltaire memainkan peran penting dalam mempromosikan citra Catherine di Eropa.
19. yüzyılda Macaristan'ın bağımsızlık mücadelesi ve modernleşmesi dönemin karakterini oluşturmuştur.19世紀、ハンガリー人は独立への闘争と近代化が占めていた。
Japonya'nın modernleşmesinde önemli rol oynadı.日本の現代建築に大きな影響を与えた。
Brezilya edebiyatı, yerel gelenekler ile modernleşme arasındaki çatışmayı yansıtır.《天國牧民》講述傳統文化與現代化發展之間的衝突。
Modern sosyoloji, 19. yüzyılın başlarında dünyanın modernleşmesine akademik yanıt olarak ortaya çıktı.הסוציולוגיה כתורה מדעית הגיחה בתחילת המאה ה-19 כתגובה אקדמית לאתגר המודרניות.
Kalkınma süresi hızlı, gelişim ve modernleşme konusunda ilerlemeler kaydetmiştir.Настъпват години на динамично разрастване, развитие и осъвършенстване.
Türkiye'de vatanseverlik modernleşme çabalarının başladığı 19. yüzyıldan itibaren kuvvetlenmiştir.XIX a. pradžioje sustiprėjo islamiškasis atsinaujinimo judėjimas.
Büyük Saat tarihte modernleşmenin simgesi olarak görülmüştür.Seda nähti uue ajastu sümbolina.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Aceasta este o ţară care a trecut într-adevăr printr-o modernizare foarte, foarte interesantă.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.(Aplausos) Este é um país que passou por uma modernização muito interessante.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.C'est un pays qui est en effet passé par une modernisation très, très intéressante.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Das ist ein Land, das eine sehr, sehr interessante Modernisierung durchlaufen hat.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Đây là một đất nước đã trải qua một quá trình hiện đại hóa rất thú vị.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Det här ett land som verkligen gått igenom en väldigt, väldigt intressant modernisering.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Dette er et land som bestemt har gennemgået en meget, meget interessant modernisering.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Dit land heeft inderdaad een zeer zeer interessante modernisering gekend.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.En efecto, este es un país que ha vivido una modernización muy interesante.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.È un paese che ha davvero vissuto una modernizzazione interessantissima.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Ez az ország csakugyan átment egy nagyon-nagyon érdekes korszerűsítésen.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Inilah negara yang memang telah melalui modernisasi yang sangat amat menarik.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.Katar je země, která prošla opravdu velmi zajímavou modernizací.
Aslına bakarsanız bu ülke oldukça ilgi çekici bir modernleşme sürecinden geçmiş.이 나라는 실로 정말 정말 놀라운 현대화를 겪은 나라인 것입니다.