Minifix sayesinde mobilyalar sıkı ve yüksek emniyetle bağlanır.Благодаря сложной системе мускулов и сухожилий хобот обладает большой подвижностью и силой.
"Teleset Mobilya Akhisarspor'a 10 yıllık stadyum müjdesi".Выпускается концертный диск «10 лет жизни».
Babası bir mobilya mağazasının sahibidir.Он владелец мебельного магазина.
Önemli bir mobilya eşyası olarak sedir bulunmaktadır.وقد تم تركيبه على عربة مجنزرة كبيرة.
Özellikle konut mimarisi, iç mimari ve mobilya dizaynı alanlarında uzmanlaştı.له مساهمات رائدة في مجال البناء الخرساني، وتصميم الأثاث المنزلي.
Bu mobilyalar bondage ilişki için de kullanılabilir.ويمكن استخدام الاستعارات أيضًا للتأكيد على تلك المقارنات.
1832 yılında aile sarayın tüm mobilya ve koleksiyonlarını sattı.Em 1832, a família vendeu todas as mobílias e colecções do palácio.
Simpsonlar geçici bir süreliğine Mayfair'de mobilyalı ve dört hizmetlisi olan bir eve yerleşti.Os Simpsons temporariamente moraram em uma casa mobiliada em Mayfair com quatro criados.
Mobilya için kullanılacak tüm iç ahşap belirli bir akçaağaç türünden hasat edildi.Toda a madeira do interior a ser usada nos móveis precisava ser colhida de uma determinada espécie de bordo.
Karakter hayvanlardan nefret eder ve onları hizmetçi olarak ya da mobilya gibi kullanmayı tercih eder.Os animais tratam seres humanos como animais, utilizando-os para o trabalho ou como mascotes de estimação.
Bunlar dışında mobilya imalatı da yapılıyor.Estão fora da contagem as peças de mobiliário.
Modern mobilyayı tercih ederim.Eu prefiro mobília moderna.
Şehirde iki süt fabrikası, bir elektrik fabrikası ve bir mobilya fabrikası bulunur.In de stad bevinden zich twee melkfabrieken, een elektronicafabriek en een meubelfabriek.
Beldede gıda, mobilya ve makine imal eden küçük işletmeler de vardır.Er zijn ook een paar kleine fabrieken waar voedsel, meubels en machines worden vervaardigd.
2006’da sarayın birer parçası olan mobilyalar ve nesneler de koruma altında alınmıştır.In 2006 werden de meubelen en voorwerpen die deel uitmaken van het gebouw beschermd.
Caligula, onlara ait tüm mobilya, mücevher köle ve azatlı köleleri sattı.Caligula zou hun meubels, juwelen, slaven en vrijgelatenen in Gallia verkopen.
Köyde ayrıca mobilya üretimi yapılmaktadır.Er werden nu ook meubels geproduceerd.
Kendi işini kurarak mobilya ve dekorasyon üzerine çalıştı.Na zijn wielerloopbaan ging hij werken in zijn eigen meubelzaak.
Bu mobilyalar, altı parçadan oluşmaktadır.Deze bundel bestaat uit zes delen.
Mobilya atölyesinde çalışmaktadır.Hij werkt in een motorwinkel.
Evimde az mobilya var.Er zijn maar weinig meubels in mijn huis.
Odamda fazla mobilya yok.Er staan niet veel meubels in mijn kamer.
Yeni mobilyalar bugün geldi.De nieuwe meubels zijn vandaag gekomen.
Bu yolla saat, mobilya, radyo gibi tüketim malları bolca üretildi.Dobra konsumpcyjne takie jak zegarki, meble czy radia były wręcz produkowane w nadmiarze.
Mikrofiberler, giyim eşyaları, endüstriyel filtreler, mobilyalar ve temizlik ürünlerinde kullanılır.Mikrofibra jest powszechnie stosowana w produkcji odzieży, filtrów przemysłowych i produktów czyszczących.
Önemli bir mobilya eşyası olarak sedir bulunmaktadır.Den har en stor möbeltillverkningsindustri.
Vitra Mobilyaları CEO’su Rolf Fehlbaum bu müzeyi bağımsız bir hayır kuruluşu olarak 1989 yılında kurmuştur.Генеральний директор Vitra Рольф Фельбаум заснував музей в 1989 році як незалежний приватний фонд.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.Внутрішнє обладнання житла було скромним.
Beldede gıda, mobilya ve makine imal eden küçük işletmeler de vardır.Також є кілька невеликих фабрик, де виготовляються продукти харчування, меблі і обладнання.
Son yıllarda mobilya ve tekstil sektörlerinde, ticari ölçekli hayvancılıkta gelişmeler yaşanmıştır.Проте, в останні роки в суднобудуванні і текстильній промисловості відбувається скорочення виробництва.
Çoğu tarihi mobilya kaybolmuştur.Більшість сучасних будівель вистояли.
Arkan, bu binanın da mobilyalarına varana kadar her türlü tasarımını üstlendi.Архітектор сам займався внутрішнім облаштуванням цієї будівлі і підбирав меблі.
15 Nisan - "Mobilya Yolsuzluğu" davasının görülmesine, Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı.15 жовтня в процесі чергового засідання в доставленого до суду Гордєєва виникли шийні судоми.
Evde çok fazla mobilya var.В будинку забагато меблів.
Ben yeni mobilya ısmarladım.Я замовив нові меблі.
Etki ismini İsveçli üretici ve mobilya satıcısı IKEA'dan alır.Zachycuje historii švédské nábytkářské firmy IKEA.
Özellikle konut mimarisi, iç mimari ve mobilya dizaynı alanlarında uzmanlaştı.Sloh se uplatnil především v architektuře, v módě a v designu nábytku.
Amcasının tavassutu ile bir mobilya fabrikasında çalışmaya başladı.Unchiul ei a invitat-o să lucreze într-o fabrică de mobilă.
Yatak, üzerinde uyumak ya da dinlenmek için kullanılan mobilya.Dormitorul este o cameră sau un loc folosit în principal pentru somn sau odihnă.
Beldede gıda, mobilya ve makine imal eden küçük işletmeler de vardır.Există, de asemenea, unele fabrici mici, atât în industria alimentară și mecanică și mobilier.
Ürün yelpazelerinde kıyafet, ev eşyaları ve mobilya bulunur.El cumpără tot felul de produse, de la haine la mobilă și produse alimentare.
Mobilyalaşmış bir salıncak ta denebilir.Se obține astfel o așa-numită cameră obscură.
Köyde ayrıca mobilya üretimi yapılmaktadır.De asemenea, în localitate se găsește și o fabrică de mobilă.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.A bútorzat nagyon egyszerű volt.
Barikatları oluşturmak için mobilyalar ve diğer büro malzemeleri kullanıldı.A bútorok illesztésére csapszegeket használtak.
Çoğu tarihi mobilya kaybolmuştur.Az eredeti bútorzat legnagyobb része elpusztult.
Şehirde mobilya ve otomobil fabrikaları da bulunmaktadır.A városban a fafeldolgozás és bútorgyártás is jelen van.
Ayrıca Vitra mobilyaları ile ilgili rehberleri turlar da düzenlenmektedir.Fordított kéztartású zenészeknek fordított görbületű hangszerek is készültek.
Evimde az mobilya var.Kevés bútor van a házamban.
IKEA, İsveç kökenli uluslararası bir mobilya mağazasıdır.Ikea on ruotsalainen huonekalumyymäläketju.
2007 yılı araştırmalarına göre mobilya sektörü büyüme eğilimi göstermektedir.Vuoden 2007 tutkimuksen mukaan tämä on lisääntyvä ongelma asunnottomien keskuudessa.
Lollobrigida bir mobilya imalatçısının kızı olup çocukluğunu bir dağ köyünde geçirmiştir.Lollobrigidan isä oli huonekalupuuseppä, ja perhe asui vuoristokylässä.
Mobilyalarını ve eşyalarını atıp evi boşaltır ve onu izlemeye yola çıkar.He siirtävät huonekalut pois ja alkavat purkaa keittiötä.
Ayrıca mobilyacılıkta ilçede çok gelişmiştir.Silloin pääpaino siirtyi huonekaluihin.
Kitaplık, genellikle yatay rafları bulunan kitap saklamak için kullanılan mobilyadır.Kirjahylly on huonekalu, jossa yleensä säilytetään kirjoja.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.Talojen sisustus oli tyypillisesti yksinkertainen.
Bar terimi mobilya olan ve genelde üzerine içkilerin konulduğu mobilyadan gelir.Kolpakko on perinteinen kahvalla ja usein kannella varustettu astia oluen juontiin.
Bu eşya paketinde eski tarz mobilyalar, kıyafetler ve saçlar olacak.Tuttuun tapaan mukana on uusia hiustyylejä, vaatteita ja huonekaluja.
Karakter hayvanlardan nefret eder ve onları hizmetçi olarak ya da mobilya gibi kullanmayı tercih eder.Ο χαρακτήρας μισεί τα ζώα και επιλέγει να τα χρησιμοποιήσει ως υπάλληλους όπως και τα έπιπλα.
Babası bir mobilya mağazasının sahibidir.Παλαιότερα ήταν ιδιοκτήτης καταστήματος με έπιπλα.