Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Chớ thì tôi không khóc kẻ bị thời thế khó khăn sao? Lòng tôi há chẳng buồn thảm vì kẻ nghèo khổ sao?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Chớ thì tôi không khóc kẻ bị thời_thế khó_khăn sao ? Lòng tôi há chẳng buồn_thảm vì kẻ nghèo_khổ sao ?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Grät jag ej själv över den som hade hårda dagar, och ömkade sig min själ ej över den fattige?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Gråt jeg ikke selv over den som hadde hårde dager? Sørget ikke min sjel over den fattige?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Huilde ik niet mee met hen die het moeilijk hadden? Was ik niet diepbedroefd over het lot van de armen?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Ich weinte ja über den, der harte Zeit hatte; und meine Seele jammerte der Armen.
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Izalim nie płakał nad dniem utrapionego? izali się nie smuciła dusza moja nad ubogim?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Je pravda, že som plakal nad tým, kto prežíval tvrdé dni; že moja duša smútila nad chudobným.
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?고생의 날 보내는 자를 위하여 내가 울지 아니하였는가 빈궁한 자를 위하여 내 마음에 근심하지 아니하였는가
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Mon ikke jeg græder over den, som havde det hårdt, sørgede ikke min Sjæl for den fattiges Skyld?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Não chorava eu sobre aquele que estava aflito? ou não se angustiava a minha alma pelo necessitado?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?N`avais-je pas des larmes pour l`infortuné? Mon coeur n`avait-il pas pitié de l`indigent?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?¿No he llorado por aquel cuya vida es difícil? ¿No ha tenido mi alma compasión por el necesitado
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Non ho pianto io forse con chi aveva i giorni duri e non mi sono afflitto per l'indigente
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Nu plîngeam eu pe cel amărît? N'avea inima mea milă de cel lipsit?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Vai enkö minä itkenyt kovaosaisen kohtaloa, eikö sieluni säälinyt köyhää?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Zdaliž jsem neplakal nad tím, kdož okoušel zlých dnů? Duše má kormoutila se nad nuzným.
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Δεν εκλαυσα εγω δια τον οντα εν ημεραις σκληραις, και ελυπηθη η ψυχη μου δια τον πτωχον;
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Не плакал ли я о том, кто был в горе? не скорбела ли душа моя о бедных?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Не плаках ли аз за онзи, който бе отруден? И не се ли оскърби душата ми за сиромаха?
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?אם לא בכיתי לקשה יום עגמה נפשי לאביון׃
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?ألم ابك لمن عسر يومه. ألم تكتئب نفسي على المسكين.
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?人 遭 難 、 我 豈 不 為 他 哭 泣 呢 . 人 窮 乏 、 我 豈 不 為 他 憂 愁 呢
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?人 遭難 、 我豈不為 他 哭泣 呢 . 人窮乏 、 我豈不為 他 憂愁呢
- Tedirgin miydim?Aveam emoţii?
- Tedirgin miydim?¿Estaba nerviosa?
- Tedirgin miydim?Estava nervosa?
- Tedirgin miydim?Feszült voltam?
- Tedirgin miydim?J'étais nerveuse?
- Tedirgin miydim?Was ik nerveus?
- Tedirgin miydim?هل كنت متوترة ؟
Ve acaba, ben bunu engellemek için bir şey yapabilir miydim, diye merak ettim.이미지는... 만약 내가 막을 수 그것 궁금 합니다.
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Alors connaître la vérité m'a amené à faire un choix : continuer de haïr, ou lâcher prise ?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Als ich die Wahrheit verstand, konnte ich auswählen sollte ich weiterhin hassen oder es lassen?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Capire la verità mi ha messo nella posizione di scegliere, dovrei continuare a odiare, o lasciar correre?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Darme cuenta de la verdad me dio la posibilidad de elegir: ¿Debía seguir odiando, o perdonar?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Descoperind adevărul am fost în poziţia de a alege, să continui să urăsc sau să renunţ?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?És csak 16-an élték túl. Remélem hallani fogjátok Az álmaim gyötörnek.
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?진실을 알고 나서 저는 선택의 기로에 섰습니다. 계속 증오해야하나? 아니면 용서해야하나?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Perceber a verdade deu-me a hipótese de escolher, devo continuar a odiar, ou largar o ódio?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Toen ik me dit realiseerde kon ik kiezen: moest ik doorgaan met haten, of laten gaan?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Từ khi nhận ra sự thật, tôi được quyền lựa chọn, Tôi nên tiếp tục thù ghét, hay tha thứ?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Zatem uświadomienie sobie prawdy dało mi możliwość wyboru; powinienem dalej nienawidzić, czy odpuścić?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Осознание правды дало мне возможность выбора: продолжать ненавидеть или забыть?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?Осъзнаването на истината ме постави в позиция да избирам - да продължа ли да мразя, или да се откажа?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?כך שהבנת האמת איפשרה לי לבחור, האם להמשיך ולשנוא, או להניח לכך?
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?لذا تصديق الحقيقة يعطيني وضع الإختيار، هل أستمر في الكراهية، أم أترك الأمر؟
Ve gerçeklerle yüzleşince bir seçim hakkım doğdu. ...nefret etmeli miydim, yoksa bırakıp gitmeli miydim?イスラム教徒を憎んでも仕方ない 今ではイスラム教徒と一緒に