min ile cümle
min kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir.To God belongs the Command before and after, and on that day the believers shall rejoice
O, mü'minleri çok esirgeyicidir.He is All-compassionate to the believers.
Öyleyse mü'minler (yalnızca) Allah'a tevekkül etsinler.And in God let the believers put their trust.
Onlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın.They count it as a favour to thee that they have surrendered!
Öyle iken artık kiminiz kâfirdir, kiminiz mü’min. Allah yaptığınız her şeyi görür.One of you is an unbeliever, and one of you a believer; and God sees the things you do.
Sayılı günlerde (Mina'da) ALLAH'ı anın.And remember God during certain days numbered.
Onlar mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutuyorlar.Those who take infidels for, friends, instead of the believers.
Mü'minlerden bir grup da onlara yapılan azaba şahid olsun.And let witness this torment a band of the believers.
Mü'minlerden öyle erkekler var ki, Allah'a verdikleri sözde durdular.Of the believers are men who have fulfilled that which they covenaned with Allah.
Artık mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etmelidir.In Allah, then, let the believers trust.
Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler.Those who take infidels for, friends, instead of the believers.
Allah da mü'minlerin dostudur.And Allah is the Wali (Protector and Helper) of the believers.
(Allah mü'minlere yardım eder).And Allah has already made you victorious at Badr, when you were a weak little force.
Çünkü namaz, mü'minlere vakitli olarak farz kılınmıştır.Verily, the prayer is enjoined on the believers at fixed hours.
Bir mü'mine karşı ne and, ne de andlaşma gözetmezler.With regard to a believer, they respect not the ties, either of kinship or of covenant!
İşte o mü'minleri müjdele (ne mutlu onlara)!And give glad tidings to the believers.
Bana mü'minlerden olmam emredilmiştir."But I worship Allah Who causes you to die, I am commanded to be one of the believers.
Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).And lower your wings for the believers (be courteous to the fellow-believers).
Muhakkak mü'minler kardeştirler.The believers are nothing else than brothers (in Islamic religion).
Sizi yaratan O'dur. Kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min.He it is Who created you, then some of you are disbelievers and some of you are believers.
Allah, mü'minlerin velisidir.And Allah is the Wali (Protector and Helper) of the believers.
Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır.But surely, He forgave you, and Allah is Most Gracious to the believers.
Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.Verily, the prayer is enjoined on the believers at fixed hours.
Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.And never will Allah grant to the disbelievers a way (to triumph) over the believers.
Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir.And Allah will grant to the believers a great reward.
Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.And in Allah let believers put their trust.
Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler."And in Allah let the believers put their trust.
Ben, mü'minlerden olmakla emrolundum."But I worship Allah Who causes you to die, I am commanded to be one of the believers.
Mü'minler ancak kardeştirler.The believers are nothing else than brothers (in Islamic religion).
Sizin hepinizi yaratan O'dur. Öyle iken artık kiminiz kâfirdir, kiminiz mü’min.He it is Who created you, then some of you are disbelievers and some of you are believers.
Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de.The Messenger has believed in what was revealed to him from his Lord, as did the believers.
Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıştın, (Uhud'da) mü'minleri savaş üslerine yerleştiriyordun.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
Allah mü'minleri, (şu) üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Her kim bir mü'mini kasden öldürürse -onun cezası-, içinde sürekli kalacağı cehennemdir.Whoever kills a believer deliberately, the penalty for him is Hell, where he will remain forever.
Mü'minleri güzel bir imtihanla sınamak için (bunu yaptı).That He may bestow upon the believers an excellent reward.
Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır.God has purchased from the believers their lives and their properties in exchange for Paradise.
O, imanlarına iman katsınlar diye mü'minlerin kalblerine huzur indirdi.It is He who sent down tranquility into the hearts of the believers, to add faith to their faith.
Kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min.Some of you are unbelievers, and some of you are believers.
Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de.The Messenger has believed in what was revealed to him from his Lord, as did the believers.
Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler.Believers are not to take disbelievers for friends instead of believers.
Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et.And rouse the believers.
Kim bir mü'mini kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir.Whoever kills a believer deliberately, the penalty for him is Hell, where he will remain forever.
Andolsun, insanlar içinde, mü'minlere en şiddetli düşman olarak Yahudileri ve müşrikleri bulursun.You will find that the people most hostile towards the believers are the Jews and the polytheists.
Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.Even as your Lord brought you out of your home with the truth, some believers were reluctant.
Mü'minleri Kendinden güzel bir imtihanla imtihan etmek için (yaptı.)That He may bestow upon the believers an excellent reward.
Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.God is with the believers.
Allah'a iman eder, mü'minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir.He believes in God, and trusts the believers, and is mercy for those of you who believe.”
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler.The believing men and believing women are friends of one another.
Allah sizin yapıp-ettiklerinizi (amellerinizi) görecektir. O'nun elçisi ve mü'minler de.God will see your work, and so will His Messenger, and the believers.
Öyle iken artık kiminiz kâfirdir, kiminiz mü’min.Some of you are unbelievers, and some of you are believers.
Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı çok lutufkardır.Still He pardoned you after that for Allah is Bounteous to those who believe.
Allah'a inanır, mü'minlere inanır.He believes in Allah and trusts the believers, and is a mercy for those of you who believe.
Herhalde siz sandınız ki Elçi ve mü'minler, bir daha ailelerine dönmeyecekler.(But the truth is not what you say.)
Üstünlük, ancak Allah'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resûlü’nün ve mü'minlerindir.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Mü'minleri de müjdele."And give good news to the believers.
De ki: "(O), sizin için hayır kulağıdır. Allah'a inanır, mü'minlere inanır.He has faith in Allah and trusts the faithful, and is a mercy for those of you who have faith.’
Hepsi de örtüleri atlastan minderlere yaslanırlar.[They will be] reclining on beds lined with green silk.
Kim hemen iki gün içinde (Mina'dan Mekke'ye) dönerse ona günah yoktur.Whosoever hastens on in two days, no sin shall be on him.