min ile cümle

min kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Hayır, aslında biz iş - minimum ücret için ne kadar ödenir.No, we get paid for how fact we work - no minimum wage.
Yani benim feminizmim anneminkine minnettar, ancak onunkinden çok farklı.So my feminism is very indebted to my mom's, but it looks very different.
Bana minnettarsın, değil mi? Evet, uzun süre kalacağım burada. Hayır, ben hallederim.Thankful, aren't ya?
Herkes için çalma şansını elde ettiğim için de gerçekten minnettarım.I'm really grateful that I get a chance to play for everyone.
Mineral kaynakları, doğal mineral kaynakları bakımından zengin bir kıta.It is rich in mineral resources, natural mineral resources.
Fakat Afrika'nın mineral zenginliği, insanlarının fakirlikten... ...kurtarılması için kullanılmıyor.But the mineral wealth of Africa is not being utilized to lift its people out of poverty.
Harunun oğullarını öne çıkarıp onlara mintan giydir.You shall bring his sons, and put coats on them.
Oğullarını getirip mintanları giydir.You shall bring his sons, and put coats on them.
Aviyanın Zikri, Minyaminin, Moadyanın Piltay,of Abijah, Zichri; of Miniamin, of Moadiah, Piltai;
Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin.If anyone sues you to take away your coat, let him have your cloak also.
Onlara çarık giymelerini söyledi. Ama, ‹‹İki mintan giymeyin›› dedi.but to wear sandals, and not put on two tunics.
Birincisi geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹Senin bir minan on mina daha kazandı.›The first came before him, saying, 'Lord, your mina has made ten more minas.'
‹‹İkincisi gelip, ‹Efendimiz, senin bir minan beş mina daha kazandı› dedi."The second came, saying, 'Your mina, Lord, has made five minas.'
‹‹Başka biri geldi, ‹Efendimiz› dedi, ‹İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.Another came, saying, 'Lord, behold, your mina, which I kept laid away in a handkerchief,
‹‹Ona, ‹Efendimiz› dediler, ‹Onun zaten on minası var!›"They said to him, 'Lord, he has ten minas!'
Allah mü'minlere karşı çok lutufkardır.But (now) He has forgiven you, for surely God is kind to the faithful.
Mü'minler, Allah'a dayansınlar.So only in God should the faithful place their trust.
Onlar mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar?Do those who take unbelievers as their friends in preference to the faithful seek power from them?
Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın!O believers, do not hold unbelievers as friends in preference to the faithful.
Alah'tan korkun. Mü'minler Allah'a dayansınlar.So fear God; and the faithful should place their trust in God.
İşte gerçek mü'minler onlardır.Are true believers.
O ki, yardımıyle seni ve mü'minleri destekledi.It is He who has strengthened you with His help and with believers
Ey peygamber, Allah sana ve sana tabi olan mü'minlere yeter.God is sufficient for you, O Prophet, and the faithful who follow you.
Bir mü'mine karşı ne and, ne de andlaşma gözetmezler. İşte saldırganlar onlardır.They have no regard for kinship or treaties with believers, for they are transgressors.
De ki: "Yapın (yapacağınızı); yaptığınız işleri Allah da görecek Elçisi de, mü'minler de.Say to them: "Act.
İşte böyle, üzerimize bir borç olarak mü'minleri kurtarırız.As a matter of duty We save the believers.
Rabbimiz, hesabın görüleceği gün, beni, anamı-babamı ve mü'minleri bağışla!O Lord, forgive me, my parents and the faithful on the Day the reckoning is done."
Kendileriyle savaşılan(mü'min)lere (karşı koyma) izn(i) verildi.Permission is granted those (to take up arms) who fight because they were oppressed.
Felaha ulaştı o mü'minler.THE TRUE BELIEVERS will be successful,
Ve o(mü'min)ler emanetlerine ve ahidlerine özen gösterirler.And those who fulfil their trusts and keep their promises;
Böyleleriyle evlenmek mü'minlere haram kılınmıştır.This is forbidden the believers,
Ey mü'minler, topluca Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz.O believers, turn to God, every one of you, so that you may be successful.
Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elçisine (gönülden) inanmışlardır.There is no harm in your eating together or separately.
Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar!So adjudge between me and them conclusively, and save me and the believers who are with me."
Ve sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).And take those believers under your wing who follow you.
Ve elbette o, mü'minlere bir yol gösterici ve rahmettir.It is a guidance and grace for those who believe.
O gün mü'minler sevinir(ler):On that day the believers will rejoice
(Elbette alırız, çünkü) mü'minlere yardım etmek, üzerimize borç idi.It is a duty incumbent on Us to help the believers.
Peygamber, mü'minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir.The Prophet is closer to the faithful than they are themselves; and his wives are as their mothers.
İşte orada mü'minler denenmiş, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.The faithful were sorely tried there and were shaken completely,
Allah savaşta (rüzgar ve meleklerin yardımıyle) mü'minlere yetti.God was sufficient (to help) the believers in the battle.
Mü'minlere, Allah'tan büyük bir lutuf bulunduğunu müjdele!Give glad tidings to the believers that there is great bounty for them from God.
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.He is truly among Our faithful creatures.
Orada bulunan mü'minleri çıkardık.So We evacuated everyone who was a believer there,
Oysa o, Allah'ın izni olmadıkça mü'minlere hiçbir zarar veremez. Mü'minler Allah'a dayansınlar.So in God should the believers place their trust.
Ey inananlar, mü'min kadınlar göç ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin.O believers, when believing women come over to you as refugees, then examine them.
Mü'minleri müjdele.So give good tidings to those who believe.
Üstünlük, ancak Allah'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.But power belongs to God, His Apostle and the faithful, though the hypocrites do not know.
Allah ki O'ndan başka tanrı yoktur. Mü'minler Allah'a dayansınlar.God: There is no god but He; and in God should believers place their trust.
Ve onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.Witnessing what they had done to the believers!
Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır.But (now) He has forgiven you, for surely God is kind to the faithful.
Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.So only in God should the faithful place their trust.
Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Benden korkun.But do not fear him, fear Me, if indeed you are believers.
Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür.You cannot compel any one except your own self; but urge the believers to fight.
Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin.O believers, do not hold unbelievers as friends in preference to the faithful.
Allah'tan korkup-sakının. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.So fear God; and the faithful should place their trust in God.
Eğer mü'minlerdenseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin." dedi.And place your trust in God if you truly believe."
İşte gerçek mü'minler bunlardır.Are true believers.
O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekledi.It is He who has strengthened you with His help and with believers
Ey Peygamber, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.God is sufficient for you, O Prophet, and the faithful who follow you.

İlgili Sayfalar