Midedeki eşsiz kas yapısı yiyeceği küçük parçacıklara ayırıyor.la struttura unica dello stomaco rompe il cibo in piccoli pezzi chiamati chimi.
Midedeki eşsiz kas yapısı yiyeceği küçük parçacıklara ayırıyor.Los músculos únicos de la estructura del estómago rompen la comida en trozos pequeños llamados quimo.
Midedeki eşsiz kas yapısı yiyeceği küçük parçacıklara ayırıyor.Мускулатурата на стомаха разгражда храната до кашо-образно вещество, наречено "химус".
Midedeki eşsiz kas yapısı yiyeceği küçük parçacıklara ayırıyor.キームスは幽門括約筋を通って十二指腸へ押し出される
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.Adesso ha molte meno infezioni all'intestino perché ha un bagno e non ci sono rifiuti umani a terra.
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.현저히 배탈이 줄어듭니다. 화장실이 있기 때문이죠. 땅에 인분도 있지 않습니다.
Midem - Nefret ettiğim midemdi.제 배였습니다--저는 제 배를 증오했습니다.
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.Má podstatne menej črevných infekcií, pretože má toaletu. A na zemi nenájdete žiadne ľudské výkaly.
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.Zdecydowanie rzadziej cierpi na infekcję jelit, z powodu toalet i faktu, że odchody nie leżą już na ziemi.
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.Той има значително по-малко чревни инфекции защото сега той има тоалетни, и няма човешки отпадъци на земята.
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.יש לו פחות זיהומים במעיים באופן מובהק מכיוון שיש לו כעת שירותים, ואין כל צרכי אדם על האדמה.
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.لأن لديه الآن دورة مياه و لا وجود للنفايات البشرية على الأرض كانجي مايا هي أم ,و أم فخورة
Mide enfeksiyonunda önemli bir azalma oldu, çünkü şimdi tuvaletleri var ve yerlerde insan atıkları yok.路上から人糞が消え そのため 細菌による消化器の感染症にかかることが 極端に少なくなりました カンジ・マヤは母親ですが とても満足しています
Mide kanserin var.Anda punya kanker diperut mu ?
Mide kanserin var.Hai il cancro allo stomaco.
Mide kanserin var.¿Tienes cancer en tu estómago?
Mide kanserin var.Έχεις καρκίνο του στομάχου;
Mide kanserin var.Имате рак на стомаха?
Mide kapakçığı açılıyor ve yiyecek mideye giriyor.la onda peristáltica alcanza el esfínter esofágico y la comida entra en el estómago.
Mide kapakçığı açılıyor ve yiyecek mideye giriyor.l onda peristaltica che è lo sfintere esofageo ,e il cibo entra nello stomaco.
Mide kapakçığı açılıyor ve yiyecek mideye giriyor.Вълната на перисталтиката се разпространява до езофагеалния сфинктер и храната достига стомаха.
Mide kapakçığı açılıyor ve yiyecek mideye giriyor.胃は食べ物をキームスと呼ばれる粥状の状態にする
Mideleri %80 dolu olduğunda, onlara yemeyi bırakmalarını hatırlatıyor.20퍼센트 쯤 모자랄때 그만 먹자 하는 것을 되내이는 것입니다.
Mideleri %80 dolu olduğunda, onlara yemeyi bırakmalarını hatırlatıyor.להזכיר להם להפסיק לאכול כשהם 80 אחוז מלאים.
Mideleri %80 dolu olduğunda, onlara yemeyi bırakmalarını hatırlatıyor.لتذكرهم بالتوقف عندما تمتلىء معدتهم 80 % .
Mideleri %80 dolu olduğunda, onlara yemeyi bırakmalarını hatırlatıyor.満腹感が腹部から脳に伝わるには
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.Avem o enzimă în stomac - mono-aminoxidaza, care inactivează DMT prin simplu contact.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.C'è un enzima nello stomaco chiamato monoaminossidasi che disattiva la DMT al contatto.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.Il y a une enzyme dans notre estomac appelée monoamine-oxydase qui désactive la DMT à son contact.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.Natomiast w naszym brzuchu, mamy enzym zwany monoaminoksydazą, który wyłącza DMT podczas połączenia z nim.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.Unser körpereigenes Enzym namens Monoaminoxidase, deaktiviert DMT, wenn sie aufeinandertreffen.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.V žaludku totiž máme enzym zvaný monoaminooxidáza, který účinek DMT ruší.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.В наших желудках содержится энзим под названием моноаминоксидаза, который нейтрализует ДМТ при контакте.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde, DMT'yi yok eder.В наших шлунках існує ензим, що зветься моноаміноксидаза, який, у разі контакту, нейтралізує ДМТ.
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde,Hay una enzima en nuestros estómagos llamada Monoamino oxidasa
Midelerimizde bulunan monoaminoxidaze enzimi DMT ile etkileşime geçtiğinde,יש אנזים בבטננו שנקרא מונואמין אוקסידאז
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.A hasam volt a bizonyíték arra, hogy felsültem, hogy lebuktatott, hogy tönkrement.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Burta mea era dovada că eşuasem, că mă dezamăgise, că era stricată.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Cái bụng là bằng chứng rõ nhất cho sự thất bại của tôi điều đó khiến tôi bất lực, nó hỏng thật rồi.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Il mio ventre era la prova che avevo fallito, che mi aveva tradito, che era guasto.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.제 배는 제가 실패했다는 증거였습니다. 저를 실패하게 했고 그것은 고장났습니다.
Midem - Nefret ettiğim midemdi.Min mage -- det var min mage jag hatade.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Mein Bauch war der Beweis, dass ich gescheitert war, dass er mich hatte scheitern lassen, dass er kaputt war.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Mi estómago era la prueba de que yo había fallado, de que me había fallado, que estaba roto.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Mijn buik was bewijs dat ik had gefaald, dat hij me had laten vallen, dat ik kapot was.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Min mage var beviset på att jag hade misslyckats, att den hade svikit mig, att den var trasig.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Mój brzuch był dowodem na to, że zawiodłam, i że on mnie zawiódł.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Moje brucho bolo dôkazom môjho zlyhania, dôkazom, že mi zavarilo, že sa pokazilo.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Mon ventre était la preuve que j'avais échoué, qu'il m'avait laissée tomber, qu'il était brisé.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Můj žaludek byl důkazem mého selhání, toho, že mě zradil, že se porouchal.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.O meu estômago era a prova de que tinha falhado, deixara-me ficar mal, estava corrompido.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Perutku adalah bukti kegagalanku, perutku menyebabkan aku gagal, perutku sakit.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Το στομάχι μου ήταν απόδειξη ότι είχα αποτύχει, ότι με είχε απογοητεύσει, ότι είχε χαλάσει.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Мій живіт був доказом, що я не впоралась, що зазнала невдачу, що я розбита.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Мой живот стал доказательством,что я не справилась. что я потерпела неудачу, что я разбита.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.Стомахът ми бе доказателство за това, че не бях успяла, че той ме беше провалил, че бях пречупена.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.בטני הייתה הוכחה כי כשלתי, שהיא הכשילה אותי, שהיא הייתה שבורה.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.كانت معدتي دليلا على أني قد فشلت ، التي كانت قد فشلت ، والتي تم كسرها.
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.それが私の期待に添うことができず 壊れてしまったということでした 人生の目的はおなかを取り除くことになり そればかりを考えました
Midem başarısız olduğumun kanıtıydı, beni başarısızlığa uğratmıştı, bozuktu.我嘅肚,證明佐我嘅失敗, 佢令我失望,佢形如廢物。