mi ile cümle

mi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Babasının mimar olduğunu, kendisinin de olmak istediğini söyledi.He said his father was an architect and that he wanted to be one too.
"İşimde bana yardım etmenizin bir sakıncası var mı?" "Hiç yok.""Would you mind helping me with my work?" "Not at all."
"İngilizce ödevime yardım edecek misin?" "Tabii ki de.""Will you help me with my English homework?" "Certainly."
"İngilizce ödevimde bana yardım eder misin?" "Elbette.""Will you help me with my English homework?" "Certainly."
"Şekeri uzatır mısınız?" "Buyrun.""Will you pass me the sugar?" "Here you are."
"Sen bir Japon öğrenci misin?" "Evet öyleyim.""Are you a Japanese student?" "Yes, I am."
“Yılanlardan hoşlanır mısın?” “Tabii ki hayır.”"Do you like snakes?" "Of course not."
"Sizin kaleminizi kullanabilir miyim?" "Tabii, buyurun.""May I use your pencil?" "Sure go ahead."
"Masada bir kitap var mı?" "Hayır, yok.""Is there a book in the desk?" "No, there isn't."
"Solgun görünüyorsun. Hasta mısın?" "Tam olarak değil.""You look pale. Are you sick?" "Not exactly."
"Beni eve götürebilir misin?" diye sordu."Would you mind taking me home?", she said.
"Size yardım edebilir miyim?" "Hayır, teşekkürler. Sadece bakıyorum.""May I help you?" "No, thank you. I'm just looking."
"Size yardım edebilir miyim?" Hayır teşekkür ederim. Ben sadece etrafımı seyrediyorum.""Can I help you?" "No, thank you. I'm just looking around."
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
"Yapacak bir şeyin var mı?" "Özellikle bir şey yok.""Do you have anything to do?" "Nothing in particular."
"Yapacak işin var mı?" "Hayır, pek sayılmaz.""Do you have anything to do?" "No, not really."
"Size yardım edebilir miyim?" "Evet, bir elbise arıyorum.""May I help you?" "Yes, I'm looking for a dress."
" Sakıncası yoksa sigara içebilir miyim?" "Kesinlikle olmaz.""Do you mind if I smoke?" "Certainly not."
"Lütfen bana tuzu uzatır mısın?" "Buyrun.""Would you pass me the salt, please?" "Here you are."
"Yağmur yağacak mı?" " Sanırım yağmaz.""Will it rain?" "I hope not."
"İçecekler ücretsiz mi?" "Sadece bayanlar için.""Are the drinks free?" "Only for ladies."
"Seninle gidebilir miyim?" "Elbette.""May I go with you?" "By all means."
"Sana katılabilir miyim?" "Neden olmasın?""May I join you?" "Why not?"
"Seni seviyorum," diye mırıldandı ve gözlerini kapattı."I love you," she murmured and closed her eyes.
"Biraz daha ister misiniz?" "Hayır, yeterince aldım.""Would you like any more?" "No, I've had enough."
"Biraz daha kahve alır mıydınız?" "Hayır, teşekkürler. Yeterince içtim.""Will you have some more coffee?" "No, thanks. I've had enough."
"Bir fincan daha kahve içer misiniz?" "Hayır, teşekkürler.""Will you have another cup of coffee?" "No, thank you."
Hiroshi "Bak, Mike!" diye bağırıyor."Look, Mike!", Hiroshi cries.
"Bir otel odası rezervasyonu yaptınız mı?" "Henüz değil, üzgünüm.""Have you reserved a hotel room?" "Sorry, not yet."
"Başka bir şey var mıydı?" "Yok, bu kadar.""Anything else?" "No, that's all."
Bana bir tekne verebilir misin?Can you give me a boat?
"Dolma kalemin var mı?" "Evet, bir tane var.""Do you have a pen?" "Yes, I have one."
"Bill Japonya'da mıydı?" "Evet, öyleydi.""Was Bill in Japan?" "Yes, he was."
"Sen hiç New York'a gittin mi?" "Evet birkaç kez orada bulundum.""Have you ever been to New York?" "Yes, I've been there a couple of times."
"Kapıyı kapatmamın sakıncası var mı?" "Hayır hiç sakıncası ok.""Would you mind shutting the door?" "No, not at all."
"Lütfen televizyonunu kapatır mısın?" dedim.I said, "Could you please turn your television down?"
"Sigara içmemin sizce bir sakıncası var mı?" "Hiç de değil.""Do you mind if I smoke?" "Not at all."
"Bitirdin mi?" "Aksine, yeni başlıyorum.""Have you finished it?" "On the contrary, I'm just starting."
"Bazen sana uğramamın bir sakıncası var mı? " "Hayır, hiç. ""Do you mind if I call on you sometime?" "No, not at all."
"Bay Smith ile konuşabilir miyim?" "Hatta kalır mısınız?""May I speak to Mr Smith?" "Will you hold the line?"
" Sporları sever misiniz?" "Evet, diğer şeyler arasında, beyzboldan hoşlanırım.""Do you like sports?" "Yes, I like baseball, among other things."
"Bunlar senin arabaların mı?" "Evet, öyle.""Are these your cars?" "Yes, they are."
"Bu telefonu kullanabilir miyim?" "Buyurun.""May I use this telephone?" "Go ahead."
"Bu şemsiyeyi alabilir miyim?" "Hayır, alamazsın.""May I take this umbrella?" "No, you may not."
"Ben bu kalemi kullanabilir miyim?" "Evet, kullanabilirsin.""May I use this pencil?" "Yes, you may."
"Bu kalemi ödünç alabilir miyim?" "Tabii, alın.""May I borrow this pen?" "Sure, go ahead."
"Buraya park edebilir miyim?" "Hayır, etmemelisin.""May I park here?" "No, you must not."
"Sizce burada sigara içmemin sakıncası var mı?" "Hayır, hiç değil.""Do you mind my smoking here?" "No, not at all."
"Buradan istasyona ne kadar uzak?" "Yaklaşık iki mil.""How far is it from here to the station?" "It is about two miles."
"Kekten hoşlanır mısın?" "Evet, hoşlanırım.""Do you like cake?" "Yes, I do."
"Telefonu kullanabilir miyim?" "Lütfen çekinmeyin.""May I use the phone?" "Please feel free."
"Telefonu kullanabilir miyim?" "Lütfen rahat olun.""May I use the phone?" "Please feel free."
Filipinli "Sen Avustralya'lı mısın?" diye sordu."Are you from Australia?" asked the Filipino.
"Sandalyenin üstünde bir kitap var mı?" "Evet, var.""Is there a book on the chair?" "Yes, there is."
"Onlar senin kitapların mı?" "Hayır, benim değil.""Are those your books?" "No, they aren't."
"İçecekler ücretsiz mi? " " Sadece bayanlar için. ""Are the drinks free?" "Only for the ladies."
"Onlar tekrar grev yapacaklar mı?" "Korkarım ki öyle.""Will they go on strike again?" "I'm afraid so."
“ Siz öğrenci misiniz?” “Evet, öğrenciyiz.”"Are you students?" "Yes, we are."
“ Siz öğrenci misiniz?” “Evet, öyleyiz.”"Are you students?" "Yes, we are."
Onun söylediklerinde bir miktar doğruluk var.There is a certain amount of truth in what he's saying.

İlgili Sayfalar