Mezarlıkların büyük bir kısmından Evangelist-Luteryan Kilisesi sorumludur.Evankelisluterilainen kirkko ylläpitää niistä suurinta osaa.
Mezarlıkların büyük bir kısmından Evangelist-Luteryan Kilisesi sorumludur.La iglesia evangélica es la titular de la mayor parte de ellos.
Mezarlıkların büyük bir kısmından Evangelist-Luteryan Kilisesi sorumludur.L'Église évangélique-luthérienne se charge de l’entretien de la plupart d’entre eux.
Mezarlıkların büyük bir kısmından Evangelist-Luteryan Kilisesi sorumludur.Евангелическо-лютеранская церковь поддерживает большинство из них.
Mezarlıkların büyük bir kısmından Evangelist-Luteryan Kilisesi sorumludur.الكنيسة الإنجيلية اللوثرية تعمل على رعاية الجزء الأكبر منها.
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.그들이 무덤 사이에 앉으며 은밀한 처소에서 지내며 돼지 고기를 먹으며 가증한 물건의 국을 그릇에 담으면서
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.Mely a sírokhoz ül, és a barlangokban hál, a disznóhúst eszi, és fertelmes leves van tálaiban,
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.ngồi trong mồ mả, trọ trong nơi kín, ăn thịt heo, đựng nước của vật gớm ghiếc trong khí mạnh nó,
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.ngồi trong mồ_mả , trọ trong nơi kín , ăn thịt heo , đựng nước của vật gớm_ghiếc trong khí mạnh nó ,
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.сидит в гробах и ночует в пещерах; ест свиное мясо, и мерзкое варево в сосудах у него;
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.הישבים בקברים ובנצורים ילינו האכלים בשר החזיר ופרק פגלים כליהם׃
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.يجلس في القبور ويبيت في المدافن يأكل لحم الخنزير وفي آنيته مرق لحوم نجسة.
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.在 墳 墓 間 坐 著 、 在 隱 密 處 住 宿 、 喫 豬 肉 、 他 們 器 皿 中 有 可 憎 之 物 作 的 湯
Mezarlıkta oturur, Gizli yerlerde geceler, Domuz eti yerler; Kaplarında haram et var.在 墳墓間 坐 著 、 在 隱密處 住宿 、 喫 豬肉 、 他 們 器皿 中 有 可憎 之 物 作 的湯
Örneğin Ortodoks, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları büyük şehirlerde bulunmaktadır.Esimerkiksi ortodoksisia, islamilaisia ja juutalaisia hautausmaita löytyy suurimmista kaupungeista.
Örneğin Ortodoks, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları büyük şehirlerde bulunmaktadır.I de största städerna finns till exempel ortodoxa, islamska och judiska begravningsplatser.
Örneğin Ortodoks, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları büyük şehirlerde bulunmaktadır.Il y a par exemple des cimetières orthodoxes, musulmans et juifs dans les plus grandes villes.
Örneğin Ortodoks, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları büyük şehirlerde bulunmaktadır.Se pueden encontrar cementerios ortodoxos, musulmanes y judíos en las ciudades más grandes.
Örneğin Ortodoks, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları büyük şehirlerde bulunmaktadır.Например, в крупных городах имеются православные, исламские и еврейские кладбища.
Örneğin Ortodoks, Müslüman ve Yahudi mezarlıkları büyük şehirlerde bulunmaktadır.على سبيل المثال المقابر الأرثوذوكسية والإسلامية واليهودية توجد في المدن الكبرى.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.A csönd talán jó a temetőnek, de nem egy városnak.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Cisza może jest dobra na cmentarzu, ale nie w mieście.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.El silencio puede ser bueno para un cementerio, pero no para una ciudad.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Il silenzio forse va bene per un cimitero ma non per una città.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.침묵은 도시에 어울리지 않습니다.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Le silence peut être bon pour un cimetière, mais pas pour une ville.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.O silêncio é porventura bom num cemitério, mas não numa cidade.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Ruhe ist vielleicht für einen Friedhof geeignet, aber nicht für eine Stadt.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Sự im lặng có thể tốt cho một nghĩa trang chứ không phải một thành phố.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Tăcerea e poate bună pentru un cimitir, dar nu pentru un oraş.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Молчание - это кладбище, но никак не город.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Тишината, може би, е добра за гробище, но не и за град.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.הדממה אולי ראויה לבית הקברות, אך לא לעיר.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.الصمت هو ربما جيد للمقبرة ولكن ليس بالنسبة لمدينة.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.都市は振動と、音と、音楽に満ちているものです
Şırıngalar. [Adam kendi dilinde konuşur]: Burası tamamen mezarlık.Injectiespuiten. man in eigen taal:
Şırıngalar. [Adam kendi dilinde konuşur]: Burası tamamen mezarlık.Stříkačky. muž rodnou řečí:
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardırEn Vantaa existen cuatro cementerios, que pertenecen a la parroquia evangélica luterana.
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardırI Vanda finns fyra begravningsplatser som tillhör de evangelisk-lutherska församlingarna.
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardırVantaa compte quatre cimetières qui appartiennent aux paroisses évangéliques-luthériennes.
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardırVantaalla on neljä hautausmaata, jotka kuuluvat evankelisluterilaisille seurakunnille.
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardırВ Вантаа имеется четыре кладбища, относящихся к евангелическо-лютеранским приходам.
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardırتوجد في فانتا أربع مقابر، حيث إنها تتبع الأبرشيات الإنجيلية اللوثرية.
Vantaa’da Evangelist-Luteryan Kilisesi’ne bağlı dört tane mezarlık vardır万塔境内有四块墓地,全部归属信义宗教会。
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.A la même époque, il y avait un problème de surcharge dans les cimetières.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Cùng lúc đó, trong thành phố có một vấn đề với những nghĩa trang quá tải.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Dan pada saat yang sama kota itu menghadapi masalah dengan banyaknya pemakaman.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.În același timp, în oraș a fost și o problemă cu supra-aglomerarea cimitirelor.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.여튼 그 당시에 파리 시에는 묘지 과잉 문제도 있었어요.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Nello stesso periodo in città c'era anche il problema dei cimiteri insufficienti.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Nessa época, havia um problema com falta de espaço nos cemitérios.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Tegelijkertijd was er een probleem door de overvolle begraafplaatsen van de stad.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Ugyanakkor, problémát jelentettek a városban elterjedő temetők.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Und gleichzeitig hatte die Stadt ein Problem mit überlaufenen Friedhöfen.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Y al mismo tiempo, había un problema en la ciudad de sobrepoblación de cementerios.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.Και ταυτόχρονα, υπήρχε ένα πρόβλημα στην πόλη με πλημμύρες σε νεκροταφεία.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.В то же время в городе появилась проблема переполнения кладбищ.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.По същото време в града имало проблем с препълнените гробища.
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.ובאותה תקופה, הייתה בעיה בעיר של בתי קברות מאוכלסים יתר על המידה,
Ve aynı zamanda, şehirde dolup taşan mezarlıklarla ilgili bir problem vardı.وفي نفس الوقت، كانت هناك مشكلة في المدينة لأنتشار المدافن.