mezarı ile cümle
mezarı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Bila je pa tam Marija Magdalena in druga Marija, sedeč grobu nasproti.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Có Ma-ri Ma-đơ-len và Ma-ri khác ở đó, ngồi đối ngang huyệt.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Có_Ma - ri Ma-đơ-len và Ma-ri khác ở đó , ngồi đối ngang huyệt .
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Erano lì, davanti al sepolcro, Maria di Màgdala e l'altra Maria
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Estaban allí María Magdalena y la otra María, sentadas delante del sepulcro
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Es war aber allda Maria Magdalena und die andere Maria, die setzten sich gegen das Grab.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Ja siellä olivat Maria Magdaleena ja toinen Maria, jotka istuivat vastapäätä hautaa.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.거기 막달라 마리아와 다른 마리아가 무덤을 향하여 앉았더라
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Maria Magdalena dan Maria yang lain tinggal duduk di situ menghadapi kuburan itu
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Maria Magdalina şi cealaltă Marie erau acolo, şi şedeau în faţa mormîntului.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Maria van Magdala en de andere Maria zaten tegenover het graf.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Marie de Magdala et l`autre Marie étaient là, assises vis-à-vis du sépulcre.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Mas achavam-se ali Maria Madalena e a outra Maria, sentadas defronte do sepulcro.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Men Maria från Magdala och den andra Maria voro där, och de sutto gent emot graven.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Men Maria Magdalena og den andre Maria var der og satt like imot graven.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Men Maria Magdalene og den anden Maria vare der, og de sade lige over for Graven.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Ott vala pedig Mária Magdaléna és a másik Mária, a kik a sír átellenében ülnek vala.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Ητο δε εκει Μαρια η Μαγδαληνη και η αλλη Μαρια, καθημεναι απεναντι του ταφου.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.А там бяха Мария Магдалина и другата Мария, които седяха срещу гроба.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Була ж там Мария Магдалина й друга Мария, і сидїли навпроти гроба.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.Была же там Мария Магдалина и другая Мария, которыесидели против гроба.
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.ומרים המגדלית ומרים האחרת היו ישבות שם ממול הקבר׃
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.وكانت هناك مريم المجدلية ومريم الاخرى جالستين تجاه القبر
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.有 抹 大 拉 的 馬 利 亞 、 和 那 個 馬 利 亞 在 那 裡 、 對 著 墳 墓 坐 著
Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.有 抹大拉的 馬利亞 、 和 那個 馬利亞 在 那裡 、 對著墳 墓 坐 著
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Maria stála u hrobu vně, plačici. A když plakala, naklonila se do hrobu.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Mária stála vonku pri hrobe a plakala. A jako tak plakala, nahla sa do hrobu
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Ale Maryja stała u grobu, na dworze płacząc; a gdy płakała, nachyliła się w grób.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Dar Maria şedea afară lîngă mormînt, şi plîngea. Pe cînd plîngea s'a plecat să se uite în mormînt.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.마리아는 무덤 밖에 서서 울고 있더니 울면서 구푸려 무덤 속을 들여다보니
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria aber stand vor dem Grabe und weinte draußen. Als sie nun weinte, guckte sie ins Grab
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria invece stava all'esterno vicino al sepolcro e piangeva. Mentre piangeva, si chinò verso il sepolcr
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria Magdalena berdiri di depan kuburan sambil menangis. Sementara menangis, ia menjenguk ke dalam kuburan
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Mária pedig künn áll vala a sírnál sírva. A míg azonban siránkozék, behajol vala a sírba;
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Maria van Magdala bleef echter bij het graf achter.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Marija pa stoji zunaj pri grobu in joka. Ko pa joka, se skloni v grob
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod och grät utanför graven. Och under det hon grät, lutade hon sig in i graven
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod udenfor ved Graven og græd. Som hun nu græd, kiggede hun ind i Graven,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Men Maria stod utenfor ved graven og gråt. Som hun nu gråt, bøide hun sig og så inn i graven,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Mutta Maria seisoi haudan edessä ulkopuolella ja itki. Kun hän näin itki, kurkisti hän hautaan
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Song Ma-ri đứng bên ngoài, gần mộ, mà khóc. Người vừa khóc, vừa cúi xuống dòm trong mộ,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Song_Ma - ri đứng bên ngoài , gần mộ , mà khóc . Người vừa khóc , vừa cúi xuống dòm trong mộ ,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Η δε Μαρια ιστατο πλησιον του μνημειου κλαιουσα εξω. Ενω λοιπον εκλαιεν, εκυψεν εις το μνημειον
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.А Мария стояла у гроба и плакала. И, когда плакала, наклонилась во гроб,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Мария ж стояла перед гробом, плачучи, знадвору; як же плакала, нахилилась у гріб,
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.Тоя е хлябът, който слиза от небето, за да яде някой от него и да не умре.
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.ומרים עמדה בוכיה מחוץ לקבר ויהי בבכותה ותשקף אל תוך הקבר׃
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.اما مريم فكانت واقفة عند القبر خارجا تبكي. وفيما هي تبكي انحنت الى القبر
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.馬 利 亞 卻 站 在 墳 墓 外 面 哭 . 哭 的 時 候 、 低 頭 往 墳 墓 裡 看
Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.馬利亞 卻站 在 墳墓 外面 哭 . 哭 的 時候 、 低頭往墳 墓 裡看
Metin, Hunefer adında katip olan birinin mezarında bulundu.Tenhle text byl nalezen v hrobce písaře jménem Hunefer.
Metin, Hunefer adında katip olan birinin mezarında bulundu.Ten tekst został znaleziony w grobowcu Hunefera, starożytnego skryby.
Metin, Hunefer adında katip olan birinin mezarında bulundu.Цей текст був знайдених у гробниці Хунефера, писаря.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Aceasta a fost, în mod ironic, și foarte potrivit, modalitatea prin care i-am găsit mormântul.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Así fue como, irónica y muy apropiadamente, encontramos su sepultura.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Bây giờ, trớ trêu thay, và cũng xác đáng thay, cách mà chúng ta đã tìm ra mộ của ông ấy.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Co ciekawe, to niezwykle pasuje tego w jaki sposób znaleźliśmy jego grób.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Et voilà comment, d'une manière ironique et très appropriée nous avons trouvé sa tombe.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.Foi assim que, ironicamente, e de forma muito apropriada, encontrámos a sua sepultura.
Mezarını buluşumuz, ironik ve yakışır bir şekilde böyle oldu.그리고 바로 이 코페르니쿠스의 방법으로 그의 유골을 발견했다는 사실은 아이러니컬하면서도 매우 적절하지 않을 수 없습니다.
İlgili Sayfalar