Yetimhane görevlisi onu meydandan alacaktır.戴梓出生在官宦之家。
Ulaşımı oldukça kolay olan meydanda Metro istasyonu bulunmaktadır.站台上设有简易候车处。
Mescit, meydanda kalmıştır.반란군이 광장에 모인다.
Başka bir kaynağa göre de Stalin soygun sırasında meydanda değil, tren istasyonundaydı.מקור אחר טען כי סטלין היה בתחנת הרכבת בזמן השוד ולא בכיכר.
Yetimhane görevlisi onu meydandan alacaktır.כנראה מנהל בית יתומים בצמוד לאחוזה.
Adını meydandaki kısık yani az akan Kısıklıçeşme'den almıştır.שמו ניתן לו מהטרצה הקטנה (מינור = קטן) שבבסיסו.
Damat yıkamaya gitmeden önce meydanda çalgılar eşliğinde tıraş edilir.חובה להתרחץ לפני כניסה למתקנים.
Köylüler kiliseye girerler ama Santuzza ve Lucia dışarıda meydanda kalırlar.Селяните влизат в църквата, на сцената остават само Сантуца и Лучия.
İki grup meydanda karşılaştı.Двамата се срещат там на плажа.
Samsun Cumhuriyet Meydanı ile birlikte Samsun'da bulunan iki önemli meydandan birisidir.Jedan je od dva zoološka vrta u Republici Makedoniji.
29 Ocak'ta Mısır avcı uçakları meydanda toplanan insanların üzerinden alçak uçuş yapmıştır.29. januarja so egiptovska lovska letala nizko preletavala ljudi, zbrane na trgu.
29 Ocak'ta Mısır avcı uçakları meydanda toplanan insanların üzerinden alçak uçuş yapmıştır.29. jaanuaril sooritas Egiptuse hävituslennuk madallennu üle väljakule kogunenud rahvamassi peade.
Aynı meydanda bulunan Zafer Takı'nın bulunduğu yere de Atça Parkı'nı yerleştirdi.Staadion asendas seni samal kohal asunud Indrottsparkeni spordiväljakut.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.A következő nap találkozót tartottam a főtéren és eljőtt néhány nő.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Dann, am nächsten Tag, hielt ich am Hauptplatz eine Versammlung ab und ein paar Frauen kamen.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.De dag daarna hield ik een bijeenkomst op het plein en er kwamen wat vrouwen naartoe.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Depois no dia seguinte, fiz uma reunião na praça principal e algumas mulheres vieram.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Dlatego następnego dnia zorganizowałem spotkanie na głównym rynku, na który przyszło kilka kobiet.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Entonces al otro día hice una reunión en la plaza principal y vinieron algunas mujeres.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Hari berikutnya, saya mengadakan pertemuan di lapangan di mana beberapa perempuan datang.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Il giorno dopo ho tenuto un raduno in piazza e alcune donne sono venute.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.În ziua următoare, am avut o întâlnire în piaţa centrală şi au venit câteva femei.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.그 다음날, 저는 중심가에서 미팅을 가졌는데 어떤 여자들이 왔습니다.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Potom další den jsem svolal setkání na hlavním náměstí a přišly i některé ženy.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Potom som na ďalší deň usporiadal stretnutie na hlavnom námestí a prišli tam nejaké ženy.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Puis le lendemain, j'ai tenu un meeting sur la place principale et des femmes sont venues.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Và ngày sau đó, tôi tổ chức một cuộc họp ở quảng trường chính một số phụ nữ đã đến.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Έπειτα την επόμενη μέρα, έκανα μια συνάντηση στην κεντρική πλατεία και ήρθαν μερικές γυναίκες.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.Ещё через день я устроил встречу на главной площади, куда пришли несколько женщин.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.На следващия ден организирах среща на главния площад и няколко жени дойдоха.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.למחרת ארגנתי כינוס בכיכר המרכזית ומספר נשים הגיעו.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.لذلك وفي اليوم التالي عقدت اجتماعا في الميدان الرئيسي وحضر بعض النسوة.
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.何人かの女性が来ました 殺された三人の学生につながりのある人たちです
Bir sonraki gün ana meydanda bir toplantı yaptım ve bazı kadınlar geldi.第四日,我系主要嘅廣場開左個會 有哋婦女黎左。
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.진정으로, 저는 이 광장에서 많은 변화들에 주목했습니다. 12년 전에 저는
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Davvero, da come era cambiata la piazza, pensavo di essere stato via per 12 anni.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.En serio, con todo el cambio que había notado en la plaza pensé que eran 12 años.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Ernsthaft, diese Veränderungen die ich auf dem Platz erlebte, Ich dachte es wären 12 Jahre vergangen.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Helt ärligt, med den förändring jag såg på torget trodde jag det gått 12 år.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Honestamente, a dimensão da mudança que eu vi nesta praça era tal que pensei que tinham sido 12 anos.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Ik merkte zoveel verandering op dit plein, dat ik dacht dat 12 jaar voorbij waren gegaan.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Komolyan mondom, a változás, amit tapasztaltam a téren, mintha tizenkét év telt volna el.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Nghiêm túc mà nói, với sự thay đổi mà tôi có thể nhận ra tại quảng trường, Tôi nghĩ đó là 12 năm trời.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Po skali zmian jakie tam zauważyłem myślałem, że minęło 12 lat.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Serios vorbind, văzând schimbarea care avusese loc în această piață, am avut impresia că fuseseră 12 ani.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Sesungguhnya, dengan jumlah perubahan yang saya telah lihat di alun-alun ini, saya pikir itu adalah 12 tahun.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Vážne, tá zmena, ktorú som si všimol na námestí, akoby to bolo 12 rokov.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Σοβαρά, με τον όγκο των αλλαγών που παρατήρησα σε αυτή την πλατεία, νόμιζα πως είχαν περάσει 12 χρόνια.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Сериозно, заради промените, които забелязах на този площад, си мислих, че са минали 12 години.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.Честно сказать, по тому, сколько перемен я заметил на площадях, я подумал, что прошло 12 лет.
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.ביום המחרת הייתי בתחריר. כשראיתי את עוצמת השינוי בכיכר -
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.وذهلت مما رأيت من تغير في المصريين شعرت أنني قضيت 12 عاما
Bu meydandaki değişikliği görünce 12 yıl geçmiş gibi geldi.本気で 12年間くらい経ったのではと思ってしまいました このようなエジプト人を
Dün gece yaşlı çingeneyle meydanda kafayı çekti.El s-a imbatat aseara in piata [br] cu ţigani vechi.
Meydanda, alışılmadık büyüklükte kanatları ve kanatların her iki tarafında yer alan sütunları görüyoruz.To je pravda, tato neobvyklá křídla, ta dvojitá kolonáda.
Yaşlı adam, ‹‹Gönlün rahat olsun›› dedi, ‹‹Her ihtiyacını ben karşılayacağım. Geceyi meydanda geçirmeyin.››노인이 가로되 그대는 안심하라 그대의 모든 쓸 것은 나의 담책이니 거리에서는 자지 말라 하고
Yaşlı adam, ‹‹Gönlün rahat olsun›› dedi, ‹‹Her ihtiyacını ben karşılayacağım. Geceyi meydanda geçirmeyin.››Lalu kata orang tua itu, "Jangan khawatir, nanti saya tolong. Tidak usah bermalam di alun-alun ini.
Yaşlı adam, ‹‹Gönlün rahat olsun›› dedi, ‹‹Her ihtiyacını ben karşılayacağım. Geceyi meydanda geçirmeyin.››Stari mož reče: Mir ti! Vsekakor naj oskrbim jaz, česar ti treba; le na ulici ne nočuj!
Yaşlı adam, ‹‹Gönlün rahat olsun›› dedi, ‹‹Her ihtiyacını ben karşılayacağım. Geceyi meydanda geçirmeyin.››И старецът рече: Бъди спокоен; обаче, всичките ти нужди нека понеса аз; само да не пренощуваш на улицата.
Yaşlı adam, ‹‹Gönlün rahat olsun›› dedi, ‹‹Her ihtiyacını ben karşılayacağım. Geceyi meydanda geçirmeyin.››Старик сказал ему: будь спокоен: весь недостаток твой на мне, только не ночуй на улице.