Bu oran, açık arayla en yüksek sayıyı meydana getirmektedir.Dia datang lah - expresses a high level of certainty.
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.As one of the environmental isotopes, it makes up about 1.1% of all natural carbon on Earth.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.They cultivate rice.
Bu verileri meydana getirmek için sizi yorgun ve asabi yapar.It makes you tired and irritable to have to make up all of that data.
Bir kimyasal reaksiyonda elementler yeni bileşenler meydana getirmek üzere tekrar bir araya gelir.In a chemical reaction, the elements recombine to make new compounds.
Peki kahraman kumu meydana getirmek için gerekli bütün o silisyumu nasıl buluyor?So, where is he getting all this silicon necessary to make the sand?
Resmi bir tabloyu meydana getirmek için bu seçeneği seçin (tablo).Select this option to generate a formal table (table).
Resmi olmayan bir tablo meydana getirmek için bu seçeneği seçin (resmiolmayantablo).Select this option to generate an informal table (informaltable).
Vistica, "Bitmiş ilişkilerden bir yıkım değil, yaratma meydana getirmek istedik." dedi.Said Vistica, "We wanted to make a creation, not a destruction, of broken relationships."
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Die Auswirkungen dessen machen Birma noch heute zu schaffen.
Bunlar değiştirilmemiş tubulinden daha kararlı yapılar meydana getirmek için oluşturulmuşlardır.Sie wurde mit unverändertem Grundriss wieder aufgebaut.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Darauf beruht die schädigende Wirkung auf den infizierten Organismus.
Amacı yepyeni bir canlı meydana getirmektir.Ein neuer lebendiger Zweckbau.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Das Thema ist die Abfassung von Reden.
Arazinin çoğu dağlık olup cüzi bir kısmını yaylalar meydana getirmektedir.In den Bergen gibt es häufige Niederschläge, die eine Vielzahl von Bächen entspringen lassen.
Arazinin çoğu dağlık olup cüzi bir kısmını yaylalar meydana getirmektedir.Il rendit en grande partie aux autres montagne ce qui leur avait été pris.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.Ceci rend les plants de riz plus sains.
Sistem, kusursuz biçimde işleyebilmenin yöntemlerini kendine içkin biçimde meydana getirmektedir.Pour vérifier son fonctionnement, il met un toast dedans.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.La isla produce verduras.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Oggi questo territorio è parte del Pakistan.
Taştir, bir gazelde her beytin iki mısrasının arasına iki veya üç mısra ekleyerek manzume meydana getirmektir.Подвижный пролёт (он может быть либо один, либо два на разных берегах) поднимается вокруг поперечной оси.
Yemenli gençlere güvenle bilgi aşılayarak topluluklarında olumlu değişim meydana getirmek.غرس الثقة في الشباب اليمني لإحداث تغيير إيجابي في مجتمعهم.
Yüksek Mahkeme ve alt federal mahkemelerden oluşan yargı sistemi, yargı erkini meydana getirmektedir.تقوم السلطة القضائية المتألفة من المحكمة العليا والمحاكم الاتحادية الدنيا بممارسة سلطتها القضائية.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Het zet de mensen aan tot praten.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Nadal jednak pierwiastki te mają nieznaczący wpływ na funkcjonowanie organizmu człowieka.
Erkek kendi iradesiyle, yeni fikirleri, kavramları işlemek ve meydana getirmek için harekete geçer.Każdy z nich przywozi własną historię, marzenia, cel.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Зараз ці країни ведуть переговори з Хорватією .
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Tyto látky mají mít příznivé účinky na organismus.
Amacı yepyeni bir canlı meydana getirmektir.Jeho plánem je vytvoření nové civilizace.
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.Acesta reprezintă aproximativ 1,1% din totalul de carbon natural de pe Pământ. ^ Carbon Carbon
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Ez pedig mellébeszélésre adhat lehetőséget.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Se vastaa puheen tuottamisesta.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.Jokilaaksoissa viljellään riisiä.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Dermed får begivenhetene tale for seg.
Çalışanların yarısını hukukçu ve iktisatçılar meydana getirmektedir.Halvparten av de øvrige medlemmene skal være utdannet jurist.
Arazinin çoğu dağlık olup cüzi bir kısmını yaylalar meydana getirmektedir.Kebanyakan tanahnya rendah dengan perbukitan yang condong landai.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Dan anda dapat memulai percakapan.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Điều đó khiến Anh phải can thiệp.
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.地球上の全炭素の約1.1%を占める。
Bu oran, açık arayla en yüksek sayıyı meydana getirmektedir.これに大(great)をつけることで固有名詞としたものである。
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.摂取したものによっては生物にとって悪影響を及ぼすことがある。
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.郊区种植水稻。
O halde, konuşmak meydana getirmektir.今欲顯之故作斯論。
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.지구에서는 전체 탄소의 약 1.1%를 차지한다.
Amacı yepyeni bir canlı meydana getirmektir.그리고 이는 새롭게 유향하는 문화를 만들었다.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.דבר מוביל לדבר.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.С тях изграждаме думата.
Buzuk sonrası esneme hareketleri litosferde yükselme meydana getirmektedir.To će dovesti i do ograničavanja njihove uloge u liturgiji.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Od tih teritorija nastala je današnja Libija.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Povzroča negativen vpliv na ostale organizme.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.4 năm trước, 23 quốc gia Châu Phi cùng nhau tạo ra Great Green Wall Sahara.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Cu patru ani în urmă, 23 de ţări africane s-au întrunit pentru a crea Marele Zid Verde Sahara.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Cztery lata temu, 23 afrykańskie państwa zebrały się by stworzyć Wielki Zielony Mur Saharyjski.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Empat tahun lalu, 23 negara Afrika bergabung bersama untuk membuat "Tembok Hijau Besar Sahara."
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Hace cuatro años, veintitrés paises africanos acordaron crear el Gran Muro Verde del Sahara.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Há quatro anos, juntaram-se 23 países africanos para criar a Grande Muralha Verde do Saara.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Il y a quatre ans, 23 pays africains se sont réunis pour créer la grande muraille verte du Sahara.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Quattro anni fa, 23 nazioni Africane si sono unite per creare il Great Green Wall Sahara.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Vier jaar geleden kwamen 23 Afrikaanse landen samen om de Great Green Wall Sahara te creëren.
4 yıl önce, 23 Afrika ülkesi Büyük Yeşil Sahara Duvarını meydana getirmek için biraraya geldi.Vor vier Jahren kamen 23 afrikanische Länder zusammen, um die Große Grüne Mauer in der Sahara zu schaffen.