Basketbolda mevkiler 1'den 5'e kadar numaralandırılmıştır.Kõik aktiivsed (mustad) mänguväljad on nummerdatud 1-st 50-ni.
Atama ve diğer adaylıklarda da mevki farkı öne çıkmaktadır.Samas oli ka nomenklatuuri ülemistel ja alumistel astmetel suur vahe.
Futbolcunun oynadığı mevki forvettir.Mängude teemaks on jalgpall.
Ama anlamalısın... ...ikimizin de nedenleri var, farklı mevkilerdeyiz.De meg kell értened, mindkettőnknek oka van rá, hogy nem megy és mások a körülményeink is.
Ama anlamalısın... ...ikimizin de nedenleri var, farklı mevkilerdeyiz.Δεν συζητάμε ήδη για τις περιστάσεις και να συμφωνήσαμε ότι δεν μπορούσαμε να τις χρησιμοποιήσουμε ως λόγο;
Ama anlamalısın... ...ikimizin de nedenleri var, farklı mevkilerdeyiz.الم نتحدث سابقا عن الظروف وقلنا الا نعتبرها كأعذار؟
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıBeaucoup espéraient que ceci serait le commencement d'une nouvelle ère de paix et de stabilité.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıBohužel měli mocní jiné představy.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıDin păcate, au fost cei din locurile înalte, care au avut alte idei.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıHelaas voor hen, waren er die in hogere functies die andere ideeën hadden
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıInfelizmente, havia aqueles em posições poderosas que tinham outras idéias.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıLamentablemente, aquellos situados en la cúpula tenían otras ideas.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıLeider hatten die wirklich Mächtigen andere Pläne.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıMa sfortunatamente, erano quelli dei "piani alti" ad avere altre idee.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıNIestety, znaleźli się ważni ludzie o zupełnie innych zapatrywaniach.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıSajnos voltak ott páran a magas pozíciókban, akiknek egészen más terveik voltak.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıTyvärr fanns det dom på höga positioner som hade andra tankar.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıValitettavasti, korkeinta valtaa käyttävillä tahoilla oli muuta mielessä.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıΔυστυχώς , αυτοί που ήταν στις υψηλές θέσεις είχαν άλλα πλάνα.
Ancak maalesef yüksek mevkilerdeki bazı kimselerin başka planları vardıللأسف، كان هناك من هم في الأماكن المرتفعة الذين لديهم أفكار أخرى.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Az európai kollégáim, néhányuk legalább is, azt mondta, "Ezt nem teheted.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Mes homologues européens, certains d'entre eux du moins, ont dit: " Tu ne peux pas faire ça.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Mina europeiska kollegor, i alla fall en del av dem, sa "Du kan inte göra så här.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Những người bạn hữu Châu Âu, vài trong số họ, ít nhất, tuyên bố rằng "Bạn không thể làm được.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları: "Bunu yapamazsın.Sahabat Eropa saya, sebagian dari mereka, setidaknya, mengatakan "Kamu tidak bisa melakukan ini.
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Colegii mei din UE, cel puţin unii dintre ei, au spus:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Europejscy premierzy twierdzili:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:I miei omologhi europei, alcuni di loro, hanno detto:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:다른 유럽 지도자들 중, 최소한 몇몇은,
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Meine europäischen Amtskollegen, einige zumindest, sagten:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Mis colegas europeos, algunos de ellos, al menos, dijeron:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Moji európski kolegovia, niektorí z nich, napokon, povedali:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Os meus homónimos europeus, pelo menos, alguns deles, disseram:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Sommige van mijn Europese collega's zeiden:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Οι Ευρωπαίοι ομόλογοί μου, κάποιοι από αυτούς, τουλάχιστον, μου είπαν:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Европейските ми колеги, поне някои от тях, казаха:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Мои европейские коллеги, по крайней мере, некоторые, сказали:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:Мої європейські колеги, принаймні, дехто з них сказали:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:עמיתי האירופאיים, חלקם לפחות,
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:نظرائي من الدول الأوربية او البعض منهم قال:
Avrupalı mevkidaşlarım, en azından bazıları:こう言って反対しました
Bir restaurant seçiyor. Size fiyatı, mevkiyi ve hakkında kaç oy kullanıldığını gösteriyor.Na ekranie wyświetli się nazwa pobliskiej restauracji wraz z ceną, adresem i oceną.
Bir restaurant seçiyor. Size fiyatı, mevkiyi ve hakkında kaç oy kullanıldığını gösteriyor.Nó sẽ đề xuất một nhà hàng, đưa ra giá, địa điểm và xếp hạng của nhà hàng đó
Bir ülkedeki kadınların, sınır ötesindeki mevkidaşlarındansa o ülkedeki erkeklere daha çok benzediğini bulduk.우리는 아랍 여자의 사고방식은 인접한 이웃나라의 여자보다는 자국의 남자와 더 비슷하다는 것을 발견했죠.
Bir ülkedeki kadınların, sınır ötesindeki mevkidaşlarındansa o ülkedeki erkeklere daha çok benzediğini bulduk.מצאנו שנשים במדינה אחת דמו יותר לגברים באותה מדינה מאשר לעמיתותיהן הנשיות מעבר לגבול
Bir ülkedeki kadınların, sınır ötesindeki mevkidaşlarındansa o ülkedeki erkeklere daha çok benzediğini bulduk.وجدنا أن النساء في بلد واحد يشبهون أكثر الرجال في ذلك البلد من نظرائهم الإناث عبر الحدود.
Bir ülkedeki kadınların, sınır ötesindeki mevkidaşlarındansa o ülkedeki erkeklere daha çok benzediğini bulduk.男性同様な意見を持っていることが 分かりました 国によって差があるのです これが物語っていることは
Bu hiçbir şey değiştirmez. Pekala, dinleyin. Koruma yapmaya devam edeceğiz, mevkii koruyacağız.أبعدنا عن هنا، اللعنه، انطلق!
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Andato sul posto, trovato la pattumiera dietro casa.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Elsétáltam a helyszínre, megtaláltam a kukát a ház mögött.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Ich ging dort hinüber, fand die Mülltonne hinter dem Haus.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Ik liep naar deze plek en vond de vuilnisbak achter het huis.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum." Je me suis rendu sur les lieux, j'ai trouvé la poubelle derrière la maison.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum. Keseli Sıçan?"Fui até ao local, encontrei o caixote do lixo nas traseiras da casa.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."저는 그 곳으로 걸어가서, 집 뒤에 있는 쓰레기통을 발견했습니다.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."M-am îndreptat către adresa menționată și am găsit coșul de gunoi în spatele casei.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Me acerqué al lugar, encontré el cubo de basura detrás de la casa.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Poszedłem w to miejsce, kosz na śmieci był z tyłu domu.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Prišiel som na miesto, našiel som odpadovú nádobu za domom.
"Bu mevkiiye yürüdüm, çöp kovasını evin arkasında buldum."Šel jsem tam a našel popelnici za domem.