Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Dar trebuie să renunţi un pic la fanatism, dar să îţi păstrezi entuziasmul.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Dovresti lasciare da parte Gesù per un momento, ma mantenere l'entusiasmo.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Du musst den Jesus-Teil etwas runter schrauben, aber behalte den Enthusiasmus.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Il faut y aller moins fort avec Jesus mais tu gardes le même enthousiasme.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Je moet de Jezusdingen wat dimmen, maar het enthousiasme behouden.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın."근데 말야 그 신 얘기는 좀 줄이는 대신" "그 열정은 그대로 유지해 줄 수 있겠나?"
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Musisz troszeczkę złagodzić całą tą gadkę o Jezusie, ale zachowaj swój entuzjazm.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Tienes que bajarle un poco el tono a lo de Jesús, pero mantén el entusiasmo.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Vegyél vissza egy kicsit a Jézus dumából, de tartsd meg ezt a lelkesedést.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Тебе придётся немного попридержать тему с Иисусом, но сохрани свой энтузиазм.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.Трябва да смекчиш това с Господ малко, но запази ентусиазма.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın."תצטרך להרגיע קצת את הדיבורים על ישו, "אבל תשמור על ההתלהבות.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.يجب ان تخفف حدة يسوع هذه قليلا، ولكن ابقي على الحماس.
Şu İsa meselesini biraz azaltman lazım ama coşkun aynı kalsın.ジーザスのこと口にするの ちょっと控えてくれない (笑) (拍手)
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Das medizinische Institut hat versucht, die Maskenfrage zu klären.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.El Instituto de Medicina quiso investigar las máscaras.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Het Institute of Medicine probeerde na te gaan hoe het zat met maskers.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Institutul de medicină a încercat să analizeze problema măștilor.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Instytut Medycyny próbował zbadać kwestię masek.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.미국의학연구소에서는 마스크를 쓰는 문제에 대해 연구하고자 하였습니다.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.L'Institut de médecine s'est penché sur la question du port du masque.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.L'Istituto di Medicina s'è focalizzato sulla questione delle mascherine.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Viện Y khoa đã tìm cách giải đáp bài toán mặt nạ.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Институт Медицины пытался рассмотреть проблему обеспечения масками.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.Институтът по медицина се опита да разгледа въпроса за маските.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.המוסד לרפואה ניסה לבדוק את שאלת המסכות.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.حاول معهد العلوم الطبية البحث في مسألة الكمامات أو الأقنعة.
Tıp Enstitüsü meske meselesini incelemeye çalıştı.アメリカではマスクを製造していないので 数が十分ではありません
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Annahme I
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.- 산업 문명은 물론 모든 문명 자체가
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Predpoklad I
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Premessa I
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Premisa I
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Premissi I
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Premiss I
Uygarlýkla olan meselesini 20 ana maddeyle sýralayarak ortaya seriyor.Εκθέτει την υπόθεσή του ενάντια στον πολιτισμό απαριθμώντας 20 υποθέσεις.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.A jakmile se objevila možnost trestu, míra spolupráce začala prudce růst.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Appena hanno sentito della regola nuova, la collaborazione è salita di colpo.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.És amint az emberek hallanak a büntetésről, felszökik az együttműködési kedv.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Et, dès que les gens ont eu la possibilité de punir, la coopération est remontée en flèche.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Heti, kun ihmiset kuulivat rangaistuksesta, yhteistyö kasvaa uusiin lukemiin.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Imediat cum au auzit de posibilitatea aplicării pedepsei cooperarea s-a îmbunătățit.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Jak wszyscy dowiedzieli się o karach, współpraca szybko wzrosła.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.처벌이라는 말을 하자마자 사람들은 갑자기 협력하기 시작는데
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Og ligeså snart folk hørte om indførelse af straf steg samarbejdet.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Seketika mendengar masalah hukuman diberlakukan, kerja sama menjadi meningkat.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Und sobald Leute von diesem Bestrafungsding hörten schoss Kooperation nach oben.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Và ngay khi nghe về chuyện phạt sự hợp tác tăng lên.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Y tan pronto como la gente supo sobre la situación de castigo, la cooperación creció con rapidez.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Zodra mensen hoorden dat er kon gestraft worden, ging de samenwerking pijlsnel omhoog.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Και μόλις οι άνθρωποι άκουσαν για τιμωρία η συνεργασία απογειώνεται.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.И как только люди услышали, что речь идёт о наказании, сотрудничества сразу прибавилось.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.וברגע שאנשים שמעו על העונש שהם עלולים לקבל,
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.وبمجرد سماع الناس الحديث عن العقاب وتطبيقه , بدأ التبرع يحدث .
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.協調性は上昇し 壺は潤いました