Ve ikincisi tasarım meselesi, ve bu direk ilişkili değil ama hoş bir ifade.簡潔性と直接関係はありませんが 良い格言です サン テグジュペリによるものです
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.A jakmile se objevila možnost trestu, míra spolupráce začala prudce růst.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Appena hanno sentito della regola nuova, la collaborazione è salita di colpo.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.És amint az emberek hallanak a büntetésről, felszökik az együttműködési kedv.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Et, dès que les gens ont eu la possibilité de punir, la coopération est remontée en flèche.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Heti, kun ihmiset kuulivat rangaistuksesta, yhteistyö kasvaa uusiin lukemiin.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Imediat cum au auzit de posibilitatea aplicării pedepsei cooperarea s-a îmbunătățit.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Jak wszyscy dowiedzieli się o karach, współpraca szybko wzrosła.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.처벌이라는 말을 하자마자 사람들은 갑자기 협력하기 시작는데
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Og ligeså snart folk hørte om indførelse af straf steg samarbejdet.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Seketika mendengar masalah hukuman diberlakukan, kerja sama menjadi meningkat.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Und sobald Leute von diesem Bestrafungsding hörten schoss Kooperation nach oben.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Và ngay khi nghe về chuyện phạt sự hợp tác tăng lên.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Y tan pronto como la gente supo sobre la situación de castigo, la cooperación creció con rapidez.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Zodra mensen hoorden dat er kon gestraft worden, ging de samenwerking pijlsnel omhoog.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.Και μόλις οι άνθρωποι άκουσαν για τιμωρία η συνεργασία απογειώνεται.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.И как только люди услышали, что речь идёт о наказании, сотрудничества сразу прибавилось.
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.וברגע שאנשים שמעו על העונש שהם עלולים לקבל,
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.وبمجرد سماع الناس الحديث عن العقاب وتطبيقه , بدأ التبرع يحدث .
Ve insanlar bu cezalandırma meselesini duyar duymaz, işbirliği patlıyor.協調性は上昇し 壺は潤いました
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,Así que en realidad la respuesta de China a la cuestión de Hong Kong
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,De fapt, răspunsul Chinei în ce priveşte Hong Kong-ul --
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,Itse asiassa Kiinan vastaus
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,따라서 중국의
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,כך שלמעשה תגובתה של סין
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,ورد الصين على
Yani aslında Çin'in Hong Kong meselesine,香港にとっては疑問なわけです
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Anders gesagt: Dies ist ein Wissensproblem, kein Ressourcenproblem.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.En d'autres mots, c'est une question de connaissance, pas de ressources.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.En otras palabras, es un asunto de conocimiento, no de recursos.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Het is met andere woorden een kwestie van kennis, niet van middelen.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.În alte cuvinte, este o problemă de cunoștințe și nu de resurse.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.In altre parole, è un problema di conoscenza, non di risorse.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Innymi słowy, chodzi tu o wiedzę a nie zasoby.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Inými slovami, je to otázka vedomostí a nie zdrojov.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Jinými slovy je to otázka znalostí, ne zdrojů.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.다시 말해서 이건 지식의 문제이지 자원의 문제가 아니라는 겁니다.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Más szavakkal, a tudáson múlik, nem az anyagi forrásokon.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Nói cách khác, đó là vấn đề về kiến thức chứ không phải tài nguyên.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Por outras palavras, é uma questão de conhecimento, não de recursos.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Με άλλα λόγια είναι θέμα γνώσης, όχι πόρων.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.Другими словами, всё дело в наших знания, а не в ресурсах и возможностях.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.С други думи, въпрос на познание е, не на ресурси.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.במילים אחרות זה עניין של ידע, לא מקורות.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.بمعنى آخر، الأمر متعلق بماذا نعرف وليس بنقص في الموارد.
Yani başka bir deyişle, bu bilgi meselesi, kaynak değil.その実現は同時に エネルギーの供給を意味します
Yani bu olup olmama meselesi değil.Así que no dudamos si sucederá o no.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Deci nu este o chestiune legată de intrebarea dacă se va întâmpla.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Do đó, đây không phải là chuyện nó có xảy ra hay không. Nó sẽ xảy ra.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Es geht also nicht darum, ob es passieren wird.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Het is dus geen kwestie meer van of het nu gaat gebeuren.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Jadi, tidak masalah apakah ini akan berhasil.
Yani bu olup olmama meselesi değil. Olacak.138ドルになっても、いいじゃないの?
Yani bu olup olmama meselesi değil. Olacak.Alors, la question n'est plus de savoir si ce sera fait, mais quand.
Yani bu olup olmama meselesi değil. Olacak.이건 진행될 것이냐 마냐 하는 문제가 아닙니다. 진행될 것이니까요.
Yani bu olup olmama meselesi değil. Olacak.אז השאלה אינה אם זה יקרה, זה עומד לקרות.
Yani bu olup olmama meselesi değil. Olacak.إذًا إنها ليست مسألة ما إذا كانت الفكرة ستطبّق. إنها ستطبّق بالفعل.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Quindi non si tratta di stabilire se la cosa si farà.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Więc to już nie kwestia "może tak, może nie". Projekt zostanie uruchomiony.
Yani bu olup olmama meselesi değil.Έτσι, το θέμα δεν είναι αν θα γίνει.