Bu sadece bir görüş meselesi.Είναι απλά θέμα νοοτροπίας.
Bu sadece bir görüş meselesi.Ами това е просто въпрос на начин на мислене.
Bu sadece bir görüş meselesi.Причина в нашому способі мислення.
Bu sadece bir görüş meselesi.Это просто наш образ мышления.
Bu sadece bir görüş meselesi.זה רק עניין של תפיסת עולם.
Bu sadece bir görüş meselesi.حسناً هذه مجرد مسألة عقلية.
Bu sadece bir görüş meselesi.慣れの問題でもあります
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Ar fi o chestiune de principiu cu el a lovi cu piciorul.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Bolo by to v zásade s ním kopať.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Bylo by to v zásadě s ním kopat.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Byłoby to z zasady z nim kopać.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Ce serait une question de principe avec lui à botter.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Det skulle vara en principfråga med honom för att sparka.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Det ville være en principsag med ham at sparke.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Es wäre eine Frage des Prinzips, mit ihm zu treten werden.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Het zou een kwestie van principe met hem te schoppen zijn.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Ini akan menjadi masalah prinsip dengan dia untuk menendang.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.그것은 걷어차 그와 원칙의 문제 것입니다.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Lenne elvi vele rúgni.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Nó sẽ là một vấn đề nguyên tắc với anh ta để đá.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Sarebbe una questione di principio con lui a calciare.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Se olisi periaatteessa hänen kanssaan potkia.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.To bi bilo načeloma z njim, da kick.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Θα ήταν για λόγους αρχής μαζί του να κλωτσήσει.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Това би било въпрос на принцип с него, за да риташ.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Це було б в принципі з ним удар.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.Это было бы в принципе с ним удар.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.سيكون من حيث المبدأ معه لركلة.
Bu tekme onunla bir prensip meselesi olacaktır.彼は私がすることなく通過し、重要な一歩を取ったとなる検討するすべての
Büyüklük bir durum meselesi değildir.A kiválóság nem a körülményeken múlik.
Büyüklük bir durum meselesi değildir. Bir seçim meselesidir.Sự lớn lao không phụ thuộc vào ngoại cảnh. mà vào lựa chọn.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Grootsheid is geen kwestie van omstandigheden.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Größe ist keine Frage der Umstände.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Kehebatan bukan masalah keadaan,
Büyüklük bir durum meselesi değildir.위대함은 상황에 구애받지 않 다는 것입니다.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.La grandeur n'est pas une question de circonstances.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.La grandeza no es un asunto de circunstancia.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.L'eccellenza non è una casualità.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Wielkość nie jest kwestią okoliczności.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Το μεγαλείο δεν είναι θέμα συγκυριών.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Величието не е въпрос на обстоятелства.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Величие — это не вопрос обстоятельств.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.Велич - це не витвір обставин.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.גדולה איננה תלויה בנסיבות.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.العظمة ليست مسألة ظروف.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.偉大さは 状況や環境の問題ではなく 選択の問題なのだと
Çavuş Eversmann, cılızları gerçekten seviyor musun? Sevip sevmeme meselesi değil.Z tymi specjalnymi wstawkami.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Centralin joukot järjestäytyvät pian ja tulevat tänne.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Det är bara en tidsfråga innan Centralstyrkorna stormar stället.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Det er kun et spørgsmål om tid, før Centralstyrkerne stormer stedet.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.É apenas uma questão de tempo até as tropas de Central reagruparem e começarem a tentar entrar aqui.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.È solo una questione di tempo prima che le truppe di Central si riformino, e tornino ad attaccarci.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Jest kwestią czasu, kiedy ci z Central się przegrupują i tu dotrą.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Las tropas de Central no tardarán en reagruparse y entrar aquí.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Είναι θέμα χρόνου να ανασυσταθεί ο στρατός του Σέντραλ και να μπει εδώ μέσα.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Это лишь вопрос времени - когда силы Централа перегруппируются и снова войдут сюда.
- Çok şirin. Hayır, teşekkürler. - Bir ulusal güvenlik meselesi var.- FBI, det gælder landets sikkerhed.
Çünkü, daha Dördüncü Aşama'dan -ki şahanedir- Beşinci Aşama'ya nasıl geçeceğimiz meselesi var.Comment peut-on passer de l'état Quatre, qui est très bien, à l'état Cinq?
Çünkü, daha Dördüncü Aşama'dan -ki şahanedir- Beşinci Aşama'ya nasıl geçeceğimiz meselesi var.Como é que passamos do Nível Quatro, que é ótimo, para o Nível Cinco?
Çünkü, daha Dördüncü Aşama'dan -ki şahanedir- Beşinci Aşama'ya nasıl geçeceğimiz meselesi var.Cómo vamos de una Etapa 4, que es excelente, a una Etapa 5?