Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.Komissio kuulee komiteaa liikenneasioissa aina, kun se katsoo sen tarpeelliseksi.
Komisyon, faydalıolduğunu düşündüğü herdurumda, nakliyat meseleleriyle ilgili olarak Kurul’a danışır.WIRTSCHAFTLICHER, SOZIALER UNDTERRITORIALER ZUSAMMENHALT
Nedir bu düşünceler? Birincisi, bence, ideolojik meselelerimizdir.제 생각에 그건 바로 이념적 문제들입니다
Nedir bu düşünceler? Birincisi, bence, ideolojik meselelerimizdir.מהם הרעיונות הללו? הראשון הוא אני חושב עניינים אידיאולוגיים
Nedir bu düşünceler? Birincisi, bence, ideolojik meselelerimizdir.ما هي هذه الأفكار؟ أولا أعتقد أنها قضايانا الأيديولوجية
Nedir bu düşünceler? Birincisi, bence, ideolojik meselelerimizdir.インドの歴史的背景を考えた時 カースト制度のために
Offline meselelerini de temizlememiz lazım.Azt hiszem, tisztáznunk kell a nem neteset is.
Offline meselelerini de temizlememiz lazım.Je crois qu'on va devoir nettoyer ton passé en dehors d'internet.
Offline meselelerini de temizlememiz lazım.Πρέπει να ξεκαθαρίσουμε και τα offline επίσης.
Offline meselelerini de temizlememiz lazım.حتى في خارج النت علينا اعادت تنظيم الامور
Önemli olan bu meselelerin hepsinde tercih miktarı snırlı.Av alla saker som är viktiga, minskas möjligheten att välja
Önemli olan bu meselelerin hepsinde tercih miktarı snırlı.Semua ini adalah hal yang penting, dikurangi dalam jumlah pilihan
Önemli olan bu meselelerin hepsinde tercih miktarı snırlı.Sie sind alle wichtig aber man hat nur wenig Auswahl.
Önemli olan bu meselelerin hepsinde tercih miktarı snırlı.Todas las que son importantes, reducidas en cuanto a elección.
Önemli olan bu meselelerin hepsinde tercih miktarı snırlı.Toutes ces choses qui sont importantes, réduites en choix
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Átlagos állampolgárokat gyakran választottak esküdtbíróságba, hogy a nap fontos ügyeiben döntést hozzanak.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Cetăţeni obişnuiţi erau des aleşi în jurii pentru a decide asupra problemelor critice ale zilei.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Gewone burgers werden vaak gekozen voor burgerjury's om te beslissen over cruciale zaken van het moment.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.평범한 시민들은 자주 중요한 문제를 결정하는데 시민 배심원으로 선택되었습니다.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Los ciudadanos promedio a menudo fueron elegidos como jurados para decidir sobre asuntos críticos del momento.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Normale Bürger wurden oft für Bürgerforen ausgewählt, um über wichtige Tagesprobleme zu entscheiden.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Obywatele byli kiedyś ławnikami. Decydowali o ważnych sprawach dnia.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Priemerní občania boli často vyberaní ako občianski sudcovia, aby rozhodli o dôležitých záležitostiach.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Rakyat biasa dipilih untuk menjadi juri rakyat untuk menentukan masalah sehari-hari yang penting.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Vanliga invånare valdes ofta till medborgarjuryn för att ta beslut om viktiga saker för dagen.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Απλοί πολίτες συχνά επιλέγονταν ως ένορκοι για ν' αποφασίσουν για τα κρίσιμα καθημερινά ζητήματα.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.В городской совет часто выбирали обычных граждан, чтобы решать самые насущные вопросы.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.Присяжні часто обиралися з-поміж звичайних громадян, які вирішували нагальні питання.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.האזרחים הממוצעים לרוב נבחרו לשמש כחבר מושבעים אזרחי שיחליט על נושאים חשובים על סדר היום.
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.غالباً ما يتم إختيار مواطنين عاديون لهيئات المحلفين ليقرروا المسائل الحرجة لليوم
Ortalama vatandaşlar günün kritik meseleleri hakkında karar vermek üzere jüri heyetliğine seçilirdi.当時 重要だった問題について 判断を下していました 科学や演劇 学術研究や哲学といった
Öyle değil mi? Erkeklerin çoğu "kadın meseleleri" terimini duymuştur.그렇죠? 많은 남자들은 "여성 문제"라는 말을 들으면
Öyle değil mi? Erkeklerin çoğu "kadın meseleleri" terimini duymuştur.נכון? הרבה גברים שומעים את המונח "בעיות של נשים"
Öyle değil mi? Erkeklerin çoğu "kadın meseleleri" terimini duymuştur.أليس كذلك؟ الكثير من الرجال يسمع مصطلح "قضايا المرأة"
Öyle değil mi? Erkeklerin çoğu "kadın meseleleri" terimini duymuştur.それを頭から追い払う
Seol'u üzdüğünü bile bile meseleleri hep kendi yolunla halletmene rağmen... ...onu incitmezsin sandım....حتى ولو كنت تقوم بالامور على طريقتك, لكن بالنظر الى الطريقة التي تقلق فيها على سول
Şimdi, bunlar elbette kadınların da meseleleri,물론 당연히 여성들의 문제이기도 하지요.
Şimdi, bunlar elbette kadınların da meseleleri,Maintenant, évidemment, ce sont aussi des problèmes pour les femmes, je peux le comprendre, mais considérer
Şimdi, bunlar elbette kadınların da meseleleri,Ora, ovviamente è anche una questione femminile e lo ammetto, ma chiamare
Şimdi, bunlar elbette kadınların da meseleleri,עכשיו, ברור שאלה גם בעיות של נשים,
Şimdi, bunlar elbette kadınların da meseleleri,الآن من الواضح، أنها أيضاً قضايا تخص النساء،
Şimdi, bunlar elbette kadınların da meseleleri,それはわかる でもこの問題を
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.11-kor abbahagyták az ilyen apró ügyek tárgyalását.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.11時から1時まで 中国に
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.A potom o 11:00 prestali rozoberať tieto bezvýznamné záležitosti.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Às 11 horas, deixaram de discutir esta questão de somenos.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Ensuite à 11h, ils ont mis fin au début sur ces problèmes mineurs.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.E poi alle 11 smisero di discutere queste piccole cose.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Iar după aceea, la ora 11 s-au oprit din discutarea acestor probleme mărunte.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.우리의 작은 안건때문에 논의를 멈췄습니다.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.O 11 porzucili tego typu błahostki.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Om 11 uur stopten ze met het bespreken van deze probleempjes.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Um 11 Uhr hörten sie dann auf, sich über diese Kleinigkeiten zu streiten.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Và sau đó vào 11 giờ họ dừng bàn bạc về những vấn để nhỏ nhoi này.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.Στις 11 σταμάτησαν να συζητάνε αυτά τα ασήμαντα ζητήματα.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.И после в 11 часа те спряха да дискутират тези проблеми.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.ואז בשעה 11 הם עצרו את הדיון בנושאים הקטנים האלה.
Sonra saat 11:00'de bu küçük meseleleri tartışmayı bıraktılar.وعند الحادية عشرة، توقفوا عن مناقشة هذه المواضيع الصغيرة
Ülke meselelerimize...Bland dig ikke i vores ...
Ülke meselelerimize burnunu sokma!Älä puutu maamme sisäisiin asioihin!