Ama kreş meselesinde bu geçerli değil.Але, насправді, це не так.
Ama kreş meselesinde bu geçerli değil.Но на самом деле это не так.
Ama kreş meselesinde bu geçerli değil.Но това не е така.
Ama kreş meselesinde bu geçerli değil.אבל זה לא נכון.
Ama kreş meselesinde bu geçerli değil.ولكن هذا ليس صحيحًا.
Ama kreş meselesinde bu geçerli değil.人は契約的な制約がなくとも
Ama mesele sorular değildi.אבל העניין איננו השאלות.
Ama mesele sorular değildi.لكن الأمر ليس عن الأسئلة.
Ama mesele bu değil.Mais ce n'est pas l'essentiel.
Ama mesele bu değil.Nhưng nó -- không phải là trọng điểm.
Ama mesele bu değil.Nie o to chodzi.
Ama mesele bu değil.Nu asta e ideea.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Él entendió la forma del futuro.##
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Értette, miként alakul majd a jövő.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Er verstand die Form der Zukunft.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Han forstod hvordan fremtiden ville forme sig.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.요점은 그게 아닙니다. 미래의 모습을 이해했다는 것이죠.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Lui aveva intuito come sarebbe stato il futuro.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Mas a questão não é essa: ele percebeu a forma do futuro.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.Αυτός είχε καταλάβει το σχήμα του μέλλοντος.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.זאת לא הנקודה. הוא הבין את הצורה של העתיד.
Ama mesele bu değil. O, geleceğin biçimini kavradı.ليس هذا هو المهم. لقد فهم شكل المستقبل
Ama mesele bu değil.Но не в этом дело.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Aber tatsächlich geht es nicht nur darum.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Ale to nie wystarczy.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Dar nu e suficient.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.De, valójában nem csak erről szól.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.하지만 제 요점은 그것만이 아닙니다.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Maar het blijft een feit dat dat niet het enige is.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Mais en fait ce n'est pas que ça.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Ma questo ancora non è ancora sufficiente.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Men, faktum er stadig at det ikke kun er det.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Nhưng, như thế không chỉ có vậy.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Pero aun así, no se trata solo de eso.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Όμως, δεν είναι μονάχα αυτό.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Но, конечно, дело не только в этом.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.Но фактът е, че все още не е точно така.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.אבל, עדיין העובדה היא שזה לא רק זה.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.ولكن، تظل الحقيقة أن هذا ليس كل شيء.
Ama meselenin sadece bu olmadığı gerçek.ソフト・パワーを持つには 「つながり」も大切です
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Ale jeżeli chodziłoby o tylko o to rozwiązanie byłoby proste i oczywiste.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Ale kdyby spravedlnost byla jediný problém, nabízelo by se snadné a samozřejmé řešení.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Dar daca corectitudinea ar fi fost singura miza, ar fi existat o solutie simpla si evidenta.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.De ha csak az igazságosságról szólt volna, lett volna egy egyszerű és nyilvánvaló megoldás.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.하지만 공정함이 유일하게 중요한 요소라면 쉽고도 분명한 해결책이 있었을 겁니다.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Ma se la parità fosse stata l'unica cosa in gioco, ci sarebbe stata una soluzione facile ed ovvia.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Mas, se o que estava em jogo era apenas a justiça, teria havido uma solução fácil e óbvia.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Men hvis retfærdighed var det eneste på spil, ville der have været en let og selvindlysende løsning.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Namun jika keadilan adalah satu-satunya alasan ada jalan keluar yang mudah dan jelas.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Nhưng nếu chỉ có sự công bằng đang được xét xử, sẽ có một giải pháp đơn giản và hiển nhiên.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Pero si la equidad fuese lo único en juego, habría sido una solución fácil y obvia.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Si l'équité était la seule chose en jeu, il y aurait eu une solution simple et évidente.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Αλλά εάν επρόκειτο μόνο για θέμα δικαίου, τότε θα υπήρχε μια εύκολη και προφανής λύση.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Если корень проблемы только в этом, то спор можно разрешить легко и просто.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.Но ако честността беше единственият залог, би имало лесно и очевидно решение.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.אך אם הגינות הייתה הדבר היחיד עליו דובר כאן, אז היה פתרון ברור וקל לבעיה.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.لكن إذا كان العدل هو الشئ الوحيد على المحك، لكان هناك حل واضح وساهل.
Ama mesele sadece adalet olsaydı, net ve basit bir çözüm bulmak kolaydı.簡単で明快な解決方法があるはずだ それは何だろうか?(観客:みんながカートを使用する)
Ama mesele sadece bu rahatsızlıklar nedeniyle ölüm değil.Aber es ist nicht nur die Sterblichkeit von diesen Störungen.
Ama mesele sadece bu rahatsızlıklar nedeniyle ölüm değil. Aynı zamanda hastalık oranı.Het betreft niet alleen de sterfte als gevolg van deze stoornissen, maar ook het ziektecijfer.