Doğal seleksiyon bir türün öteki türle ilişkisiyle ilgili mesela güçlülük, sağlık gibi özellikleri açıklıyor.그것은, 자연 도태가 적합성같은 속성에서 작동한다는건데 이는 몇몇 종과 몇몇 종의 관계와 관련된 거죠.
Doğal seleksiyon bir türün öteki türle ilişkisiyle ilgili mesela güçlülük, sağlık gibi özellikleri açıklıyor.כלומר, ברירה טבעית מבוססת על תכונות, כמו עמידות, הקשורות ליחסים בין זנים מסוימים לאחרים.
Doğal seleksiyon bir türün öteki türle ilişkisiyle ilgili mesela güçlülük, sağlık gibi özellikleri açıklıyor.هذا هو، الانتقاء الطبيعي يعمل وفقاً لخصائص، مثل الملائمة، و التي هي علاقة من بعض الأجزاء إلى أجزاء أخرى.
Doğal seleksiyon bir türün öteki türle ilişkisiyle ilgili mesela güçlülük, sağlık gibi özellikleri açıklıyor.関係によって成り立つ 適合性などの 特性に作用するからです ダーウィンの考えは アリストテレスの宇宙論だけでなく
Dünyadaki bütün bloglara bakınmaya başladım. Mesela bakalım neymiş, "TorrentFreak":-dlatego przeszukuję blogi w poszukiwaniu-. -czegoś związanego z "TorrentFreak":
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.Ada banyak masalah di dunia yang telah dibicarakan,
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.Es gibt viele Angelegenheiten da draußen in der Welt über die geredet wurde,
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.이 세상에 사람들이 이야기하는 다양한 대의들이 있는데요
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.Volgens mij zijn ze de primaire hulpbron van de planeet. Ze baren kinderen. Ze zijn onze oorsprong.
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.КА: Есть много прблем в мире, о которых говорят, ну вы знаете, бедность, болезни и так далее.
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.יש הרבה גורמים שם בעולם שדיברו עליהם,
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.هناك الكثير من القضايا في العالم التي تحدثوا عنها،
Dünyada mücadele gerektiren pek çok sorun gündeme geliyor, mesela yoksulluk, hastalıklar, vs.あなたは女性への暴力反対に8年を
Dünyayı, aynı bir deri gibi kapladı. Var olmadığı yerlerde, mesela kışın Grönland'da,生命がない冬のグリーンランドは
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.En idé som jag skulle vilja att ni tänker på till exempel är att ta en titt på våra IT-avdelningar.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.여러분들이 생각해봤으면 하는 것이 있다면, IT 부서를 한번 돌아봐달라는 것입니다.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Je moet eens een kijkje komen nemen in onze IT-afdelingen.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Megfontolásra érdemes ötlet például egy pillantást vetni az informatikai osztályunkra.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Một ý tưởng mà tôi thực sự muốn các bạn quan tâm đó là, ví dụ như, hãy để ý tới các tòa nhà IT.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Uma ideia que gostava que considerassem, por exemplo, é olhar par os nossos departamentos de informática.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Una idea que me gustaría consideraran, por ejemplo, es dar un vistazo a nuestros departamentos TIC.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Un'idea che vorrei consideraste, per esempio, è quella di dare un'occhiata al nostro reparto IT.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Μια ιδέα που θα ήθελα να σκεφτείτε, για παράδειγμα, δείτε λίγο τα τμήματα Πληροφορικής μας.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Една идея, върху която ми се иска да помислите е да се вгледаме в нашите ИТ отдели.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Задумайтесь, например, и посмотрите на наш ИТ-отдел.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.Я б хотів, щоб ви обдумали ще одну річ. Гляньте на наші ІТ-відділи.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.אחד הדברים שהייתי רוצה שתשקלו, לדוגמה, הוא להסתכל על מחלקת טכנולוגית המידע שלנו.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.فكرة واحدة أريد منكم اعتبارها، على سبيل المثال، هو إلقاء نظرة على إدارات تكنولوجيا المعلومات الخاصة بنا.
Düşünmenizi istediğim bir fikir, mesela, bilgi işlem departmanlarımıza bir göz atmanız.これに当てはまるのではないか ということです 彼らは通常 見えないところから ハードウェアサービスを提供しますが
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Ak ste Američan, napríklad, asi ste boli vo Francúzsku.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Als Amerikaner sind Sie möglicherweise schon einmal nach Frankreich gereist.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Ben je een Amerikaan, dan ben je vast wel eens in Frankrijk geweest.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Dacă sunteţi american, de exemplu, probabil aţi călătorit în Franţa.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Ha Ön például amerikai, akkor biztosan utazott már Franciaországba.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Hvis du er amerikaner, for eksempel, har du sikkert rejst i Frankrig.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.예를 들어, 여러분이 프랑스 여행을 하고있는 미국인이라면
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Nếu bạn là 1 người Mỹ, giả sử bạn du lịch tới Pháp.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Pokud jste Američan, například, asi jste byli ve Francii.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Se siete americani, ad esempio, avrete probabilmente viaggiato in Francia.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Si eres estadounidense, por ejemplo, probablemente has viajado a Francia.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Si vous êtes américain, vous avez sans doute voyagé en France.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Αν είστε Αμερικάνος, για παράδειγμα, πιθανώς να έχετε επισκεφτεί τη Γαλλία.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Ако сте американец, сигурно сте пътували във Франция.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.Если вы американец, к примеру, то вы, возможно, путешествовали по Франции.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.אם אתם אמריקאים, לדוגמה, בטח הייתם מתישהו בטיול בצרפת.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.اذا كنت أمريكي، على سبيل المثال، فمن المرجح أنك ذهب لفرنسا.
Eğer Amerikalıysanız mesela, Fransa'ya mutlaka seyahat etmişsinizdir.そして どこかであなたと同じ出身地のカップルに-
Eğer başka bir yere, mesela Ay'a gidersem ağırlığım değişir, ama kütlem sabit kalır.Este es el peso sobre la Tierra.
Eğer başka bir yere, mesela Ay'a gidersem ağırlığım değişir, ama kütlem sabit kalır.하지만, 당신이 예를 들어 달에 간다면, 당신의 무게는 바뀔 것입니다 하지만, 질량은 그대로 일 것입니다
Eğer başka bir yere, mesela Ay'a gidersem ağırlığım değişir, ama kütlem sabit kalır.אם אלך לאן שהוא, לדוגמא לירח, המשקל שלי ישתנה אבל המסה לא.
Eğer başka bir yere, mesela Ay'a gidersem ağırlığım değişir, ama kütlem sabit kalır.لذا إذا ذهبت إلى مكان آخر , للقمر مثلاً وزني سيتغير , ولكن كتلتي ستبقى كما هي
Eğer bir uzvunuzu kaybetmediyseniz --mesela sadece felç geçirdiniz -- bu desteklenmiş uzuvları giyebilirsiniz.Jeśli nie straciłeś kończyny -- na przykład miałeś udar -- możesz nosić te wspomagane kończyny.
Eğer bir uzvunuzu kaybetmediyseniz --mesela sadece felç geçirdiniz -- bu desteklenmiş uzuvları giyebilirsiniz.사지를 잃은 적이 없으시다면, 가령 중풍이 왔을 수도 있겠죠. 그때 이러한 증강 기술 사지를 착용할 수 있습니다.
Eğer bir uzvunuzu kaybetmediyseniz --mesela sadece felç geçirdiniz -- bu desteklenmiş uzuvları giyebilirsiniz.Se não perderam um membro - tiveram um AVC, por exemplo - podem usar estes membros melhorados.
Eğer bir uzvunuzu kaybetmediyseniz --mesela sadece felç geçirdiniz -- bu desteklenmiş uzuvları giyebilirsiniz.אם לא איבדת את אחד מגפייך -- אם היה לך שבץ לדוגמה -- אתה תוכל ללבוש את הגפיים המתגברות הללו.
Eğer bir uzvunuzu kaybetmediyseniz --mesela sadece felç geçirdiniz -- bu desteklenmiş uzuvları giyebilirsiniz.إذا لم تكن فقدت أحد أطرافك --أو تعرضت لسكتة دماغية مثلا-- يمكنك ارتداء هذه الأطراف المطورة.
Eğer bir uzvunuzu kaybetmediyseniz --mesela sadece felç geçirdiniz -- bu desteklenmiş uzuvları giyebilirsiniz.このような拡張四肢を利用できます 対麻痺患者でしたら バークリーバイオニックスの方達が
Eğer ekonomi çok kötü olsaydı, mesela birinci haftada ben de işsizlerin bir parçasıyım.Jeśli gospodarka byłaby tak zła - powiedzmy, że przez jeden tydzień jestem zaliczany do bezrobotnych.
Eğer ekonomi çok kötü olsaydı, mesela birinci haftada ben de işsizlerin bir parçasıyım.Jos talous olisi niin pahassa jamassa -- sanotaan että viikolla yksi olen työttömien ryhmässä.
Eğer ekonomi çok kötü olsaydı, mesela birinci haftada ben de işsizlerin bir parçasıyım.Pokud by na tom ekonomika byla špatně. Řekněme, že v prvním týdnu jsem nezaměstnaný.