Belki bir sefere ihtiyacımız var, -- denizde bir TED mesela -- sıradaki adımları belirlemek için.Может быть нам нужна экспедиция -- команда TED в море -- которая помогла бы наметить наши дальнейшие действия.
Belki sen ve Niall onların dikkatini dağıtabilirsiniz. Mesela seksi kızlar gibi giyinebilirsiniz, falan?Forse, tu e Niall potete distrarle, sai, tipo, vestendovi da ragazze hot o qualcosa del genere.
Belki sen ve Niall onların dikkatini dağıtabilirsiniz. Mesela seksi kızlar gibi giyinebilirsiniz, falan?아마 너와 나일이 그들의 시선을 다른데로 돌릴 수 있을거야, 예를 들어, 섹시한 여자처럼 옷을 입는거나 뭐 다른걸로
Belki sen ve Niall onların dikkatini dağıtabilirsiniz. Mesela seksi kızlar gibi giyinebilirsiniz, falan?Måske du og Niall kan distrahere dem, du ved, ligesom, klæde sig ud som lækre piger eller noget.
Belki sen ve Niall onların dikkatini dağıtabilirsiniz. Mesela seksi kızlar gibi giyinebilirsiniz, falan?Mungkin kamu dan Niall bisa mengalihkan mereka, seperti, berpakaian seperti cewek seksi atau semacamnya.
Belki sen ve Niall onların dikkatini dağıtabilirsiniz. Mesela seksi kızlar gibi giyinebilirsiniz, falan?من الممكن ان تستطيع انت و "نايل " ان تصرفو انتباههم , انت تعرف , مثلا , يمكنكم ارتداء ازياء فتيات او شئ من هذا
Belki sen ve Niall onların dikkatini dağıtabilirsiniz. Mesela seksi kızlar gibi giyinebilirsiniz, falan?漫画の世界でしか通用しないか、そんなこと
Belli bir zaman sonra, mesela 1 saniye, ne olur? -Así que. después de una cierta cantidad de tiempo ¿qué está pasando? Digamos que después de un segundo.
Belli bir zaman sonra, mesela 1 saniye, ne olur? -Więc po pewnym okresie czasu, co się dzieje? Powiedzmy po sekundzie?
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Also sagte ich: "Weißt du was? Warum schauen wir nicht einfach ins Internet?
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Donc, " Pourquoi on ne va pas sur Internet, pour voir... " sur Wikipedia.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."E eu: "Sabes, porque é que não vamos à <i>Internet</i> "e talvez possamos ver... na Wikipédia."
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."그래서 저는 "우리 인터넷에 들어가서 보자. 위키피디아 같은데 가면 자세히 알아낼 수 있을 거야"
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz...""Miért nem megyünk föl a netre, ott megnézhetjük..." mondjuk a Wikipédián.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz...""Sai, perché non andiamo su Internet, e forse possiamo guardare... tipo su Wikipedia."
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Şi îi spun, "Ştii, hai să mergem pe Internet, şi poate vedem ... " pe Wikipedia.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz...""Vieš čo, prečo si to radšej nenájdeme na internete a možno to tam nájdeme ... ako napríklad na Wikipédii."
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz...""Víš ty co, proč vlastně nejdeme na internet, tam možná něco najdeme ... třeba na Wikipedii." (Smích)
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz...""Wiesz co, sprawdźmy w Internecie, może zobaczymy..." myślałam tu o Wikipedii.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Y entonces digo:
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Οπότε λέω, "Ξέρεις, γιατί δεν πάμε στο Ίντερνετ, ίσως βρούμε κάτι ..." ίσως στην Wikipedia.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Затова й казвам, "Знаеш ли защо да не влезем в интернет и може би можем да видим... например в Уикипедия."
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz...""Знаєш, а давай ми заглянем в інтернет і може побачим, наприклад... на Вікіпедії".
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."Я решила: "Давай зайдем в интернет и, быть может, мы найдем... скажем, в Википедии".
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."אז אמרתי, "את יודעת, בואי ניגש לאינטרנט, ואולי נוכל לראות ..." כלומר בויקיפדיה או משהו כזה.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."فقلت حينها، " أتعلمين، لماذا لا نذهب إلى شبكة الإنترنت، وربما يمكننا رؤية ذلك..." على وكيبيديا مثلاً.
Ben de "İnternete neden gireriz biliyorsun, ve belki de bunu ... mesela Wikipedia'da görebiliriz..."「何か分かるかもね...ウィキぺディアとかで」 ネットにアクセスし「猫の交尾」で検索しました
Benim bir sevgilim vardý mesela... ...bir gün fark ettim ki... ...međer beni gerçekten sevmemiţ.For example I had a boyfriend... ...one day I realized... ...actually he didn't love me.
Benim çok kuvvetli arkadaşlarım var! Mesela bunun gibi mi? Harry!Ich bin mir nicht so sicher ob wir die überwältigen können.
Benim en yakın arkadaşım erkek mesela, kız değil.Bạn thân cháu là trai, đâu phải gái.
Benim en yakın arkadaşım erkek mesela, kız değil.Beh, è lo stesso. Il mio migliore amico è un ragazzo, non una ragazza.
Benim en yakın arkadaşım erkek mesela, kız değil.Meu melhor amigo é um menino, e não uma menina
Benim en yakın arkadaşım erkek mesela, kız değil.Mi mejor amigo es un chico, no una chica
Benim en yakın arkadaşım erkek mesela, kız değil.Mój najlepszy przyjaciel to chłopak, nie dziewczyna.
Benim en yakın arkadaşım erkek mesela, kız değil.Mon meilleur ami est un garçon, pas une fille.
Ben mesela cam yününü senin gibi tutabilmek isterdim, bunu tek başına yapmak zor.[Nick] Je veux dire, toucher le verre comme tu le fais, le manier, tu peux pas faire ça tout seul.
Ben mesela cam yününü senin gibi tutabilmek isterdim, bunu tek başına yapmak zor.[Nick] 내 말은, 섬유유리 가공할때, 잡도록 하는 그런것들. 너 혼자서는 못하잖아.
Ben mesela cam yününü senin gibi tutabilmek isterdim, bunu tek başına yapmak zor.[Nick] Tú manejas la fibra de vidrio de una manera que no cualquiera puede hacerlo
Ben mesela cam yününü senin gibi tutabilmek isterdim, bunu tek başına yapmak zor.[Νίκος] Εννοώ ότι δεν μπορώ να επεξεργαστώ μόνος μου υαλοβάμβακα με τον τρόπο που το κάνεις εσύ.
Ben mesela cam yününü senin gibi tutabilmek isterdim, bunu tek başına yapmak zor.[ניק] יעני, לגעת בפיברגלס כמוך, להחזיק בזה, אי אפשר לעשות אז זה לבד
Ben vazo olarak biraz sıradışı şeyler kullanmayı severim. Mesela bu eski blender gibi.Moi, j'aime utiliser des ustensiles peu conventionnels comme vase par exemple ce vieux blender.
Bildiğimiz faktörler var, mesela insanlar eskisi kadar sigara içmiyor.喫煙者の減少もその一つでしょう 胎児に関しても
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.빌 그로스(Bill Gross)는 태양 열 기술에 뛰어난 eSolar를 비롯해서 여러 기업을 운영하고 있죠.
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.Bill Gross ha diverse aziende, tra cui una chiamata eSolar che vanta grandi tecnologie nel solare termico.
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.Bill Gross hat mehrere Firmen, unter anderem eine namens eSolar die großartige Solarthermaltechnologien hat.
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.Bill Gross ma kilka firm, włączając eSolar, które rozwinęły świetne technologie solarno-termalne.
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.Bill Grossnak több társasága van, közöttük az eSolar nevű, amelyik olyan kiváló a hőalapú naptechnikában.
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.לביל גרוס יש מספר חברות, בינהן אחת בשם אי סולר יש לה טכנולוגיה תרמו-סולארית מעולה
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.لدى بيل غروس العديد من الشركات، ضمنها واحد تسمى eSolar التي لديها تكنولوجيات عظيمة للطاقة الشمسية الحرارية .
Bill Gross'un birçok şirketi vari bunlardan eSolar mesela solar termal teknolojilere sahip.この会社は優れた太陽熱の技術を有しています ビノッド=コースラは数十社に投資をしていますが
Binom açılımını bilmeniz gerek mesela.امتداد ثنائي الحدود --اعني، انه يبكون عليكم ان تعرفوا قليلاً-- لكن اذا
"bir Amerikan askerinin hayatı sayısız Iraklı sivilinkine bedeldir" gibi konuşmalarını duyuyorsunuz mesela.예를들자면 미국병사 한명의 생명이 수많은 이라크 시민들의 목숨과 같은 가치가 있는 것처럼 말하지요.
"bir Amerikan askerinin hayatı sayısız Iraklı sivilinkine bedeldir" gibi konuşmalarını duyuyorsunuz mesela.例えば 1人のアメリカ人兵士の命が 無数のイラク市民の命と 同等だなどと言い始めます 限度を過ぎると
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Aşa că un computer Apple - asemenea acestuia - PowerBook - acest computer este ca şi cum m-ar provoaca.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Der Apple Computer -- wie diese -- das PowerBook -- dieser Computer -- fordert mich also heraus.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Entonces, el computador Apple, como esos, el PowerBook, este computador, no, como que me desafía.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.애플컴퓨터들은 -- 이런 파워북들이 -- 예 이겁니다
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Les ordinateurs Apple -- comme ces -- les PowerBooks -- cet ordinateur -- il me défie.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Počítač od Apple -- jako tenhle PowerBook -- mě zkrátka vyzývá.
Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Så Apple computeren -- ligesom de -- PowerBook'en -- denne computer -- den udfordrer mig.