Bu da bu kadar mesafeyi ne kadar sürede kat ettikleri.Това тук е колко време им е отнело, за да изминат толкова мили.
Bu da mesafedir.A więc to jest odległość.
Bu da mesafedir.이것은 거리입니다
Bu da mesafedir.Szóval ez a távolság.
Bu da mesafedir.Tohle je vzdálenost.
Bu da mesafedir. Yani bir boyuttaki hareket demek.Længde er et mål for en afstand.
Bu da mesafedir.Това е разстояние.
Bu da mesafedir.اذاً هذه مسافة
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.A proto je ta vzdálenost na grafu čím dál tím větší, protože tu máme ještě f-prvky.
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.E é por isto que a distância está aumentando, porque você também deve preencher os elementos em F.
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.Esa es la razón por la que incrementa la distancia, por que estamos llenando elementos del bloque "f"
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.그래서 거리가 증가하는 것입니다. f 원소들을 채워야하기 때문에
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.I dlatego stopniowo zwiększa się ta odległość. Bo trzeba wcisnąć tu jeszcze pierwiastki bloku f.
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.Und deswegen ist das so ein großer Unterschied, weil die f Elemente ausgefüllt werden müssen
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.Ось чому зростає от ця відстань, бо нам потрібно заповнити також f-елементи.
Bu da mesafenin artma nedeni, çünkü ayrıca f elementlerini de doldurmalısınız.ولذلك فان هذه المسافة تزداد لانك يجب ان تملآ عناصر المقطع-f ايضا
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.C'est encore un de ces mythes culturels, comme, " Les Britanniques sont réservés ".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Das ist einer dieser kulturellen Stereotypen, genauso wie "Die Briten sind reserviert."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Det är en av de där kulturella myterna, som, "britter är reserverade."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Det er en af de kulturelle myter, som, "Briterne er reserverede."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Đó là một trong những huyền thoại văn hóa, giống như, "Người Anh thì sống khép kín."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Es uno de esos mitos culturales como, "los británicos son reservados".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.É um daqueles mitos culturais, como: "Os ingleses são reservados."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.E una din acele legende culturale, ca aceea că "britanicii sînt reținuți".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.È uno di quei miti culturali come: "Gli inglesi sono riservati".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Ez egyike azon kulturális mítoszoknak, mint amilyen az is, hogy "A britek tartózkodók."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Het is één van die culturele mythes, net zoals "Britten zijn geremd."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Itu adalah salah satu mitos budaya, seperti, "Orang Inggris jarang menunjukkan emosi."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Je to jeden z těch kulturních mýtů, jako ten, že "Briti jsou odtažití."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.그것은 그저 근거없는 문화적 믿음에 불과합니다. 예를 들어, "영국인들은 내성적이다."와 같은 이야기죠.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.To jeden z kulturowych mitów, jak ten, że Brytyjczycy nie okazują emocji.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.To je eden tistih kulturnih mitov, kot je: "Britanci so zadržani."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Είναι ένας απ' αυτούς τους πολιτιστικούς μύθους, όπως ότι "Οι Βρετανοί είναι συνεσταλμένοι".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Това е един от тези културни митове, като "британците са сдържани хора."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Це один із культурних міфів, на зразок: "Британці стримані".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Это один из культурных мифов, например, что британцы — сдержанные люди.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.זה אחד מאותם מיתוסים תרבותיים, כמו, "הבריטים הם מאופקים."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.إنها إحدى تلك الخرافات الثقافية، مثل، "البريطانيون متحفظون".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.「イギリス人は控えめだ」 というのもそうですが 何故そんな風に思うのか 気が知れません
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.우리의 선조들이 매일 뭔가 비범한 것들을 할 수 있었다는 사실로부터 온 것입니다.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.làm những điều phi thường hàng ngày, chỉ dựa trên đôi chân trần chạy những quãng xa.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.lange afstanden konden afleggen.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.שהיה לסמוך על רגליהם היחפות שירוצו מרחקים ארוכים.
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.باعتمادهم على ارجل حافية .. واقدام عارية والتي كانوا يجرون بها لمسافات طويلة
Bu da, sadece çıplak ayaklarına ve bacaklarına güvenerek uzun mesafeler koşmalarıydı.素足を頼りにしていたのです どうすれば戻れるでしょう?
Bu da zaman. O hâlde, Beti'nin bu mesafeyi aldığı dakika budur.Това разстояние е равно на скоростта по - това е пътят - по времето.
Bu dönme ekseni mesafe bulunuyor.이것이 이 경우에서 축과의 거리가 됩니다
Bu dönme ekseni mesafe bulunuyor.To je naše vzdálenost od osy otáčení.
Bu dönme ekseni mesafe bulunuyor.To jest odległość od naszej osi obrotu.
Bu dönme ekseni mesafe bulunuyor.זה המרחק שלנו מציר הסיבוב.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Ale to není nejvzdálenější nebo nejslavnější obrázek naší planety.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Ale to nie najbardziej odległe lub najsłynniejsze zdjęcie.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Dar asta nu e cea mai îndepărtată sau faimoasă imagine a planetei noastre.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Das ist jedoch nicht das am weitesten entfernte oder berühmteste Bild unseres Planeten.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.De ez nem a legtávolabbi vagy a leghíresebb kép a bolygónkról.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Dit is niet de verste of beroemdste foto van onze planeet.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.하지만 지구에서 가장 멀리 떨어져서 찍은, 가장 유명한 사진은
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Mais ce n'est pas la plus lointaine ou la plus célèbre image de notre planète.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Ma questa non è la più lontana né la più famosa delle foto del nostro pianeta.
Bu Dünyamızın en uzak mesafeden çekilmiş fotoğrafı değil.Mas esta não é a foto mais distante ou mais famosa do nosso planeta.