Çevresi mimar Sör Aston Webb tarafından 2.300 ton beyaz mermerden inşa edilmiştir.Veistoksen ympäryksen on puolestaan rakentanut arkkitehti Aston Webb 2 300 tonnista valkoista marmoria.
Edward’ın cildi “mermere benzer” – çok soluk ve buz gibidir, ayrıca güneş ışığında parlar.Edwardin iho on ”kuin marmoria”; erittäin kalpea, jääkylmä ja se kimaltelee auringossa.
Neo-Gotik mermer önyüz, 1587-1863 tarihleri arasında Nicolò Matas tarafından yapıldı.Uusgoottilainen Nicolò Matasnin käsialaa oleva fasadi on vuosilta 1857–1863.
Mermer Köşkün cepheleri büyük mermer levhalarla kaplı olduğundan bu adı almıştır.Pylväiden käytävä) on nimensä mukaisesti käytävä täynnä suuria marmoripylväitä.
Marmara Adası'nda mermer ocakları vardır.Saarella on myös marmorilouhoksia.
Roma dönemine ait bir mermer banyo kuveti.Vesiallas on roomalaisajan kylpylästä.
Ocaklarda bulunan mermerler doğal bir kaya halindedirler.Lieriöiden vuoraukseksi tulee luonnonkiveä.
Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir.Temppeli oli rakennettu marmorista.
Mermer üstü et.Umpiointi Marttaliitto.
Ayrıca mermer üretim tesisleri de bulunmaktadır.Seudulla on myös marmorin tuotantoa.
Ayrıca mermer üretim tesisleri de bulunmaktadır.Υπάρχουν επίσης μεταποιητικές βιομηχανίες.
Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir.Όλος ο ναός ήταν κατασκευασμένος από πεντελικό μάρμαρο.
Eser mermer den yapılma olup 2,29 m yükseklikte ve Louvre Müzesi, Paris'te bulunmaktadır.Το άγαλμα, ύψους 2,75 μέτρων, εκτίθεται στο Μουσείο του Λούβρου, στο Παρίσι.
Mermer kelimesinin orijini buradan gelir.Ο όρος «Μάραθος» ανακατευθύνει εδώ.
Yaz mevsiminde çevrede bulunan mermer ocakları tankerle su ihtiyacını buradan karşılamaktadır.Το καλοκαίρι οι ιαματικές πηγές στη γύρω περιοχή και τα θαλάσσια λουτρά προσελκύουν πολλούς επισκέπτες.
Cami duvarlarında sarımsı beyaz mermer taşları kullanılmıştır.Για τους κίονες επιλέχθηκαν αψεγάδιαστα λευκά μάρμαρα.
Ocaklarda bulunan mermerler doğal bir kaya halindedirler.Tårnets taggavle står i den naturlige sten.
Sohum steli, mermerden yapılmış bir mezar taşıdır (stel).Vätteryds gravfält er en gravplads med skibssætninger fra jernalderen.
Mermer kapı da denir.Serien hed også The Mask.
Pliny tapınağı 115 metre uzunluğunda ve 55 metre eninde neredeyse tamamen mermerden olarak tanımlamıştır.Plinius beskriver tempelets mål på 55 x 115 m ved sokkelen og at det var bygget nesten utelukkende av marmor.
Halen burada mermer çıkartılmaya devam ediliyor.I tillegg tas det ut marmor der.
Roma dönemine ait bir mermer banyo kuveti.Antikke romerske bad.
Namaz yeri ve avlunun yerleri mermer ve kırmızı taş ile döşendi.Buktene omkring utfyllingen ble kalt Søylen (i sørvest) og Vigen (i nordøst).
Bu görev için general Mihr-Mihroe'yi (Mermeroes) seçti.Untuk tugas ini, ia memilih jenderal Mihr-Mihroe (Mermeroes).
Romalı bir kadına ait mermer baş.Pahatan kepala seorang wanita Romawi.
Salonun ortasında mermer bir havuz vardı.Mereka tidak tahu bahwa di tengah-tengah istana ada kolam.
Ayrıca Tugla ve Mermer Fabrikaları da vardır.Ada juga karet dan pabrik semen.
Évora Katedrali'nin sunaktaşı da bu beyaz mermerdendir.Paroki katedral dari keuskupan tersebut adalah Katedral Santa Maria.
Ampir üsluptaki türbe beyaz mermerlerle kaplıdır.Seluruh dinding bagian dalam ditutupi dengan marmer putih.
Mermerden yapılmış dikilitaş, tamamlandığında dünyanın en yüksek yapısı idi.Mall ini mengklaim diri sebagai mall terbesar di dunia apabila konstruksinya selesai.
Minberi mermerdir.Limnogale mergulus.
Ampir üsluptaki türbe beyaz mermerlerle kaplıdır.Kỳ lân biển có quan hệ rất gần với cá voi trắng.
Tapınak tamamen mermerden inşa edilmiştir.Những kiến trúc của đền được xây dựng trên biển.
Eksiksiz bir mermer kopyası bugün Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi'nde bulunmaktadır.現存する大理石の複製はナポリ国立考古学博物館にある。
Roma dönemine ait bir mermer banyo kuveti.大ローマ風呂があった。
Mermer üstü et.ハンマーを携える。
Bakır, mermer, altın yatakları var.プラスチックの椅子、大理石の床。
Mermer işi ile ilgili bir işletmesi vardır.海事関連事業を所管。
Köyde demir madeni ve mermer yatağı mevcuttur.紋章は、鉱山内の鉄床と金槌。
Caminin şadırvanının üstü havuzdaki suyun kirlenmemesi için mermer eteklikle kapatılmıştır.プールの縁に不用意に腰掛けたために水中に引き込まれた。
Ayrıca mermer üretim tesisleri de bulunmaktadır.另外也有海產加工業。
Edward’ın cildi “mermere benzer” – çok soluk ve buz gibidir, ayrıca güneş ışığında parlar.他的皮膚「像大理石一樣」— 非常蒼白、冰冷、肌膚會在陽光下閃耀。
Mahallede bir adet su fabrikası , 1 adet mermer işleme tesisi bulunaktadır.拥有国家中一型水库——马厂水库。
Minberi mermerdir.《小美人魚》 The Little Mermaid。
XX. yüzyılda Moskova metrosu için yöreden mermer alınmıştır.1920年代,莫斯科地铁还在规划中。
Hanın orta kısmında sekizgen bir mermer şadırvan vardır.桥上有八尊大理石雕像。
Muğla ayrıca önemli bir mermercilik merkezidir.哥伦布也是工会的一个重要地点。
Sohum steli, mermerden yapılmış bir mezar taşıdır (stel).陵墓的設計是一條筆直的長廊。
Vatikan Müzeleri 500 yıl önce inşaatta kullanılan mermerlerle tarihi izlerini korumaktadır.梵蒂冈博物馆的起源可以追溯到500年前购买的一座大理石雕像。
Bu kapının yanında, Rowena Ravenclaw’ın diademini taktığı beyaz mermer heykel bulunur.門對面有座羅威娜·雷文克勞的雕像。
1337 yılında öldüğünde, sadece alt seviye ile onun mermer dış kaplama duvarını bitirmmişti.1337년 조토가 사망했을 때 종탑은 하층부 대리석 외벽만 완성된 상태였다.
Kaideler de mermerdir.메르센 소수이기도 하다.
Mermer kelimesinin orijini buradan gelir.המונח "מרקר" מפנה לכאן.
Muğla ayrıca önemli bir mermercilik merkezidir.כמו כן, היא מרכז מסחרי חשוב.
Buradan çıkartılan mermerler dünyaca ünlüdür.המקום מושך מפורסמים מרחבי העולם.
Ayrıca çevrede bulunan bazı mermer parçalar belde meydanında sergilenmektedir.סוג זה של סכינים עדיין נמצא בשימוש באזור.
Köy çevresindeki mermer ocakları bakımından zengindir.הים סביבם היה עשיר בדגה.
18. yüzyılda kalenin iç mermerleri ve kalan mobilyalar çıkarıldı.През 18-ти век, вътрешните мрамори на замъка и останалите мебели са иззети.
Deney mermer yerine tahta bir masada daha iyi yapılıyordu.Експериментът сякаш работи по-добре на дървена маса, отколкото на мраморна плоча.
Giriş doğudan gök ve beyaz mermerden yapılmış kapı ile sağlanmaktadır.Достъпът е от изток през врата с мраморна каса.