Görkemli merdivenler Johann Balthasar Neumann tarafından tasarlanmıştır.Η μεγαλοπρεπής σκάλα σχεδιάστηκε από τον Γιόχαν Βαλτάσαρ Νόιμαν.
Berlin Muharebesi devam ederken, yanmakta olan Reichstag'ın merdivenleri üzerinde bile şarkı söylüyordu.Κατά τη διάρκεια της Μάχης του Βερολίνου, τραγούδησε μπροστά στο καιόμενο Reichstag.
Kızların merdivenlerinin üzerinde bir büyü vardır.Børn og voksen på trappe.
Sette asansörleri ve yürüyen merdivenleriyle tam faal iki tane de ofis binası yapıldı.Det er bygget to trappehus, begge med heis og trapper.
Gişeden geçtikten sonra merdivenlerden ininca sağ tarafa doğru 10 m. ileridedir.Etter omtrent 100 meter ser du en trapp på høyre siden.
Her bir saray, iç ve dış merdivenler ile ulaşılabilecek çok katlı yapılardır.De ulike virksomhetene kunne nås fra forskjellige entréer og trappehus.
Bu kez baba-oğul merdivenlere Yunan bayrağını sermiştir.Senere fant klatrere det japanske flagget han hadde lagt igjen på toppen.
Girişin ortasında bir hol ve merdivenler ile köşelerde 4 adet oda yer almaktadır.Husene har felles inngang og trappehus på midten.
Üçü Anne Frank House'a ziyarete gider, Hazel evin tüm merdivenlerini çıkmak için mücadele eder.Mereka bertiga mengunjungi Anne Frank House, di mana Hazel berusaha menaiki banyak tangga di tempat tersebut.
Özellikle Piazza di Spagna'ya inen İspanyol Merdivenleri üzerinde yer almasıyla bilinmektedir.Gereja tersebut dikenal karena posisinya yang berada di atas Tangga Spanyol yang berada di Piazza di Spagna.
(Merdivenler hala sapasağlam durmaktadır ve görülebilecek durumdadır.Peranginangin Tanjung di Penampen dan Berastepu.
Kıble kapısından girildikten sonra sağ ve soldaki merdivenlerden kadınlar mahfiline çıkılır.Untuk mencapai ruang salat utama, jamaah melewati beberapa pintu di sisi kanan dan kiri (bagi perempuan).
Kapısına merdivenlerden çıkılır.Saya berlari ke tangga.
Kızların merdivenlerinin üzerinde bir büyü vardır.Trên các căn phòng thường có sân thượng, có cầu thang đi lên.
Medya Jacob merdivenleriyle ilgilidir .イラストは上田梯子が担当。
Şimdi merdivenleri çıkamıyorum..梯子は昇降しない。
Bu özelliğiyle merdivenlerde dahi düşük hızlarda ilerleyebiliyor.段差の低い階段の上り下りも可能。
O esnada merdivenlerden yuvarlanır...彼はすぐに階段を上がってくる。
Eğitilmiş denizayısıgiller, merdivenlere bile çıkıp inebilirler.エスカレーターは停止しており、階段として使用することができる。
Bu sırada Pam merdivenlerde onu bekliyordur.デビルステップス 階段の裏側にぶら下がって進む。
Yine solda, üst kata çıkan merdivenler bulunur.右側に回廊に上がる階段がある。
Bu çift duvarlar bir metrenin üzerinde bir kalınlıkta olup gizli merdivenleri ve kuyusu vardır.双层墙的厚度超过1米,里面藏有秘密的楼梯和一座水井。
Arkadaşı itiraz edince Dawn onu merdivenlerden aşağıya iter.樂少不聽其勸告,更將鄧伯推下樓梯摔死。
İletişim içeren iç mekanda çekirdek panoramik asansörler ve merdivenler vardır.塔身內部包含樓梯和電梯。
Şu anda yol üzerinden sadece anıta çıkışı sağlayan merdivenler görünmektedir.只能靠現場留下的痕跡來做推理。
Şimdi merdivenleri çıkamıyorum..但只有樓梯才能到達。
Dikdörtgen planlı yapının girişine çift kollu görkemli merdivenlerden ulaşılır.上班一族若要前往較高樓層,需在42樓轉升降機。
O esnada merdivenlerden yuvarlanır...以後分階段再開通。
Oditoryuma kadar merdivenleri olan büyük bir silindir şeklindeki lobiye sahip olacak.강당에 이르는 계단이 있는 커다란 원통형 로비가 있다.
Bu sırada Pam merdivenlerde onu bekliyordur.이 때, 시바를 계단에서 밀어 다치게 한다.
(Merdivenler hala sapasağlam durmaktadır ve görülebilecek durumdadır.계단을 내려다 보는 사람에게는 서 있는 모습만 볼 수 있고 계단을 볼 수 없다.
Evde, Julie'yi merdivenlerin üstünde bulur.בבית, הוא מצא את ג'ולי בחלק העליון של המדרגות.
Kızların merdivenlerinin üzerinde bir büyü vardır.בשולי החצר היו מדרגות לקומות העליונות.
Hakem arkasını döndüğü sırada Vega, Gargano'ya ringin köşesindeki çelik merdivenlere doğru Hurricanrana yaptı.כשדעתו של השופט הוסחה, וגה תקפה את גרגאנו בעזרת מהלך ההוריקראנה מצד הזירה אל עבר מדרגות הפלדה.
Bu sırada Pam merdivenlerde onu bekliyordur.לפתע הן רואות את פפה צועד במורד הרחוב.
Sonradan yapılan renovasyonlarda, bodrum katına inen ahşap merdivenler demir merdivenlerle değiştirildi.עיקרי המלצות הוועדה היו להחליף את כל המדרגות הנעות מעץ במדרגות ברזל.
Sahne büyüktü, dört video ekranı, multimedya projektörleri ve ortada merdivenler vardı.על הבמה היו ארבעה מסכי וידאו, מקרני מולטימדיה ומדרגות במרכזה.
Oynadığı ilk film Shadows on the Stairs (Merdivenlerdeki Gölgeler, 1941) oldu.הסרט הצבעוני הראשון שוין הופיע בו היה הרועה מהגבעות (1941).
Van Gogh zorlukla cevap vermeye çalışarak, merdivenlerden odasına çıakrken "Yok, ama ben..." der.לאחר מכו ביונסה עולה לחלק העליון של מדרגות ואומרת "אני ...
2008 yılında 3 küre ziyarete kapatılmış olup diğerlerine yürüyen merdivenlerle ulaşılabilmektedir.3 сфери (2008) са затворени за посетители, а останалите са лесно достижими с ескалатор.
Şimdi merdivenleri çıkamıyorum..Не е разрешено катерене по скалите.
Maçtan sonra Strowman, Reigns'e çelik merdivenlere doğru saldırmaya devam etmişti.След мача, Строуман атакува Рейнс със стоманените стъпала.
Avludan merdivenlerle çıkılır.До етажа се стига по стълби.
Minareye merdivenlerden çıkmak mümkündür.До него се стига по стълбите на минарето.
Giriş merdivenlerle yükseltilmiş.Razine su spojene stepenicama.
Kızların merdivenlerinin üzerinde bir büyü vardır.Imao je skroman uspjeh na ljestvicama.
Özellikle Piazza di Spagna'ya inen İspanyol Merdivenleri üzerinde yer almasıyla bilinmektedir.Nachádza sa na Piazza di Spagna pod Španielskymi schodmi.
Şimdi merdivenleri çıkamıyorum..Nie je možné preskakovať kamene.
Burada ayrıca Roma dönemi Nekropolü ve taşlar oyularak yapılmış yol ve merdivenler bulunmaktadır.Tu sa očakáva spoločné krásne starnutie stien a strechy.
Burada yapılmış merdivenleri olan tarihi bir yer vardır.Zvláštne je umiestnené schodisko.
Bu özelliğiyle merdivenlerde dahi düşük hızlarda ilerleyebiliyor.V rebríčkoch tiež pomaly postupuje dopredu.
Bu sırada Pam merdivenlerde onu bekliyordur.Vtem spet zagleda Evico na stopnišču.
Girişin ortasında bir hol ve merdivenler ile köşelerde 4 adet oda yer almaktadır.Sredi hodnika je platforma s štirimi vhodi.
Medya Jacob merdivenleriyle ilgilidir .Petro bazilikos laiptus.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.A jak tak stoupám po schodech, vidím starého černocha, který u toho soudu uklízí.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.És ahogy felfelé lépkedtem a lépcsőn, ott állt egy idős fekete férfi, takarító a bíróságon.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.Iba subiendo las escaleras cuando me encontré con un hombre negro mayor; era el conserje del juzgado.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.그런데 제가 법정앞의 계단을 올라가는데 나이가 든 관리부 아저씨가
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.När jag gick uppför trapporna i domstolshuset såg jag vaktmästaren, en äldre svart man.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.Quando estava a subir as escadas do tribunal estava lá um homem negro, mais velho, que era o porteiro.