Onlar meramını İngilizce anlatabildi.They could make themselves understood in English.
Meramımı anlatmak için yeterince iyi Fransızca konuşabilip konuşamadığımı bilmiyorum.I don't know if I can speak French well enough to make myself understood.
Meramını anlatmak için sadece otuz saniyen var.You've only got thirty seconds to explain yourself.
Tom Fransızca olarak güçlükle meramını anlatabildi.Tom could hardly make himself understood in French.
Tom meramını zorla anlatabildi.Tom could hardly make himself understood.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.He was making a point, for as far as I could tell.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.He showed up when we needed a public face.
Bay Lu'ya meramımızı anlatamazsak, buradan zor kurtuluruz.I think Mr. Lu will let us go soon
"Yoksa ben şu zavallı, şu meramını anlatamayacak adamdan hayırlı değil miyim?"Am I (not) better than him who is contemptible, and cannot even express himself clearly?
Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?Am I (not) better than him who is contemptible, and cannot even express himself clearly?
1923, Meram) - (ö.1923), ehem.
Meramız fazla olmamaktadır.Träume sind mir nicht genug.
1979 yılında Konya'nın Meram ilçesinde doğdu.En 1979 diseñaron el Conj.
Yeni Meram.«Maremma nuova.
2001 yılında fakültenin ismi 'Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi' olarak değiştirilmiştir.Em 1966 seu nome mudou para Faculdade de Ciências Médicas da Unicamp.
Yeni Meram.De Nieuwe Molen.
Meramın elinden bir şey kurtulmaz.De aanhouder wint.
Meramon eski iyi haline döndü.Fasáda se zachovala v původním stavu.
1923, Meram) - (ö.1983) 1999 – I Remember You (felv.
Örtmek, meramı gizlemek demektir.Ettől gömb a gömb.
İlk evrimi bir Meramonun Karanlık Güçler tarafından kontrol edilip Seçilmiş Çocuklara saldırmasıyla oldu.Se oli Pimeyden valtiaista järjestyksessä toinen, jota vastaan valitut lapset taistelivat.
Örtmek, meramı gizlemek demektir.Verbet hajaba betyr å skjule.
1979 yılında Konya'nın Meram ilçesinde doğdu.Lahir sejak tahun 1979 yang berasal dari tepak Topeng.
Örtmek, meramı gizlemek demektir.装飾、地表を隠す。
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.C'était une question de principe, pour autant que je puisse en juger.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Estaba demostrando un punto, podría decir.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Jenom se snažil ukázat, o co tady jde, aspoň jak já to chápu.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Så vidt jeg kan se ville han sige noget med det.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Stava compiendo un'affermazione di principio, per quel che posso dirne.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Έκανε μία δήλωση, θα μπορούσα να πω.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Он делал точку, насколько я мог сказать.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.Той посочваше проблем, е единственото, което аз бих могъл да кажа.
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.بحسب ما أستطيع أن أقوله، كان يُوصِل رسالة
Bence meramýný anlatmak için yapmýţtý.この逮捕はスワーツに痛手となった。
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Appariva quando avevamo bisogno di un volto pubblico.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Był rzecznikiem kiedy tego potrzebowaliśmy.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Cậu ấy đã ra mặt khi mà chúng tôi cần 1 khuôn mặt công chúng.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.El apărea doar atunci când aveam nevoie de o fată publică.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Él aparece cuando nos faltaba una cara pública.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Er tauchte auf als wir ein öffentliches Gesicht brauchten.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Er tauchte auf, als wir ein öffentliches Gesicht brauchten.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Han dukkede op når vi manglede et ansigt udadtil.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Hän ilmaantui kun tarvitsimme julkiset kasvot.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Han kom in nån gång under den tiden när vi behövde ett ansikte utåt.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Han kom in nån gång under den tiden när vi behövde ett ansikte utåt.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Hij kwam tevoorschijn toen we een publiek gezicht nodig hadden.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Il est apparu quand nous avons eu besoin de quelqu'un pour s'exprimer en public.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Khi chúng tôi cần xuất hiện trước công chúng thì anh ấy là người đại diện.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.우리에게 얼굴마담이 필요할때 그가 나타나죠
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Mindig ott volt, amikor szükségünk volt egy nyilvános arcra.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Ukázal se vždy, když jsme potřebovali někoho na veřejnosti.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Εμφανίστηκε όταν χρειαζόμασταν ένα δημόσιο πρόσωπο.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.Он появился когда мы нуждались в общественное лицо.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.- Той се появи, когато имахме нужда от лице за пред хората.
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.הוא הופיע .כשהיינו צריכים תדמית ציבורית
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.ظهر عندما إحتجنا لوجه إعلامي
Kamuoyunun önüne çıkacak bir yüz gerektiğinde ortaya çıkıp meramımızı anlattı işte.俺もフレドリクも 公式の場は苦手なんだ