Merakım gelecekte çünkü hayatımın geri kalanını orada geçireceğim.My interest is in the future because I'm going to spend the rest of my life there.
Oraya merakımdan gittim.I went there out of curiosity.
Onun hikayesi herkesin merakını uyandırdı.His story excited everyone's curiosity.
Onun her zaman, dünya hakkında büyük bir merakı oldu.He has always had a great curiosity about the world.
Onun merakı onu sorular sormaya teşvik etti.His curiosity prompted him to ask questions.
O merakına yenik düştü.Curiosity got the better of him.
Onun seyahat için büyük bir merakı var.He has a great fancy for travelling.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Acaba Tom nerelerde, merakıma engel olamıyorum.I can't help but wonder where Tom is.
Gördüğü her şey onun merakını uyandırıyor.Everything he sees arouses his curiosity.
Sadece merakımdan soruyorum, Ne olacağını düşünüyordun?Just out of curiosity, what did you think would happen?
Sadece merakımdan soruyorum, ne yapacaktın?Just out of curiosity, what would you do?
Sonunda, Tom'un merakı korkusunu yendi.Eventually, Tom's curiosity overcame his fear.
Sonunda merakım korkumun üstesinden geldi.Eventually, my curiosity overcame my fear.
Tom'un merakı uyanmıştı.Tom was intrigued.
Sadece merakımdan soruyorum, gerçekten onu yapmak zorunda mısın?Just out of curiosity, did you really have to do that?
Merakım uyandırıldı.My curiosity was aroused.
Tom merakına yenik düştü.Curiosity got the better of Tom.
Sami'nin İslam'a karşı merakı ciddi biçimde artmaya başladı.Sami started to feel really curious about Islam.
Merakın kediyi öldürdüğünü söylüyorlar.They say curiosity killed the cat.
Sami'nin merakı doruk yaptı.Sami's curiousity was piqued.
Bliss virüsü hiçbir zaman çok yaygınlaşmadı ve daha çok araştırma merakı aracı olarak kaldı.The Bliss virus never became widespread, and remains chiefly a research curiosity.
Bu yıllarını kendisi şöyle anlatmıştır:" Eğlenmeye merakım yok idi.And she said, "All those years, I said nothing.
Bundan sonraki birkaç on yıl için piezoelektrik özellik bir laboratuvar merakı oldu.For the next few decades, piezoelectricity remained something of a laboratory curiosity.
Orada yapılan flüoresan lambalar konusunda araştırmaların olanakları Compton’ın merakını çekmiştir.Compton was intrigued by the possibilities of the research there into fluorescent lamps.
O çağlarda görsel sanatlara olan merakı en büyük hevesiydi.At that time, his curiosity for visual art was his keenest interest.
Fred'in bowling e merakı vardır, evinin salonunun çevresinde bilardo, poker ve golf oynar.Fred's interests include bowling, playing pool, golf, poker and lounging around the house.
Daha sonra spora olan merakından Spor servisinde çalışmak istediğini söyledi.It was then he immediately knew he wanted to be in sports broadcasting.
Kanık'ın edebiyata olan merakı ilkokul sıralarında başladı.Clarke's interest in writing began early.
Bilgisayar programlamaya olan merakı dolayısıyla 18 yaşındayken bir programlama şirketi kurmuştur.At 18 years old took a job as a computer programmer.
Araştırma merakı nereden geliyor?What does the research show?
Çocukluğundan beri fosil toplama merakı vardı.He began collecting fossils during childhood.
Kızının bu merakı Will'i yıllar öncesine 1992 yılındaki anılarına götürür."Will's paternity drove story for DAYS in the 90's.
Morse'un mekanik araştırmalara merakı genç yaşlarında başlamıştır.Gall's scientific inquiry began in his youth.
Lara bu merakını gidermek için Mısır'ı ziyaret eder.Alan is sent there to resolve this weird case.
"Meraki", tutkuyla, severek"Meraki," with passion, with love
An - meddlin ',' meraklı beni korusun, onun merakı bir benzeri yoktu hiç.An' curious--bless me, there never was his like for curiosity an' meddlin'.
Bizim gibi, bu hayvanlar da gizemi ve farkındalık merakını oluşturuyor.Like us, these animals embody the mystery and wonder of consciousness.
Onun bu konudaki merakını tetikleyen soru ise şudur:And one of his big insights about this 'things falling down' problem is:
Ve eğer siz -merakın dışında- o sayının hangi sayı olduğunu bulmak isterseniz, problemi çözebiliriz.And if just out of curiosity you want to know what that number is, we can solve it.
Yani merakın yerine elimizde kültürel boyun eğme var.So in place of curiosity, what we have is a culture of compliance.
Ve bunlar aynı zamanda merakı da ortaya koyuyorlar.And then they also exhibit curiosity.
Bu konudaki merakım ve TEEB projesine varışım buradan kaynaklanıyor.That's how my interests began and went to the TEEB project.
Ona bakmanın ötesinde bir merakı yok. İlkel aletleriyle bunu anlayamaz.He has no curiosity except he'll look at it, and... with his primitive tools, but he can't say
Bunun teması, şimdiden yedi milyon defa duyduğunuz gibi, merakın yeniden keşfi.The theme of this one, as you guys have now heard seven million times, is the rediscovery of wonder.
Bu tür şeylere inanılmaz bir merakı vardı.So he had this incredible curiosity.
Görünüşte sessiz fakat aslında bütün hırs ve merakıyla görerek öğrenenlerle dolu bir dünya.Görünüşte çok sessiz ama görsel öğrenenler olarak tutku ve merakla dolu olan bu topluluğa açtı.
Etrafımızdakiler için dindirilemeyen bir merakımız olmalı.We should have this unquenchable curiosity for the world around us.
Bu sadece neden araştırma tabanlı merakın desteğine ihtiyacımız olduğunun bir örneği.It's just an example of why we need to support curiosity-based research.
Bence cennet, merakın tatmin edilmesidir.And in my idea, heaven is satisfied curiosity.
Bizim merakımızı nasıl cezbetmiyor da, onu basit, insan uydurması hurafelerle ve yaratıklarlaHow does it so fail to hold our attention That we have to diminish it with the invention
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.And to experience wonder is to experience awe.
Peki bilim ve keşfin, merakımızı giderme dışında başka bir kullanım alanı yok mu?Is there any other use to exploration and science, other than just a sense of wonder?
Beni bariz olandan öteye iten, doğuştan bir merakım var.I have an innate curiosity that drives me beyond the obvious.
Böyle bir korkunç ve gizemli bir canavar tüm merakımı uyandırdı.Such a portentous and mysterious monster roused all my curiosity.
Bir şeyi anlamak, bana göre merakı ve keyfi yok etmiyor.Understanding, to me, does not remove the wonder and the joy.
Benim merakım önemsizdir.I can't contain my curiosity.
Onların merakı insanların dünyayı algılama biçimini değiştirdi ve dolayısıyla dünya değişti.And their curiosity changed the way people thought about the world, and thus it changed the world.
Doğrusu, işin beni bir çok ülkeye götürdü, çünkü işimi merakımı gidermek için kullandım.And actually, my work took me to many countries because I used my work to fill my curiosity.
Astronomi merakı üniversite öğrenimi sırasında ortaya çıktı.[1]She pursued her interest in Astronomy during her university study.[1]