merak etmek ile cümle

merak etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.To be surprised, to wonder, is to begin to understand.
Tom herkesin güvende olup olmadığını merak etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but wonder if everybody was safe.
Tom, Mary'nin fikrini niçin değiştirdiğini merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering why Mary changed her mind.
Tom üniversiteye gitseydi daha varlıklı olup olmayacağını merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering whether he would have been better off if he had gone to college.
Tom'un nerede olduğunu merak etmekten başka yapabileceğim bir şey yok.I can't help but wonder where Tom is.
Hala Tom'a ne olduğunu merak etmekten kendimi alamıyorum.I still can't help wondering what happened to Tom.
Tom'un vaktinde burada olup olmayacağını merak etmekten kendimi alamıyorum.I can't help wondering if Tom will get here on time.
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Why the worry? I'd rather wonder."
Ancak savaş tekniklerini de merak etmektedir.Er befasst sich auch mit Technikgeschichte.
Benim suçum merak etmek.Ich will schuld sein.
Angel ise onu neden hala dışarı atmadığını merak etmektedir.Il s’adressa alors à Ánanda et lui demanda pourquoi il ne s'était pas manifesté.
Gurnemanz, bu özel günde tekrar ortaya çıkmasının herhangi bir önemi olup olmadığını merak etmektedir.Gurnemanz presiente que hay algún significado en su reaparición en este día.
"Kuşüm etmek", merak etmek.Estar chingando: Estar molestando.
Angel ise onu neden hala dışarı atmadığını merak etmektedir.«Andrea no entiende por qué la echaron».
Babil'e niçin acil olarak çağrıldığı merak etmektedir .Bud chiede perché si sono improvvisamente fermati.
Angel ise onu neden hala dışarı atmadığını merak etmektedir.RJ la segue chiedendosi perché se ne sia andata.
Ciboletta ne zaman evlenebileceklerini merak etmektedir.كان بلاط فرنسا يسأل متى سيتم الزواج .
Ancak savaş tekniklerini de merak etmektedir.Ook wordt er uitleg gegeven over zijn werktechnieken.
Benim suçum merak etmek.Ik prefereer mijn eigen kwelling.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.Verbaasd zijn, zich verwonderen, is beginnen te begrijpen.
Ciboletta ne zaman evlenebileceklerini merak etmektedir.Nobilii sunt de acord să le permită să se căsătorească.
Gurnemanz, bu özel günde tekrar ortaya çıkmasının herhangi bir önemi olup olmadığını merak etmektedir.Ο Γκούρνεμαντς αναρωτιέται αν η επανεμφάνιση της Κούντρι αυτή την ημέρα σημαίνει κάτι.
Ciboletta ne zaman evlenebileceklerini merak etmektedir.Ο Παστούμιος σκέπτεται να νυμφευθεί.
Ancak savaş tekniklerini de merak etmektedir.Han udvider selv jævntligt kampteknikken.
Benim suçum merak etmek.Tôi là kẻ gây sự.
Benim suçum merak etmek.나는 내 죄에 고통스러워해왔어요.
Benim suçum merak etmek."אני לבדי נושא באשמה.
Angel ise onu neden hala dışarı atmadığını merak etmektedir.אן ההוזה שואלת אותו מדוע אינו מנגן.
Ancak savaş tekniklerini de merak etmektedir.Je určená najmä proti bojovej technike.
Angel ise onu neden hala dışarı atmadığını merak etmektedir.Gessler ga je nato vprašal, zakaj ima v toku še eno puščico.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Ale, wiecie, w takiej lekkomyślnej ciekawości jest wiele tego co Świat właśnie teraz potrzebuje. choć trochę.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Dar, ştiţi, cred că curiozitatea nestăpânită e ce are nevoie lumea acum, numai puţin.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.De tudják, szerintem a merész kíváncsiság lenne az, ami most a világnak kéne, legalább egy kis mértékben.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.하지만, 전 쉼없는 궁금증이 지금 세상이 필요로 하는 것이라고 생각합니다. 조금 말입니다.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Ma, sapete, credo che una curiosità spericolata sia ciò di cui il mondo ha bisogno ora, solo un po'.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Men jag tror att otyglad nyfikenhet är vad världen behöver idag, i alla fall en gnutta.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Pero, saben, creo que hoy el mundo necesita una curiosidad sin límites, sólo un poquito.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Tapi, anda tahu, saya pikir keingintahuan yang nekatlah yang dibutuhkan dunia sekarang, sedikit saja.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.Но, знаете, мне кажется именно безрассудного любопытства не хватает сейчас нашему миру, хотя бы немножко.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.אבל, אתם יודעים, אני חושב שסקרנות פזיזה היא מה שהעולם זקוק לו כרגע, רק קצת.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.لكنني اعتقد ان الفضول المتهور هو ما يحتاجه العالم الان، فقط القليل من ذلك.
Ama bence, pervasızca merak etmek aslında dünyanın ihtiyacı olan bir şey şu anda, birazcık bile olsa.今の世の中に必要なんじゃないかな、 ちょっとぐらいはね。 (拍手)
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?"Je préfère m'interroger. "
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""왜 걱정해? 차라리 궁금해하겠다."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Lepiej się zastanawiać, niż martwić".
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Mengapa khawatir? Lebih baik kagum."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Minek az aggodalom? Inkább lennék kíváncsi!"
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Perché preoccuparmi? Preferisco interrogarmi."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Porquê a preocupação? É melhor imaginar."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""¿Por qué preocuparme si puedo maravillarme?"
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Prečo sa trápiť? Ja radšej žasnem."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Radši se divit, než se strachovat."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Să mă îngrijorez? Mai bine mă minunez."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Tại sao phải lo lắng? Tôi thà thắc mắc còn hơn."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Varför oroa sig? Jag undrar hellre."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Waarom bezorgd zijn? Ik verkies verwondering."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Wieso sich sorgen? Ich frage mich lieber."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Προς τί η ανησυχία; Προτιμώ να αναρωτηθώ."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""Защо се притеснявате? По-скоро се чудете."
"Merak etmek varken neden endişe edeyim?""К чему волноваться? Давайте лучше удивляться".

İlgili Sayfalar