Dünyayı dolaşır, hayranlarını aynı zamanda menajeri olan babasının yazdığı müzikle eğlendirir.Putuje svijetom i zabavlja obožavatelje pjevajući pjesme koje je napisao njen otac i menadžer.
1995 yılında profesyonel menajerlik hayatına başladı.Profesionalnu karijeru započeo je 1995. godine.
Beğenir, grubun menajeri olur.Glavna je zabavljačica grupe.
Menajer Phil Harvey, genellikle grubun resmî olmayan beşinci üye kabul edilir.Manažér Phil Harvey je často považovaný za neoficiálneho piateho člena.
2003'te, Swift ve ailesi New York'lu müzik menajeri Dan Dymtrow ile çalışmaya başladı.V roku 2003 začala Taylor so svojimi rodičmi spolupracovať s hudobným manažérom Danom Dymtrowom z New Yorku.
Harriet Sansom Harris : Bebe Glazer, Frasier'ın üçkâğıtçı menajeri.Harriet Sansom Harris – Bebe Glazerová, Frasierova nemorálna agentka.
1995'te Beyoncé'nin babası, grubun menajerliğinden ayrıldı.Otec Beyoncé dal v roku 1995 výpoveď z práce, aby sa mohol naplno venovať skupine.
Menajerleri Malcolm McLaren'in menajerliğinde İngiltere'de tartışmalar yarattılar.Svoje urobili aj premyslené marketingové ťahy ich manažéra Malcolma McLarena.
Bir sonraki ay Roc Nation ile bir menajerlik anlaşması imzaladı.Neskôr v tom istom roku podpísala zmluvu s Roc Nation.
Robert, Gece kulübü menajerliği yapmaktadır.Roman - manažér hotela.
Şu anda WWE Raw Genel Menajeri olarak görev yapmaktadır.Momentálne účinkuje v WWE ako manažér pondelkovej show RAW.
Sanatçının menajeriyle görüşüp, onunla birlikte şarkı yazmayı teklif etti.On jej potom z vďaky robil osobného tajomníka a písal pre ňu aj piesne.
Menajer, Backstage Interviewer, güreşçi veya anonsör olabilirler.Zobrazovač môže byť ukazovateľ, resp. displej, alebo stupnicový bargraf.
Bir menajer olan bir kişi, spor kulübü üzerine bunları yapabilir: Kulubü değiştirebilir.Store manager môže byť: manažér predajne skladník Toto je rozlišovacia stránka.
1995 yılında profesyonel menajerlik hayatına başladı.Jej profesionálna kariéra začala v roku 1995.
Menajer kelimesi İngilizce Manager kelimesinin Fransızcalaştırmış halidir.V francoščini je nato ta beseda dobila pomen administratorja skupnega interesa.
Çoğu zaman kötü karakterli bir menajer rolünü oynadı.To vlogo je pogosto imel kar guverner.
Menajer Phil Harvey, genellikle grubun resmî olmayan beşinci üye kabul edilir.Grupės vadybininkas Philas Harvey dažnai vadinamas neoficialiu penktuoju grupės nariu.
Bunun üzerine 2000 yılının sonlarına doğru Eminem ve menajeri Paul Rosenberg Shady Records'u kurdu.Jis įkūrė savo įrašų studiją Shady Records kartu su vadybininku Paul Rosenberg.
Söylentiye göre, menajeri onu uzak bir yerde saklamıştı.Iš čia jau pats knygnešys ją išveždavo paslėpęs.
Bu dönemde Cryme Time'ın menajerliğini de yapmıştı.Šiuo laikotarpiu valdė Klintono administracija.
Los Angeles’a twitter üzerinden tanıştığı bir menajer ile tanışmak için gelmiştir.Ši supažindino Kobę su vadybininku, kuris ją pakvietė atvykti į Los Andželą.
Chink'in menajeri Shaka Cumbuka ....Šuriku kuulsus häiris......
Şu anda Fenerbahçe'nin idari menajerliğini yapmaktadır.Praegu töötab tuletorn automaatrežiimil.
Adam: Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.아담: 제가 데릭의 매니저를 불러 그걸 연주해야 하는건데요.
Adam: Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.אדם: אני באמת צריך לקרוא למנהל של דרק לבוא ולנגן את זה.
Adam: Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.أدم: ينبغي علي أن أطلب من مدير أعمال دِيرِيك عزفها.
Adam: Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.演奏してもらいましょうか
Altmetinden bahsederdim ve menajerim bana gelipIch sprach immer über den Subtext und mein Agent kam zu mir und sagte:
Altmetinden bahsederdim ve menajerim bana gelipJeg plejede at tale om undertoner, og min agent kom hen til mig
Altmetinden bahsederdim ve menajerim bana gelip저는 서브텍스트에 대해서 이야기하곤 했는데, 저의 에이전트가 저에게 말했어요.
Altmetinden bahsederdim ve menajerim bana gelipנהגתי לדבר על משמעות חבויה, והסוכן שלי ניגש אליי ואמר,
Altmetinden bahsederdim ve menajerim bana gelipوكنت أتكلم عن النص الباطن، وكان وكيلي يأتيني،
Altmetinden bahsederdim ve menajerim bana gelip代理人に「その話はしないで」と言われました
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Dar asta mi-a adus -- cu Netra administrându-mi cariera -- mi-a adus o grămadă de succes.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.De ez -- hogy Netra irányította a karrierem -- nagyon sok sikert szerzett nekem.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Esto me trajo, con Netra manejando mi carrera, me trajo mucho éxito.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.하지만 네트라가 제 일을 관리해주면서 많은 성공을 가져다주었습니다.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.La cosa mi ha portato - con Netra a gestire la mia carriera - mi ha portato molto successo.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Maar dit bracht me -- met Netra als manager van mijn carrière -- dit bracht me veel succes.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Mais ça m'a amené - avec Netra gérant ma carrière -- ça m'a apporté pas mal de succès.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Przyniosło mi to jednak -- kiedy Netra zarządzała moją karierą -- sporo sukcesów.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Seitdem Netra meine Karriere managt, hat es mir viel Erfolg eingebracht.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Но това ми донесе... докато Нетра беше мениджър на кариерата ми... донесе ми много успех.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.Тем не менее, это принесло мне - вместе с Нетрой, которая управляла моей карьерой - это принесло мне успех.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.אבל זה הביא לי -- העובדה שנאייטרה ניהלה את הקריירה שלי -- זה הביא לי המון הצלחה.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.لكن هذا جلب لي -- إدارة نيترا لعملي -- جلب لي الكثير من النجاح.
Ama bu bana--Netra'nın menajerim olması-- çok çok fazla başarı getirdi.多くの成功を収めました ロックスターになったような気分で とても幸せだったし
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Ar trebui să chem pe impresarul lui Derek să-l interpreteze.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Debería hacer que suba el Manager de Derek y la toque.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Dovrei proprio far venire il manager di Derek a suonarlo.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Ich sollte wirklich Dereks Manager herholen und spielen lassen.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Igazán megkérhetném Derek menedzserét, hogy jöjjön, és játssza el.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Ik zou eigenlijk Dereks manager moeten vragen om het te spelen.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Je devrais demander à l'agent de Derek de venir jouer.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Měl bych to nechat zahrát Derekova manažera.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Menedżera Dereka powinien to zagrać.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Tôi thực ra nên nhờ người quản lý của Derek lên và chơi bản nhạc đó.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Πραγματικά θα έπρεπε να φέρω τον μάνατζερ του Ντέρεκ να το παίξει.
Aslında Derek'in menajerini çağırmalıyım çalması için.Надо действительно позвать менеджера Дерека сыграть это.