RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››마노아가 또 여호와의 사자에게 말씀하되 당신의 이름이 무엇이니이까 당신의 말씀이 이룰 때에 우리가 당신을 존숭하리이다
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››Og Manoa sagde til HERRENs Engel: "Hvad er dit Navn? Når dit Ord går i Opfyldelse, vil vi ære dig!"
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››Řekl opět Manue andělu Hospodinovu: Jaké jest jméno tvé, abychom, když se naplní řeč tvá, poctili tebe?
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››Tedy rzekł Manue do Anioła Pańskiego: Cóż za imię twoje? abyśmy, gdy się spełni słowo twoje, uczcili cię.
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››И сказал Маной Ангелу Господню: как тебе имя? чтобы нам прославить тебя, когда исполнится слово твое.
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››Тогава Маное каза на ангела Господен: Как ти е името, за да те почетем, когато се сбъдне това, което ти каза?
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››ויאמר מנוח אל מלאך יהוה מי שמך כי יבא דבריך וכבדנוך׃
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››فقال منوح لملاك الرب ما اسمك حتى اذا جاء كلامك نكرمك.
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››瑪 挪 亞 對 耶 和 華 的 使 者 說 、 請 將 你 的 名 告 訴 我 、 到 你 話 應 驗 的 時 候 、 我 們 好 尊 敬 你
RABbin meleğine, ‹‹Adın ne?›› diye sordu, ‹‹Bilelim ki, söylediklerin yerine geldiğinde seni onurlandıralım.››瑪 挪亞對 耶和華 的 使者 說 、 請將 你 的 名 告訴 我 、 到 你 話應驗 的 時候 、 我們好 尊敬 你
RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytanı bana gösterdi.대제사장 여호수아는 여호와의 사자 앞에 섰고 사단은 그의 우편에 서서 그를 대적하는 것을 여호와께서 내게 보이시니라
RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytanı bana gösterdi.ויראני את יהושע הכהן הגדול עמד לפני מלאך יהוה והשטן עמד על ימינו לשטנו׃
RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytanı bana gösterdi.وأراني يهوشع الكاهن العظيم قائما قدام ملاك الرب والشيطان قائم عن يمينه ليقاومه.
RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytanı bana gösterdi.天 使 〔 原 文 作 他 〕 又 指 給 我 看 、 大 祭 司 約 書 亞 站 在 耶 和 華 的 使 者 面 前 、 撒 但 也 站 在 約 書 亞 的 右 邊 、 與 他 作 對
RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşuyu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytanı bana gösterdi.天使 〔 原文 作 他 〕 又 指給 我 看 、 大 祭司 約書亞 站在 耶和華 的 使者 面前 、 撒但 也 站在 約書亞 的 右邊 、 與他 作對
Sanırım sağ tarafındaki iki meleğin sohbetine katılıyor.Ao mesmo tempo é informal e natural
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Apoi am văzut pogorîndu-se din cer un înger, care ţinea în mînă cheia Adîncului şi un lanţ mare.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.A videl som anjela, sostupujúceho s neba, ktorý mal kľúč od priepasti a na svojej ruke veľkú reťaz.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Ðoạn , tôi thấy một vị thiên_sứ trên trời xuống , tay_cầm chìa_khóa vực sâu và một cái xiềng lớn .
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Ðoạn, tôi thấy một vị thiên sứ trên trời xuống, tay cầm chìa khóa vực sâu và một cái xiềng lớn.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.És láték egy angyalt leszállani a mennybõl, a kinél vala a mélységnek kulcsa, és egy nagy láncz a kezében.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.E vi descer do céu um anjo, que tinha a chave do abismo e uma grande cadeia na sua mão.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.In videl sem angela iti doli iz nebes, imajočega ključ od brezna in verigo veliko na roki svoji.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.I viděl jsem anděla sstupujícího s nebe, majícího klíč od propasti a řetěz veliký v ruce své.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.I widziałem Anioła zstępującego z nieba, mającego klucz od przepaści i łańcuch wielki w ręce swojej.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Ja minä näin tulevan taivaasta alas enkelin, jolla oli syvyyden avain ja suuret kahleet kädessään.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.또 내가 보매 천사가 무저갱 열쇠와 큰 쇠사슬을 그 손에 가지고 하늘로서 내려와서
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Og jeg så en Engel stige ned fra Himmelen, han havde Afgrundens Nøgle og en stor Lænke i sin Hånd.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Og jeg så en engel stige ned fra himmelen, som hadde nøkkelen til avgrunnen og en stor lenke i sin hånd.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Puis je vis descendre du ciel un ange, qui avait la clef de l`abîme et une grande chaîne dans sa main.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Vi a un ángel que descendía del cielo y que tenía en su mano la llave del abismo y una gran cadena
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.Vidi poi un angelo che scendeva dal cielo con la chiave dell'Abisso e una gran catena in mano
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.И увидел я Ангела, сходящего с неба, который имел ключ от бездны и большую цепь в руке своей.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.І бачив я ангела, що сходив з неба, і мав ключ від безоднї, і ланцюг великий в руцї своїй.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.וארא מלאך יורד מן השמים ובידו מפתח התהום וכבל גדול׃
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.ورأيت ملاكا نازلا من السماء معه مفتاح الهاوية وسلسلة عظيمة على يده.
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.我 又 看 見 一 位 天 使 從 天 降 下 、 手 裡 拿 著 無 底 坑 的 鑰 匙 、 和 一 條 大 鍊 子
Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı.我 又 看見 一 位 天使 從天 降下 、 手 裡 拿著 無底 坑 的 鑰匙 、 和 一 條 大 鍊子
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.A Jozua bol oblečený v pľuhavom rúchu a stál pred anjelom.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Ale Jesua był obleczon w szatę plugawą, a stał przed Aniołem.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Dar Iosua era îmbrăcat cu haine murdare, şi totuş stătea în picioare înaintea Îngerului.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Giosuè infatti era rivestito di vesti immonde e stava in piedi davanti all'angelo
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.In Jozue je bil oblečen v umazana oblačila in je stal pred angelom.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Ja Joosua oli puettu saastaisiin vaatteisiin, ja hän seisoi enkelin edessä.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Josua havde snavsede Klæder på og stod foran Engelen;
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Jósua pedig szennyes ruhába vala öltöztetve, és áll vala az angyal elõtt.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Josué estaba delante del ángel, vestido con vestiduras sucias
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Jozua had erg vuile kleren aan toen hij voor de Engel van de HERE stond.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Jozue pak oblečen byl v roucha zmazaná, a stál před andělem.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.여호수아가 더러운 옷을 입고 천사 앞에 섰는지라
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Men Josva var klædd i skitne klær der han stod for engelens åsyn.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Och Josua var klädd i orena kläder, där han stod inför ängeln
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Ora Josué, vestido de trajes sujos, estava em pé diante do anjo.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Or Josué était couvert de vêtements sales, et il se tenait debout devant l`ange.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Und Josua hatte unreine Kleider an und stand vor dem Engel,
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Vả , Giê-hô-sua mặc áo bẩn , đứng trước mặt thiên_sứ .
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Vả, Giê-hô-sua mặc áo bẩn, đứng trước mặt thiên sứ.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Yosua berdiri di situ memakai pakaian yang kotor sekali
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.Ο δε Ιησους ητο ενδεδυμενος ιματια ρυπαρα και ιστατο ενωπιον του αγγελου.
Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.А Исус бе в нацапани дрехи като стоеше пред ангела.