Ana içeriğe geç
Sözlük

mel mel ile cümle

mel mel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sen bir meleksin!You're an angel!
Melodi bana tanıdık değildi.The tune was not familiar to me.
Melissa'nın ne dediğini sana söyledim mi?Did I tell you what Melissa said?
Mary mutfakta çalışırken genellikle bir melodi mırıldanır.Mary often hums a tune as she works in the kitchen.
O salt melodi bana gençliğimi hatırlattı.That very tune reminded me of my adolescence.
Yatakta uyuyan bir çocuk bir melek gibi görünüyor.A boy sleeping in bed seems to be an angel.
Bu köpek bir melez.This dog is a mongrel.
Bu melodi hepimiz için oldukça tanıdık.This tune is quite familiar to us all.
Bu melodi bana okul günlerimi hatırlattı.This melody reminds me of my school days.
Bu melodi birçok Japona tanıdıktır.This melody is familiar to many Japanese.
Sen bir çocuğun bir meleğisin.You are an angel of a child.
En favori melodilerimden birisi radyoda çalıyordu.One of my favorite tunes was playing on the radio.
O şarkının melodisini hatırlamıyorum.I can't remember the tune of that song.
Ben sık sık onun trompette melodi çaldığını duydum.I often heard him playing the melody on the trumpet.
Küçük kız, Noel oyununda bir meleği oynadı.The little girl played an angel in the Christmas play.
İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.Angels watch from above as men fight amongst themselves.
Bebek arabasında uyuyan bebek, bir melek kadar sevimli.The baby sleeping in the baby carriage is as cute as an angel.
O, bir melodiyi ıslıkla çalmaya başladı.He began to whistle a tune.
O bir melankoli üstesinden gelindi.He was overcome by a feeling of melancholy.
O, piyanoda bir melodi çaldı.She played a tune on the piano.
O, melek gibi bir kız.She is an angel of a girl.
O tam bir melektir.She's an absolute angel.
Sen gerçekten melankolimin panzehirisin.You are truly an antidote for my melancholy.
Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?Most of the Melanesians living in Papua New Guinea have very curly hair, don't they?
Masanın üzerinde melon bir şapka var.There is a bowler hat on the table.
O şarkının melodisini hatırlayamıyorum.I can't remember the melody to that song.
Bu sabah bir melek gördüm.This morning, I saw an angel.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.Angels can fly because they take themselves lightly.
Bu melodinin adı nedir?What's the name of this tune?
O, hüzünlü melodileri dinlemeyi unutmaz.She will not forget listening to the sad tune.
John, o güzel bir melodi dedi.John said, "That's a beautiful tune."
Ukrayna dili çok melodiktir.The Ukrainian language is very melodious.
En sevdiğim yazarlardan biri Herman Melville.One of my favorite authors is Herman Melville.
Tamamen Asyalı gibi görünmesine rağmen Takahaşi'nin melez olduğunu duydum.Although Takahashi looks completely Asian, I've heard he's of mixed blood.
Herman Melville, en sevdiğim yazarlardan biridir.Herman Melville is one of my favorite writers.
Seni seviyorum, meleğim.I love you, my angel.
O kız için kendi yazdığı bir melodiyi çaldı.He played a tune for the girl that he'd written himself.
Meleklerin arpları, şeytanların bodhránları vardır.Angels have harps, devils have bodhráns.
O bir melek gibi konuşuyor.He speaks like an angel.
Bize bir melodi çal.Play us a tune.
O hindi melezinin nerede olduğunu sorma.Don't ask where that turkey baster's been.
Bu köpek bir melezdir.This dog is a crossbreed.
Uyuyan bir çocuk melek gibidir.A sleeping child is like an angel.
Favori Çarli'nin Meleğin kimdir?Who's your favorite Charlie's Angel?
Büyük kızım Magdalena bir melek gibidir.My elder daughter Magdalena is like an angel.
Tom nehir boyunca yürürken bir melodiyi ıslıkla çaldı.Tom whistled a tune as he walked along the river.
Tom, Fransa'da bir Çin lokantasında İngiliz borusu ile İspanyol halk melodisi çaldı.Tom played a Spanish folk tune on his English horn at a Chinese restaurant in France.
Tom piyanoda birkaç melodi çaldı.Tom played a few tunes on the piano.
Tom'un bütün istediği Mary'nin ukelede bir çift melodi çalmasıydı.All Tom wanted was for Mary to play a couple of tunes on her ukulele.
Melbourne'e tekrar ne zaman döneceksin?When are you coming to Melbourne again?
Ben Haruhi Suzumiya'nın melankoli'sini okumak istemiyorum.I don't want to read the Melancholy of Haruhi Suzumiya.
Sydney, Melbourne'den daha iyidir.Sydney is better than Melbourne.
O melek gibi konuşuyor.He speaks angelically.
Melekler şimdi şarkı söylüyor.Angels are now singing.
Şarkının melodisini hatırlayamıyorum.I can't remember the melody of that song.
O melodiyi biliyorum ama sözleri hatırlayamıyorum.I know that tune, but I can't remember the lyrics.
Bugün kendimi melankolik hissediyorum.Today I'm feeling melancholic.
Ben melezim.I am mulatto.
Teke meliyor.The billy goat is bleating.
Ben bir koyun gibi meleyemem. Ben bir çoban köpeğiyim.I cannot bleat like a sheep. I'm a shepherd dog.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod