Mekan, Opera'nın Le Peletier Rue'da bulunan eski binasıdır.Darauf zog die Oper an ihren neuen Standort an der Rue le Peletier.
Ancak, bunun hangi mekanizmayla olduğu bilinmiyordu.Es ist nicht geklärt, um welche Maschine es sich dabei handelte.
Yarışlar ana olarak Kuzey Amerika'daki mekanlarda geçer.Zunächst nahm sie vor allem an Rennen in Nordamerika teil.
Mekanik sistemler kapalı ya da açık sistemlerdir.Vorlesesysteme werden als offene oder geschlossene Systeme angeboten.
Bu mekanizmalar birlikte veya tek başına seyredebilir.Diese Arbeiten können alleine für sich stehen oder in Beziehung zueinander gesehen werden.
Mekan Fransız mimar Guillaume Gillet tarafından yaptırılmış ve 1974 yılında açılmıştır.Die Halle des Architekten Guillaume Gillet wurde 1974 eröffnet.
En ünlü görülmeye değer mekanı Güneş Kapısı'dır.Der trockenste Ort, den man kennt, ist der Erdmond.
Savoy-Plaza Hotel barı gibi homoerotizm sezen yeni mekanlar açıldı.Neue Lokale mit homoerotischen Untertönen entstanden, darunter die Bar im Savoy-Plaza Hotel.
Şiddetli çatışmalardan sonra Korotiç 5. Muhafız Mekanize Kolordusu tarafından alındı.Im Zuge der Berliner Operation wurde die Armee durch das 5. Mechanisierte Gardekorps verstärkt.
Bilinen bir örneği ise mekanik iştir.Aber eine Sache gibt’s, da bin ich meganational.
Belediye dış mekanın açılış saatlerini sınırlayabilir.Das Museum hat eingeschränkte Öffnungszeiten.
Göl ve çevresindeki köyler, dizi ve film çekimleri için mekan olarak kullanılmıştır.Die Burg und ihre Umgebung wurde auch immer wieder als Kulisse für Märchen- und Fantasyfilme verwendet.
Bu nedenle ona mekanik bir destek verilmedi.Dafür waren keine mechanischen Hilfsmittel erforderlich.
Sürgü mekanizması otomatik hata ayıklama ile donatılmıştır.Er ist mit einem automatischen Vorschlaghammer ausgerüstet.
Birinci haftanın sonunda Sovyet mekanize kolorduları, kuvvetlerinin % 90'nını yitirmişlerdir.Anfang November hatte die Wehrmacht 90 Prozent des Stadtgebiets erobert.
1978 yılında ise Amerika Açık, bugünkü mekanı olan USTA Billie Jean King National Tennis Center'ne taşındı.Daneben richtet sie die US Open aus und ist Eigentümer des Billie Jean King National Tennis Center.
Söz konusu mekanizma hâlâ kurulamadı.Der Mechanismus der Knospung ist noch nicht geklärt.
Her şeyin değiştiğini fark eden kahraman mekanı hızlıca terk eder.Von allen dem Wandel unterliegenden Dingen gehen unablässig Abflüsse aus.
Ada turistler için popüler bir mekandır.Die Insel ist ein beliebtes Ziel für Touristen.
İlk mekanik saatler, saati göstermek değil duyurmak üzere yapılmışlardı.Vor der Einführung der mechanischen Uhren wurde sie zum Bestimmen der Tageszeit ausschließlich benutzt.
Bu operanın mekanı Venedik'tir.Schauplatz der Handlung ist Venedig.
Ateşleme mekanizması kalkış esnasında yaklaşık olarak 60 metre (200 ayak) uzunluğunda alev oluşturdu.Nach einigen Sekunden kippte die Rakete um etwa 30°.
Mekan 11.000 seyirciyi ağırlayabilecek kapasiteye sahiptir ve Ukrayna'daki en büyük sergi merkezidir.Das Stadion fasst 49.000 Zuschauer und ist damit das größte im Libanon.
Böylece Orta Tunç Çağı'nda yerleşmede kutsal bir mekanın bulunduğu anlaşılmaktadır.Bereits zur Zeit der heidnischen Esten soll sich dort ein heiliger Ort befunden haben.
Kuvvet kavramı ilk olarak klasik mekaniğin ikinci hareket yasasında görülmektedir.Originär stammt der Begriff des Gleichgewichts aus der klassischen Mechanik.
Aracın iç mekanı tamamen yeniden tasarlanmıştır.Der Innenraum wurde vollständig neu gestaltet.
Ama onları kapalı bir mekanda tutmak çok zordur.Es ist schwer, sich in irgendeine Schublade stecken zu lassen.
Bu anlatılar belirli tarihsel veya yarı mitolojik kişilikler ve mekanlar üzerine kurgulanıp anlatılır.Die Artefakte hängen mit bestimmten historischen oder mythologischen Figuren oder Ereignissen zusammen.
Bir kentin inşa süreci bir mekanın yaratılmasıdır.In Städtebau soll eine Stadt aufgebaut werden.
Ancak B-Dup mekanında değildi.Nur die AP blieb.
Davetliler düğün mekanına gelmiştir ve herkes birbiriyle sohbet etmektedir.Gäste haben sich im Speisezimmer versammelt und unterhalten sich.
Venedik'teki türlü aşk mekanları genç aşıkların buluşma noktasıdır.In Haan gibt es als Treffpunkt für Jugendliche das Jugendhaus.
Mekanik Teoremlerin Yöntemi.Mechanische Wärme-Theorie.
MEPhI ilk olarak 1942'de Moskova Mekanik Savaş Malzemeleri Enstitüsü adıyla kurulmuştur.Ab 1946 war er am 1942 gegründeten Institut für Physikingenieurwesen in Moskau (MEPhI).
Bunun yerine durmak için mekanik bir fren kolu bulunur.Ein mechanischer Bremskraftverstärker gehörte zur Ausstattung.
T-72'den farklı bir görünüme ve mekaniğe sahiptir.Daneben verfügt es über eine dem TH-D72 vergleichbare APRS-Funktionalität.
İlk filmde yer alan bölge, bu filmin de mekanı olarak işlenmektedir.Und das erwies sich auch im Film This Land Is Mine.
Hücre, DNA hasarlarını "DNA tamir mekanizmaları" ile tamir edebilir.Durch Mechanismen der DNA-Reparatur können Zellen Veränderungen ihrer DNA-Struktur beseitigen.
Bu araç tam otomatik dolum mekanizmasıyla donatılmıştır.Sie sind mit einem mechanischen Automatikgetriebe ausgerüstet.
Mekanik şifreleyici cihazını icat etti ve patentini aldı.Er erfand die optische Maus und erhielt darauf ein Patent.
Havraya 5 basamakla yükseltilmiş bir terasla ana mekana ulaşılmaktadır.Dabey eine Fünff-fache Cur zu finden ...
Bölümler ise küçük kubbelerle örtülerek ana ibadet mekanı ile birleştirilmiştir.Die Zwischenräume der Kragsteine sind mit kleinen Basaltprismen ausgemauert.
Mekan:Tauris'te Diana Tapınağı'na giriş salonu.Die erste Szene spielt in der Eingangshalle des Diana-Tempels auf der Insel Tauris.
Bunun biyokimyasal mekanizması RNA uçbirleştirmesinden tamamen farklıdır.Das Barockrankett unterscheidet sich erheblich vom Renaissancerankett.
İsfahan'da astronomi, matematik ve mekanik, Kufe ve Basra'da ise filoloji ve şiir eğitimi almıştır.Er studierte Astronomie, Mathematik sowie Philologie in Isfahan, Kufa und in Basra.
Minoksidil'in etki mekanizması bilinmemektedir.Der Wirkungsmechanismus von Phencyclidin ist unbekannt.
Tapınağın üçte ikisi Kutsal Mekan'dan ve üçte biri Kutsalların Kutsalı'ndan oluşmaktaydı.Das Allerheiligste besetzte ein Drittel des gesamten Tempels und der heilige Ort zwei Drittel.
Bu yüzden toksinler ve mekaniksel hasarlara maruz kalabilir.Dies könnte schädliche thermische oder mechanische Effekte haben.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.Im Jahr 1886 eröffnete Robert Bosch die "Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik" in Stuttgart.
Ama tam bir mekanik dahidir.Ein ausgezeichneter Mechaniker, Hr.
Mekan günümüzde Siyer Vakfı tarafından kullanılmaktadır.Sie werden bis heute in der Kampfkunst Silat benutzt.
Saray, farklı stillerden oluşan iç mekan mobilyalarıyla 116 odadan oluşuyor.Das Gebäude enthielt 116 Räume in verschiedenen Stilen.
Bünyesindeki denetim mekanizması ile ülkelerin taahhütlerini yerine getirmesini kontrol etmektedir.Die Organisation überprüft nach eigenen Angaben die Einhaltung ihrer Bedingungen vor Ort.
Mekan, 1920'de Süreyya Paşa tarafından satın alındı.Sie wurde aber bereits 1920 von der HAPAG zurückgekauft.
Tüm bu buluntulardan mekanın bir kutsal mekan olduğu düşünülmektedir.(Lasst alle Menschen wissen, dass dies heiliger Boden ist.
Esnek üretim sistemi, bir imalat mekanizmasıdır.Der Bestäubungstyp ist ein Pumpmechanismus.
Fransız Kültür Bakanlığı ve Fransız Senatosu'nun mekanda geçici sergiler düzenlemeye devam etmektedir.Der kreative Dialog zwischen dem französischen Künstler und dem Orient setzte sich fort.
Bu eğlence bölgesi, devrin gençliğinin vazgeçilmez mekanıdır.Seine Wohnung war ein wichtiger Treffort der alternativen Jugend der Stadt.
1953 yılında açılan göl popüler bir eğlence mekanı haline geldi.Er wurde 1953 eröffnet und ist seitdem ein beliebter Erholungsort geworden.
Gerçeği söylemek gerekirse, bu mekanı daha önce hiç duymadım.Pour dire la vérité, je n'avais jamais entendu parler de cet endroit avant.