Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Medya her şeyi orantısız olarak açığa vurdu.The media blew the whole thing out of proportion.
Hükümet medyayı kontrol etme eğilimindedir.The government tends to control the media.
Medyanın haberleri adil bir biçimde sunduğunu hissediyor musunuz?Do you feel that the media presents the news fairly?
Medyanın, haberleri dürüstçe sunduğunu hissediyor musun?Do you feel that the media presents the news fairly?
Elektronik haber medya temel bilgi kaynağımızdır.Electronic news media is our primary source of information.
O, Brezilyalı medyasına ve yedi yabancı medyaya on beş tane röportaj verdi.She gave fifteen interviews to Brazilian media, and seven to foreign media.
Medya haberi vermiyor.The media doesn't distribute the news.
Medya bu haberi vermiyor.The media doesn't distribute this news.
Medya bu haberi bildirmiyor.The media doesn't report this news.
Kitlesel medyaya asla inanma.Never believe the mass media.
Sosyal medyanın önemi artıyor.Social media is growing in importance.
Medya bu hikayeleri rapor etmiyor.The media are not reporting these stories.
Medyaya inanma.Don't believe the media.
Tom sosyal medyaya kendinin müstehcen bir fotoğrafını gönderdi.Tom posted a lewd photo of himself on social media.
Medyaya çıkmadan önce, hamile olduğumu bütün hayranlarıma duyurmak istiyorum.Before it gets out in the media, I'd like to announce to all my fans that I'm pregnant.
Birçok kişi, sosyal medya üzerinde çok fazla kişisel bilgi koyuyor.Many people put too much personal information on social media.
Tom, Batı medyasında yaygın bir biçimde seçim hilesiyle suçlandı.Tom was widely accused in the Western media of election fraud.
Sosyal medya gençlerin sözel iletişim becerilerini kısıtlıyor olabilir.Social media may be inhibiting the ability of young people to communicate verbally.
Kamu yalnızca onlara devlet medyası tarafından söylenenleri bilir.The public only knows what they've been told by the state media.
Bu günlerde gittikçe daha fazla insan sosyal medyada.More and more people are on social media these days.
Twitter Amerika'da en popüler sosyal medya platformlarından biridir.Twitter is one of the most popular social media platforms in America.
Medya son birkaç ay içinde sadece bir şey tartışmıştır; ekonomik kriz.The media has only discussed one thing in the last few months; the economic crisis.
Tom medyaya konuşmadı.Tom didn't talk to the media.
Tom'un sosyal medyadaki hataları yakında Mary ile olan evliliğini sona erdirdi.Tom's mistakes on social media soon ended his marriage to Mary.
Fadıl sosyal medyada olmayı sevdi.Fadil loved to be on social media.
Batılı medya kuruluşları Müslümanlara farklı gözle bakıyor.Muslims are portrayed in a different light by Western media.
Batı medyası Müslümanları farklı lanse ediyor.Muslims are portrayed in a different light by Western media.
Ben sosyal medya kullanmıyorum.I don't use social media.
Sosyal medya zaman kaybıdır.Social media is a waste of time.
Sosyal medya bir zaman kaybıdır.Social media is a waste of time.
Medyanın yaptığı şey beyin yıkamadan başka bir şey değildir.What the media does is nothing but brainwashing.
Sami, medyaya çok kısa bir açıklama yaptı.Sami made a very brief statement to the media.
Medya ile konuşmadım.I didn't talk to the media.
Sami sosyal medyaya düşkündü.Sami was addicted to social media.
Bazı medya kuruluşları Arapları canavar gibi gösteriyor.The Arabs are being dehumanized by some media.
Bazı medya kurumları Filistinlileri canavar gibi gösteriyor.The Palestinians are dehumanized by some media.
Tom sosyal medya detoksu yapıyor.Tom is going on a social media detox.
Tom sosyal medyadan bir süreliğine elini eteğini çekti.Tom is going on a social media detox.
Yorumları sosyal medyada çarpıtıldı.His comments were distorted on social media.
Sözleri sosyal medyada bağlamından koparıldı.His comments were distorted on social media.
Sosyal medyadaki linç kültürü günümüzün engizisyonu olmuş durumda.Cancel culture has become today's Inquisition.
Batı medyası Rusya'yı şeytanlaştırıyor.The Western media are demonizing Russia.
Kimse Batı medyasına inanmıyor.No one believes the Western media.
Batı medyası kocaman bir emperyalist ve ırkçı propaganda makinesidir.The Western media are a huge imperialist and racist propaganda machine.
Latin Amerikalılar Batı medyasına inanmıyorlar.Latin Americans don't believe Western media.
"Cem Adrian'ın yeni klibi sosyal medyayı salladı"."Cem Adrian'ın yeni klibi sosyal medyayı salladı".
Türk Medya Hatay.Türk Medya Hatay.
10 Mart 2012'de, ikinci bir parti medyanın ilgisini topladı.On March 10, 2012, a second party gained media attention.
O yılın Eylül ayında, eğitim alan astronotlar Çin medyası tarafından sunuldu.In September of that year, astronauts in training were presented by the Chinese media.
Ananidze Rus medyasına "Benim için endişelenmeyin.Ananidze told Russian media "don't worry about me.
E!'den Zach Johnson'a göre performans, medyadan karışık tepkiler aldı.According to Zach Johnson from E!, the performance drew mixed reaction from the media.
"Küçük, medyada bana yardımcı oldu"."Küçük, medyada bana yardımcı oldu - Güncel".
Ailesi, Al-Arabiya ve diğer uluslararası medya'ya kaybolduğunu bildirdi.His family told Al-Arabiya and other international media that he was missing.
Lee 18 Ocak 2014'te, sosyal medya aracılığıyla, hamile olduğunu duyurdu.Lee announced via social media on January 18, 2014, that she was pregnant.
CME'lere popüler medyada genellikle "Güneş fırtınaları" veya "uzay fırtınaları" denir.ICMEs are often called "solar storms" or "space storms" in the popular media.
Medya beni sadece bir kadın vücudu olarak tanıttı.The media just promoted me as a female body.
Konu, Alman ulusal medyasında, özellikle çevrimiçi yayınlarda dikkatleri çekti.The issue received attention in the German national media, especially in online publications.
Medya Radar.Medya Radar.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi."I find the media's obsession with promotion and demographics upsetting," Beatty said.