medeniyetin ile cümle
medeniyetin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Medeniyetin bize verdiği inanılmaz hediyelere yüreğinizi açın.Deschide-ţi inima către darurile incredibile pe care ni le oferă civilizaţia.
Medeniyetin bize verdiği inanılmaz hediyelere yüreğinizi açın.Nyisd ki a szíved azokra a hihetetlen ajándékokra, amiket a civilizáció adott nekünk.
Medeniyetin bize verdiği inanılmaz hediyelere yüreğinizi açın.Open je hart voor het fabuleuze geschenk dat onze beschaving ons brengt.
Medeniyetin bize verdiği inanılmaz hediyelere yüreğinizi açın.Ouvrez votre cœur aux cadeaux incroyables que la civilisation nous donne.
Medeniyetin bize verdiği inanılmaz hediyelere yüreğinizi açın.פיתחו את ליבכם למתנות המופלאות שהתרבות מעניקה לנו.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Åbn dit hjerte til de fantastiske gaver som civilisationen har givet os.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Abram o coração às incríveis dádivas que a civilização nos dá.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Abran sus corazones a los increíbles regalos de la civilización.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Aprite il cuore agli incredibili doni che la civiltà ci offre.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Bukalah hati Anda terhadap berkah yang diberikan oleh peradaban kepada kita.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Deschide-ți inima pentru incredibilele daruri pe care ni le dă civilizația.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Hãy mở lòng và đón nhận những món quà mà nền văn minh nhân loại... ... đã ban cho chúng ta.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.마음을 열고 우리에게 주어진 '문명'이라는 놀라운 선물에 대해 생각해 보세요.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın."Nyissa ki a szívét azok előtt a hihetetlen ajándékok előtt, amiket a civilizációtól kapunk.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Odpri srce za neverjetne darove, ki nam jih daje civilizacija.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Öffnet das Herz den unglaublichen Gaben der Zivilisation.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Open je hart voor de ongelofelijke geschenken die de beschaving ons geeft.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Öppna ditt hjärta för de otroliga gåvorna som civilisationen ger oss.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Otevřete svá srdce těm nádherným darům, které nám dává civilizace.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Otwórz serce na niesamowite dary, które otrzymujemy od cywilizacji.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Ouvrez votre cœur aux cadeaux incroyables que la civilisation nous offre.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Άνοιξτε την καρδιά σας στα απίστευτα δώρα που ο πολιτισμός μας χαρίζει.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Відкрийте ваші серця дивовижним дарам, подарованим нам цивілізацією.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Отворете сърцето си за невероятните подаръци които цивилизацията ни дава.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.Пусть ваше сердце преисполнится благодарностью за те невероятные дары, которые даёт нам цивилизация.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.פתחו את לבכם למתנות המופלאות שהציוויליזציה נותנת לנו.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.افتح قلبك لتلك الهدايا المذهلة التي أخذناها من حضاراتنا و تطورنا.
Medeniyetin bizlere verdiği harika hediyelere kalbinizi açın.心を開きましょう スイッチを押すだけで 電気が点きます
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.A civilizáció egyik alapvető tétele, hogy biztosan legyen minden embernek elegendő élelme.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Een van de meest fundamentele daden van civilisatie is te zorgen dat mensen genoeg te eten hebben.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Eine der grundlegensten Handlungen der Zivilisation ist es den Leuten genug Nahrung zu gewährleisten.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Jedním z nejzásadnějších činů civilizace je zajistit, aby lidé měli dostatek jídla.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Jednym z fundamentalnych działań cywilizacji jest zapewnienie ludziom wystarczającej ilości jedzenia.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.문명의 가장 근본적인 행동 중 하나는 사람들이 충분한 식량을 가질수 있게 안심시키는 것입니다.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Một trong những hành động nền tảng của nền văn minh là để đảm bảo cho con người có thể có đủ lương thực.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Salah satu tindakan paling dasar dalam peradaban adalah memastikan orang-orang mendapat cukup makanan.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Um dos mais fundamentais aspetos da civilização é assegurar que as pessoas têm acesso a alimento suficiente.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Uno degli atti di civilizzazione fondamentale è assicurarsi che la gente abbia cibo a sufficienza.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Uno de los actos más fundamentales de la civilización es asegurar que la gente tenga suficientes alimentos.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Unul dintre actele fundamentale ale civilizaţiei este de a asigura ca oamenii pot să aibă destule alimente.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Μία από τις βασικές πράξεις πολιτισμού είναι η βέβαιη πρόσβαση σε αρκετό φαγητό.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Едно от най-основните действия на цивилизацията е да осигури достатъчно храна за хората.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.Исходная задача развитого общества - обеспечить людей едой.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.אחת מהפעולות הבסיסיות של ציוויליזציה היא להבטיח שאנשים יכולים להשיג מספיק אוכל
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.إحدى أهم عناصر التمدن هو ضمان أن الناس بامكانهم الحصول على الغذاء الكافي.
Medeniyetin en temel eylemlerinden bir tanesi insanların yeterince gıdaya sahip olduğundan emin olmaktır.十分な食糧確保が必要なのです マルサスの悪夢を懸念する人は
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- Apa yang Anda miliki di pikiran Anda, Dok?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.Arra gondoltam, az ellentmondás a civilizáció.
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- Egli è. - Cos'hai hanno in mente, Doc?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- Han är. - Vad gjorde du har på dig, Doc?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- Han er. - Hvad har du på dit sind, Doc?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- Hän on. - Mitä sinulla on mielessäsi, Doc?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.Ich habe über die Widersprüchlichkeit unserer Zivilisation nachgedacht.
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.Ik dacht aan de inconsistentie van de beschaving.
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.Je réfléchissais à l'inconsistance de notre civilisation
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.Mă gândeam de incoerenţă de civilizaţie.
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.Myslel jsem na rozporuplnost civilizace.
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- Ông là. - What'd mà bạn có trong tâm trí của bạn, Doc?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- On je. - Čo máte na mysli, doktore?
Medeniyetin tutarsızlığını düşünüyordum.- On jest. - Co grałeś mieć na uwadze, Doc?
İlgili Sayfalar