Bir sonraki otobüsü mecburen yirmi dakika bekledim.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Yükü düştüğü için kamyon mecburen durdu.The lorry had to stop because its load had fallen off.
Tüm gün mecburen orada mı kaldılar?Did they have to stay there all day?
Seni mecburen unutacak.He'll have to forget about you.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Then they release him.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.I'm tired of being in the closet because of the women's movement."
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Tom works in a shoe warehouse doing his best to support the family.
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"I said, "But you know, I bought an airline ticket, and I'm stuck here for a week."
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain would I dwell on form,fain, fain deny What I have spoke; but farewell compliment!
Ben fiyatımı mecburen 1.70 $'a indirmeye karar veriyorum. Ayşe de aynısını yapıyor.I sell it at $1.70 and then Vikram sells at $1.70.
Yani geldiğimiz durumda, yapacak birşey yok mecburen bu CDO'ları satmak zorundayız.So you're like, wow I'm in a situation where I have to sell these CDOs.
Bu, dertler yüzünden mecburen ortaya çıkan bir oyundu ve tüm ailemiz katıldı”, dedi.That was a sort of game born out of hardship and the entire family took part in it," Ban said.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Sie dienten auf ihnen zur Belebung der freien Flächen.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Der König hört das und erfüllt ihren Wunsch.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.J'en ai assez d'être dans le placard à cause du mouvement des femmes ».
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Ils en déduisent ensuite la façon de les piéger,.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Le roi fut obligé d'intervenir.
Jack Mecburen kabul eder.Jack se ve obligado a aceptar.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Comenzó a trabajar en una fábrica de ropa para mantener a su familia.
Anima Mundi, mecburen Raphael'den yardım ister.Alejandra exige llamar de Rasputín en su ayuda.
Rumlar, Venediklilere mecburen itaat ediyorlardı.Le faltan los ortostatos que lo cubrían.
Bea ve Oscar mecburen su tüpü alırlar ve bunun gelişi çok kısa sürer.Shrek e Ciuchino bevono la pozione e si trasformano in qualcosa di inaspettato.
Böyle öldürmek çok zor olacağından mecburen kafaya isabet almanız gerekir.При таком передвижении попасть в человека прямыми ударами очень сложно.
Hiç sevmediği, hatta nefret ettiği kocasıyla aç kalmamak ve sokaklardan kurtulmak için mecburen evlenmiştir.Мужа ещё до свадьбы она ненавидела и ни за что не хотела выходить за него замуж.
Jack Mecburen kabul eder.وهو ما وافق عليه غن.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Ela trabalha longas horas na fábrica para sustentar a família.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Na hun huwelijk vestigden zij zich in het Gelderse Putten.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Kungen lyssnar i smyg.
Jack Mecburen kabul eder.Джек виконує це.
Michaels da mecburen yanına geldi.Незабаром до неї приїхав і Михайло.
Şef buna karşı çıksa da mecburen kabul eder.Не маючи іншого вибору, чоловік погоджується.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Král však nechce ani poslouchat.
Şef buna karşı çıksa da mecburen kabul eder.Pokud ne, rovnou tento úkol odmítne.
Diğer Balkan ülkelerini kendine karşı tehdit olarak gören Arnavutluk, mecburen bağımsızlığını ilan etti.Statele autonome britanice care au votat pentru rămânere în U.E. vor independență acum.
Jack Mecburen kabul eder.Jack acceptă să-i ajute.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.A király figyelme már Kr. e.
Jack Mecburen kabul eder.Ο Τόνο δέχεται.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Isteden forlangte han en frigjørende omgang med dem.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Dan membebaskan mereka setelah membayar tebusan yang sangat besar.
Jack Mecburen kabul eder.Greg terpaksa menerimanya.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Vua Chiêu Tông buộc phải nghe theo.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.後白河はこれに介入して自己の管理下に置いてしまう。
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.彼は家計を助けるため靴作りを学んだ。
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.舟人謂我舟必入其下,不可救。
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.湯姆努力地在一間鞋倉工作賺錢養家。
Şimdi mecburen ABD'de konaklamak zorunda olacaklar.因此一定要在美國興建。
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.他們聽見王的話就去了。
Önce Sidney Billy'yi kandırır fakat olay ortaya çıkınca ikili mecburen yarışmaya katılmak zorunda olur.多尼爾·亨利在正選陣容開賽,但是於中場休息時被換出,該場比賽以2-0勝出。
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.이들은 신앙의 자유와 함께 자유로운 성서 해석 등을 주장하였다.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.이에 응하여 여성 운동에 대한 방침과 방향을 세워 분투하게 된다.'고 하였다.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.그러자 왕은 만류하며 사건을 수습한다.
Jack Mecburen kabul eder.ג'קס מסכים.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.לאחר שהבריאה נאלצה לעבוד כפועלת במפעל יצור נעליים על מנת לתמוך במשפחתה.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Кралят е принуден да се съгласи.
Anima Mundi, mecburen Raphael'den yardım ister.Грасиела, отчаяна, иска финансова помощ от Алехандро.
Kral da mecburen dinlemek zorunda kalır.Oni su smatrali, kako mora poslušati kralja.
Önce Sidney Billy'yi kandırır fakat olay ortaya çıkınca ikili mecburen yarışmaya katılmak zorunda olur.Hardy je sprva tekmoval v enojcu, nato pa je to disciplino opustil in se posvetil dvojnemu dvojcu.
Kadın hareketinden dolayı mecburen gizli kalmaktan sıkıldım" diye bağırdım.Ir tas įsitikinimas privertė mane atsidėjus sekti taip vadinamojo moterų klausimo evoliuciją..."
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"Aber wissen Sie, ich habe ein Flugticket gekauft und ich sitze hier für eine Woche fest.
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"Am zis: "Dar mi-am luat un bilet de avion și va trebui să rămân aici pentru o săptămână."