Chris'in geri ödemediği para büyük bir meblağ tutuyor.The money that Chris has not paid back adds up to a large sum.
O boşuna onlardan büyük bir meblağ para ödünç almaya çalıştı.He tried to borrow a large sum of money from them in vain.
O ona önemli bir meblağ verdi.He gave her a substantial sum.
Ona eğer kendinin aşkına karşılık verirse kıza büyükçe bir meblağ para verebileceğini bildirir.They promised that if he answered their prayers, they would prepare a large feast to honor him.
Tarihi kayıtlara göre bu o kadar yüksek bir meblağdı ki hiçbirinin ödemesine olanak yoktu.The episode resulted in work that was so successful that none of the contestants were eliminated.
Perakendeciler uyumlu olmayan barkodlar için yüksek meblağlı cezalar vermektedir.Retailers levy large penalties for non-compliant barcodes.
110 000 dolar. Çok büyük meblağ bu.That's a massive sum.
Fantastik meblağlar konusunda onlar kadar olamayız.We can't be worse than they are with fantasy numbers.
Şu anda yaklaşık 350 kişi, bizi ayda 10 ila 100 Dolar arasındaki meblağlarla destekliyorlar.We have about 350 people like that people doning from 10 to 100 bucks a month.
Birisine çok yüksek bir meblağda borcum olmayacakSo my loss is really, I can just go to 0. I won't end up owing someone an infinite amount of money.
Kulun bu dünyadan kazandığı meblağ budur, dünya leştir!The servant's earnings in this world. This world is a carcass.
Çabaları 18,000 $'dan fazla meblağ ile bir Kickstarter kampanyası tarafından desteklenmiştir.Their efforts were supported by a successful Kickstarter campaign which raised more than $18,000.
Geri kalan meblağı ise Avusturyalı firmalar karşılayacak.The Austrian firms are to secure the rest.
Mahkeme, sanıkların yaklaşık 200 bin avroluk bir meblağı iade etmesine de karar verdi.The court also ruled that all were to return nearly 200,000 euros.
Sonuç olarak da turistler, her yıl Macar gümrüğüne önemli meblağları gönüllü olarak bağışlıyorlar.As a result, tourists involuntarily donate significant sums to Hungarian customs each year.
Meblağın yarıdan fazlası borç ödemelerine ayrılmış bulunuyor.More than a half of that amount is allocated for debt service.
Bu meblağ bazılarına çok gelmese de, zorlu ekonomik şartlarda her kuruşun değeri var.This may not appear much to some, but in difficult economic times every bit helps.
Yetkililer, bu meblağın daha da artabileceğini söylüyor.Authorities say the amount will likely rise even further.
"Siparişteki toplam meblağ 1,4 milyon avro.""The total amount is on the order of 1.4 billion euros."
Şu anda meblağın tümü merkezi devlet bütçesine gidiyor.Currently, the entire amount goes to the central state budget.
Belgrad basınına yansıdığı kadarıyla söz konusu meblağ tam 400 bin avro.The amount, according to Belgrade media reports, totaled as much as 400,000 euros.
Bu meblağın en büyük bölümü drenaj sistemlerinin montajına harcanacak.The largest part of that amount will go towards installing drainage systems.
Karadağ'ın eline bu meblağın yüzde 10'u, yani en fazla 55 milyon dolar geçecek.Montenegro is expected to receive 10 per cent of that amount, up to $55m.
Bağışçı Enver Kariç SETimes'a şunları söyledi: "Çok büyük bir meblağ."It is a huge sum.
Üretim sanayii toplam meblağın yüzde 1,6'sını oluşturuyor.The production industry accounted for 1.6 per cent of the entire sum.
Bu da hükümetin elinde olmayan bir meblağ.That is money that the government simply does not have.
Söz konusu meblağın yaklaşık üçte birini ceza faiz oranları oluşturuyor.About one third of this amount involves penalty interest rates.
Geri kalan meblağ sermaye artışı yoluyla elde edilecek.The rest will be obtained through a capital increase
Söz konusu meblağ 2007 yılı boyunca kredi ve bağış şeklinde sağlanacak.The money would be provided in the form of loans and grants through 2007.
Bu meblağ, satış sözleşmesinde öngörülen miktardan 23 milyon euro fazla.That is 23m euros more than envisioned under the purchase agreement.
Söz konusu meblağın en büyük bölümü IMF, Dünya Bankası ve EBRD'ye olan borçlara gitti.The largest portion went to meeting liabilities to the IMF, the World Bank and the EBRD.
Bu meblağ, bölgeye hazırda ayrılmış bulunan 4.6 milyar euroya ek olarak düşünülüyor.This is in addition to the 4.6 billion euros already earmarked for the region.
Belgrad şu anda Macaristan üzerinden gelen doğalgaz sevkıyatına önemli meblağlar ödüyor.Belgrade is now paying substantial amounts for natural gas deliveries via Hungary.
Lee, lise yıllarında ve sonrasında yerel radyo istasyonlarında küçük meblağalarda şarkı söyledi.Both during and after her high-school years, Lee sang for small sums on local radio stations.
1760'larda Londra hükümeti, koloniler üzerindeki yeni vergilerle küçük meblağlar topladı.In the 1760s the London government raised small sums by new taxes on the colonies.
Eski çağlardan kalma soylu kadınların bu tür ipekler için büyük meblağlar ödediği söylenir.Noblewomen from ancient times are said to pay large sums of money for such types of silk.
Şairin bu jesti Madrid'de yüksek meblağlı bir servetle ödüllendirildi.Dieses Bild wurde in Madrid mit einer Medaille ausgezeichnet.
Ödül oldukça yüksek bir meblağdır.Este es un premio muy valioso.
Bu meblağ o tarihe kadar bir sanat eserine verilen en yüksek fiyat olmuştur.En ese momento, fue el precio más alto que se haya pagado por una pieza de arte moderno.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Una somma di 120 000 monete d'oro fu versata per il pagamento della libertà dei prigionieri.
Ödül oldukça yüksek bir meblağdır.Il suo compenso sarà tuttavia elevato.
Ona eğer kendinin aşkına karşılık verirse kıza büyükçe bir meblağ para verebileceğini bildirir.Прочитав её, она понимает, что за возвращение своего котёнка ей надо заплатить большой выкуп.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.عندما فقط وعد المهدي بدفع 120،000 ريال لهم انسحبوا.
Ödül oldukça yüksek bir meblağdır.O objectivo deste prémio é amplamente vasto.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Uma soma de 120 000 peças de ouro foi paga pela liberdade dos prisioneiros.
Bunun için Don Alfonso ve iki subay epeyce büyük bir meblağa bahse girerler.Ook butler Quentin en twee andere bedienden worden met dat geld betaald.
Ödül oldukça yüksek bir meblağdır.Cena tej pomocy okazuje się wysoka.
Köy bütçesi için hatırı sayılır bir meblağ, hatta çok çook paraydı.Drnholecké panství bylo - pokud se týče počtu vesnic - poměrně malé, ale výnosné.
Bu meblağ o tarihe kadar bir sanat eserine verilen en yüksek fiyat olmuştur.Byla to do té doby nejvyšší cena za obraz žijícího umělce.
Bunun için Don Alfonso ve iki subay epeyce büyük bir meblağa bahse girerler.Dva mladí důstojníci se vsázejí s donem Alfonsem o věrnost svých snoubenek.
Turnuva öncesi dağıtılacak prim meblağı yüzünden büyük tartışmalar yaşanmıştı.Před započetím turnaje byly sehrány kvalifikační zápasy.
Perakendeciler uyumlu olmayan barkodlar için yüksek meblağlı cezalar vermektedir.Näin ollen istumisesta seuraa monenlaisia ei-toivottuja seuraamuksia.
Tarihi kayıtlara göre bu o kadar yüksek bir meblağdı ki hiçbirinin ödemesine olanak yoktu.Efter dette gik salget af skind så godt at der ikke var nok til alle.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.120.000 lempengan emas dibayarkan untuk kebebasan tahanan itu.
Ödül oldukça yüksek bir meblağdır.Giải thưởng hẳn lớn lắm?
Ödül oldukça yüksek bir meblağdır.その代わり、賞金はかなり高い。
Fakat şimdi kendisine bir öpücük verirse Minnie'ye büyük bir meblağ vermeyi teklif etmektedir.飛行成功に調子に乗ったミッキーは、ミニーに対しごほうびのキスをねだる。
Bu meblağ o tarihe kadar bir sanat eserine verilen en yüksek fiyat olmuştur.זה היה הסכום הגבוה ביותר ששולם אי־פעם עבור יצירת אמנות.
110 000 dolar. Çok büyük meblağ bu.Ez hatalmas összeg.
110 000 dolar. Çok büyük meblağ bu. O dönem hiç de öyle bir para kazanmıyorduk.$110 000군, 엄청난 수익이다. 그런데 우리는 그런 돈을 만져본 적이 없는데?