1996'da olduğu gibi, referandumun meşruiyeti tartışma konusu oldu.Like the 1996 referendum, the validity of the vote was brought into question.
Devlet müdehaleleri bu yasayla meşruiyet kazanmıştır.Many state laws explicitly grant this authority.
Meşruiyet: Yapılan iş ve eylemin pozitif hukuka uygun olmasıdır.Fair Work: The New Workplace Laws and the Work Choices Legacy.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Furthermore, those images forever removed the so-called moral high ground of the occupying forces.
Sizde olmayan meşruiyete zarar veremezsiniz." diyor.You can't hurt the legitimacy when you do not have it," Blazic told SETimes.
Her iki grup da Filistin topraklarının liderliği üzerinde meşruiyet iddia etmektedirler.Both groups claim legitimacy over leadership of the Palestinian territories.
Buna karşılık, teori ve araştırma, halk sosyolojisine meşruiyet, yön ve öz verir.In return, theory and research give legitimacy, direction, and substance to public sociology.
Atraş'ın resmi meşruiyetini pekiştiren İbrahim, Ocak 1883'te kaymakam olarak atandı.[2]Furthering the Atrash's official legitimacy, Ibrahim was appointed qaimmaqam in January 1883.[13]
Ancak Miklós da ve Szálasi de hükümetlerinin meşruiyetini iddia etmekteydi.Tanto Miklós como Szálasi reclamaban la legitimidad de sus cargos.
2. İktidar Kaynağı ve Meşruiyetin Ölçütü Nedir?Какой смысл жить ради богатства и власти...?
Bu nedenle devrim meşruiyete sahiptir.Não, vocês precisam de uma revolução.
Bu eserin ana teması Osmanlı sultanlarının halifeliklerini meşruiyetidir.Deras huvudmålsättning är att företräda strömstadsbornas intressen.
Eğer kral yozlaşırsa, Tanrı'dan kaynaklanan otorite sona ermiş olur ve kralın meşruiyeti kalmaz.Якщо він одягає корону на голову, він стає правителем світу, і ніщо не буде таким же, як раніше.
Bu nedenle devrim meşruiyete sahiptir.Proto je potřebné vykonat revoluci.
Eğer kral yozlaşırsa, Tanrı'dan kaynaklanan otorite sona ermiş olur ve kralın meşruiyeti kalmaz.Ha sikerül visszaszereznie, vége az istenek uralmának, de vége az emberiségnek is.
Bu eserin ana teması Osmanlı sultanlarının halifeliklerini meşruiyetidir.Hirdette, hogy a legfontosabb feladat a muszlimok felébresztése.
1996'da olduğu gibi, referandumun meşruiyeti tartışma konusu oldu.Tuy nhiên, vào năm 1946, nó cũng là chủ đề của những lời chỉ trích.
1996'da olduğu gibi, referandumun meşruiyeti tartışma konusu oldu.1996年の国民投票と同様、投票の有効性には疑問が呈された。
Kimi zamanda bir liderin meşruiyetini ve otoritesini desteklemek amacı güderler.指導者・援助者としてあなたの主があれば、それで十分である。
Uluslararası antlaşma ve ilişkiler kurarak meşruiyet kazanmak.보건에 관련된 국제 협정 및 협약을 건의함.
Bu karar İsrail yargı sisteminin ve soruşturmanın meşruiyetinin sorgulanmasına yol açtı.이에 따라 이스라엘 정부는 정보기관의 업무 소홀에 대한 규명에 나섰다.
2. İktidar Kaynağı ve Meşruiyetin Ölçütü Nedir?והשנייה, מה יהיו תפקידה ואופייה של הרכבת התחתית?
Meşruiyet: Yapılan iş ve eylemin pozitif hukuka uygun olmasıdır.Съждение: Капацитетът да се действа отговорно.
Bu nedenle devrim meşruiyete sahiptir.Preto je potrebné vykonať revolúciu.
Terim, mahkûmların tutukluluklarının meşruiyetini sorgulayan kişiler veya gruplar tarafından kullanılmaktadır.Ta izraz uporabljajo osebe ali skupine oseb, ki dvomijo v legitimnost pripora zapornika.
Bu da, sırası geldiğinde, UUIM’nin meşruiyetini güçlendirir.Esta tarea dota a su vez al OND de una mayor legitimidad.
Bu da, sırası geldiğinde, UUIM’nin meşruiyetini güçlendirir.Сильные и слабые стороны
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Além disso, essas imagens retiraram para sempre a chamada base moral superior das forças ocupantes.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Bovendien namen die beelden voor altijd het zogenaamde morele gelijk van de bezettende strijdkrachten weg.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Co więcej, fotografie te na zawsze przekreśliły tak zwaną przewagę moralną sił okupujących.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.De plus, ces images ont ôté pour toujours la prétendue morale élevée des forces occupantes.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Dessutom tog de bilderna bort de så kallade höga moraliska värderingarna hos de ockuperande styrkorna.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Es más, esas imágenes destruyeron los argumentos de la ocupación.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Hơn nữa, những hình ảnh đó mãi mãi loại bỏ cái gọi là đạo đức của các lực lượng đánh chiếm.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.무엇보다도, 이 사진들은 소위 지배자들의 높은 도덕적 기준을 날려버렸죠.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Mai mult, acele imagini au distrus pentru totdeauna aşa numitul ascendent moral al forţelor de ocupaţie
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Navíc, tyto obrázky navždy zničily takzvanou morální výhodu okupujících vojáků.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Navyše navždy zosadili okupujúce sily z trónu morálnej nadradenosti.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Poleg tega so te podobe za vedno odpravile t.i. moralno večvrednost okupacijskih sil.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Ráadásul ezek a képek örökre eltörölték a megszálló erők megbecsülését.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Επίσης, αυτές οι εικόνες κατέρριψαν για πάντα την άποψη περί της υψηλής ηθικής υπόστασης των κατακτητών.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Крім того, ці зображення назавжди зруйнували так звані високі моральні якості окупаційних сил.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Кроме того, эти образы навсегда уничтожили якобы высокие моральные устои оккупационных сил.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.Освен това тези снимки завинаги заличиха т.нар. морални основания на окупационните сили.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.זאת ועוד, התמונות הללו קעקעו את התפישה לגבי הגבוהים העליונות המוסרית של בעלות הברית.
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.والأكثر من هذا .. فإن هذه الصور قد أزالت الغطاء الأخلاقي والشرعي للقوات المحتلة في العراق
Dahası, bu görüntüler işgal güçlerinin meşruiyet zeminini ilelebet ortadan kaldırdılar.占領軍の高い倫理基準など永遠に信じられないものにしました 少し過去を振り返ってみましょう
Meşruiyetini sorgulayan ve hatta karşı çıkan kurumlar var mı?¿Existen instituciones que ponen en cuestión, o incluso rebaten su legitimidad?
Meşruiyetini sorgulayan ve hatta karşı çıkan kurumlar var mı?Sa légitimité est-elle disputée voire contestée par d’autres institutions?
Meşruiyetini sorgulayan ve hatta karşı çıkan kurumlar var mı?Сомневаются или оспаривают ли какие-нибудь учреждения его легитимность?