masasının ile cümle

masasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tom çantasını masasının üstüne bıraktı.Tom left his briefcase on his desk.
Tom iş yerindeki masasının çekmecesinde fazladan bir kravat tutuyor.Tom keeps an extra tie in his desk drawer at work.
Birçok fotoğraf Xiaoding'in masasının üzerine yerleştirilir.Many pictures are placed on Xiaoding's desk.
Tom ofisine girdi ve masasının üstünde bir kutu gördü.Tom entered his office and saw a box on his desk.
Tom'un masasının üstündeki rafta bir bovling kupası vardı.There was a bowling trophy on the shelf above Tom's desk.
Tom çantasını masasının yanında yere koydu.Tom put his briefcase on the floor next to his desk.
Tom, bıçağı mutfak masasının üzerine koydu.Tom put the knife down on the kitchen table.
Tom, bıçağı mutfak masasının üzerine bıraktı.Tom put the knife down on the kitchen table.
Tom masasının arkasında oturdu.Tom sat down behind his desk.
Tom masasının üstüne oturdu, pencereden dışarıya baktı.Tom sat on top of his desk, looking out the window.
Tom kutuyu masasının yanına yere koydu.Tom put the box on the floor next to his desk.
Tom gazeteyi katladı ve onu masasının üstüne koydu.Tom folded up the newspaper and put it on his desk.
Tom masasının çekmecesinden bir şişe burbon çıkardı.Tom pulled a bottle of bourbon out of his desk drawer.
Tom masasının çekmecesine uzandı ve bir ilaç şişesi çıkardı.Tom reached into his desk drawer and took out a medicine bottle.
Tom gözlüğünü çıkardı ve onu masasının üstüne koydu.Tom took off his glasses and put them down on his desk.
Tom konferans masasının etrafında toplanmış bir grup erkekle konuşuyordu.Tom was talking to a group of men gathered around the conference table.
Tom, Mary'nin masasının üstüne bir yığın mektup koydu.Tom put a pile of letters on Mary's desk.
Tom evrak çantasını masasının arkasına koydu.Tom put his briefcase behind his desk.
Tom masasının üstünde oturuyor.Tom is sitting on his desk.
Tom masasının kenarına oturdu.Tom sat on the edge of his desk.
Her türden kağıdı masasının üzerinde bıraktı.He left all kinds of papers on his desk.
Onlar mutfak masasının etrafında oturdular.They sat down around the kitchen table.
Tom masasının yanında duruyor.Tom is standing near his desk.
Tom masasının arkasından çıktı.Tom stepped out from behind his desk.
Tom, Mary ve John mutfak masasının etrafına oturdular.Tom, Mary and John sat around the kitchen table.
Tom bunun masasının üzerinde olduğunu söyledi.Tom said it was on his desk.
Tom parmaklarını masasının üzerine vurdu.Tom tapped his fingers on his desk.
Birçok renk ve boyutlarda kristaller onun masasının karşısında dağıldı.Crystals of many colors and sizes were scattered across his desk.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına büzüldü.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına sindi.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Bu büyük pot mutfak masasının üzerinde.That big pot is on the kitchen table.
Bir anahtar yazı masasının üstünde duruyor.A key is lying on the writing-table.
Thomas'ın, masasının üzerinde ailesinin bir fotoğrafı var.Thomas has a picture of his family on his desk.
Sami masasının arkasındaydı.Sami was behind his desk.
Kay ve Royce, Cross'a yorumcu masasının yakın bir masaya Double Suplex yaptı.Kay and Royce performed a double suplex on Cross through a table near the announce table.
Strowman, Reigns'e yprumcu masasının üzerine Chokeslam yaptı.Strowman performed a chokeslam onto a broadcast table on Reigns.
Bir marangoz el yapımı masasının son bacağına şekil vermek için torna kullanıyor. .A carpenter is using a lathe to shape the final leg of a hand-crafted table.
Hedefi bitişikteki ofis odasına gitmekti. Ayağa kalktı, masasının arkasından çıktı.As frightening as the prospect was, he was going into the next office.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.But as they went out of the room, he turned on the radio that was sitting on his desk.
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınlike out of a movie: injunction landed on the news desk, and the news reader was like,
Bu Jeff'in masasının altı.This is underneath Jeff's desk.
Tom takvimi masasının arkasındaki duvara astı.Tom hängte den Kalender an die Wand hinter seinem Schreibtisch.
Toprak tozu, yazı masasının üstünü kaplar.La poussière recouvre le bureau.
Mutfak masasının üstünde dünün gazetesi var.Sur la table de la cuisine, il y a le journal d'hier.
Adeta habercinin el kitabı olacak nitelikteki bu eser her habercinin masasının üzerinde bulunması gerekiyor.Tout écrivain devrait avoir cet ouvrage sur sa table de travail.
Öğretmenin masasının üzerindeki bir resimde kız çocuğu vardır.Op een tafel staat een foto van een jongen.
Maçtan sonra Owens, Reigns'e yayın masasının üzerine powerbomb yaptı.Po walce, Owens wykonał powerbomb Reignsem przez stół.
Mutfak masasının üstünde dünün gazetesi var.Ziarul de ieri este pe masa din bucătărie.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına büzüldü.Câinele lui Tom s-a ghemuit sub masa de bucătărie în timpul furtunii.
Yemek masasının ortasında da on tane zenci biblosu vardır.Ruokasalin pöydällä on niin ikään kymmenen posliinista neekeripoikaa.
Öğretmenin masasının üzerindeki bir resimde kız çocuğu vardır.Có một số đồ chơi của trẻ con trên giường của thuyền trưởng.
Kay ve Royce, Cross'a yorumcu masasının yakın bir masaya Double Suplex yaptı.קיי ורויס ביצעו סופלקס משותף על קרוס על שולחן שהיה קרוב לשולחן השדרנים.
Maçtan sonra Owens, Reigns'e yayın masasının üzerine powerbomb yaptı.След мача, Оуенс прави бомба на Рейнс през коментаторската маса.
Öğretmenin masasının üzerindeki bir resimde kız çocuğu vardır.Ülle Planken on teenistujate tütar.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.Ako vychádzali z miestnosti, zapol rádio na stole.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.Ale wychodząc lekarz włączył radio stojące na jego biurku.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.Ampak ko sta zapuščala sobo, je prižgal radio na svoji mizi.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.A odešli. Ale jak odcházeli z pokoje, zapnul rádio, které měl na stole.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.Când au ieșit doctorul a pornit radioul de pe birou.
Ama onlar odadan çıkarken masasının üzerinde duran radyoyu açmış doktor.De ahogy elhagyták a szobát, az orvos bekapcsolta a rádiót, ami az íróasztalon volt.

İlgili Sayfalar