masası ile cümle

masası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu Marat'ın çalışma masasıdır.Административный центр — посёлок Мараты.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Ele morreu em sua escrivaninha na sua casa, em Clamart, perto de Paris, em março de 1948.
İmparator, diğerlerinden ayrı kendi masası olurdu.Na ocasião, o imperador é descrito como tendo sua própria mesa, separada das restantes.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.Ele ainda estava em seu escritório quando morreu.
Ardından The Shield göründü ve Strowman'a saldırdıktan sonra yorumcu masasına triple powerbomb yaptı.O Shield apareceu, atacou Strowman, e aplicou um powerbomb triplo na mesa dos comentaristas.
Öğretmenin masasının üzerindeki bir resimde kız çocuğu vardır.Op een tafel staat een foto van een jongen.
Başarısız olsa da, yeni ürün Chicago's Brunswick Bilardo Masası'nın dikkatini çekti.Hoewel het vernieuwde apparaat onsuccesvol bleek, trok het de aandacht van Brunswick Billiards uit Chicago.
Einsatzgruppe B : başında suç masası şefi SS-Brigadeführer Arthur Nebe (Ekim 1941'e kadar) buluyordu.Einsatzgruppe B: SS-Brigadeführer Arthur Nebe (tot oktober 1941), opgevolgd door Erich Naumann.
Gwain, efsaneye göre Kral Arthur'un Yuvarlak Masasındaki en sadık şövalyelerinden bir tanesidir.Galahad was een van de ridders van de ronde tafel van koning Arthur.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.Hij werd benoemd tot Commandeur in de Kroonorde.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Hij werd hierbij benoemd tot erelid van de Liedertafel.
Şu, sekreterin masası.Dat is de secretaresse haar bureau.
Maçtan sonra Owens, Reigns'e yayın masasının üzerine powerbomb yaptı.Po walce, Owens wykonał powerbomb Reignsem przez stół.
Ardından The Shield göründü ve Strowman'a saldırdıktan sonra yorumcu masasına triple powerbomb yaptı.Strowman został zaatakowany przez The Shield, którzy wykonali na nim triple powerbomb na stół komentatorski.
Akşam olduğunda Vincent, Babe, Mattie ve Babe'in anne babası yemek masasına otururlar.Po alkoholowej imprezie Danni i Abby spędzają noc.
Aşkenaz sinagoglarında Tevrat, ortada bulunan okuma masasında okunurdu.Pojawiały się więc domysły, że skopiował on plik na zewnętrzny nośnik w trakcie pobytu w czytelni.
Türk solcu temsilcileri, İsrail'i ABD'nin Ortadoğu'da bir maşası olarak görmektedir.Stany Zjednoczone uważają Izrael za swojego głównego sojusznika w południowo-zachodniej Azji.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Pochodził z Trapezuntu.
Ona masasını taşıması için yardım ettim.Pomogłem mu przenieść stół.
Sonrasında Swift yine ofise döner, masasında erkek arkadaşının (Zach Gilford) yazdığı nota bakar.Tillbaka vid sitt skrivbord igen så tar Swift fram en lapp skriven av hennes pojkvän (Zach Gilford).
Japonya'daki Kotatsu masası da bir ısı kaynağı olarak kullanılıyor.I Japan finns det speciella Kotatsu-bordet som används som värmekälla.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Тут він влаштувався у бюро цензури.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.Помер під час роботи в своєму бюро.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.На кухні була плита на вісім кружків.
Marksistlerin Maşası mı!Мапа Мартиновичів.
Bu yüzden Finlandiya barış masasına oturmaya karar verdi.Поки що ж сторони вирішили сісти за стіл переговорів.
Erişim tarihi: 3 Ağustos 2014. ^ "Bayraktar'ın iftar masası".Процитовано May 3, 2014. Чарівник на мосту англ.
"Kumar masasındaki ilginç fotoğraf".«Дружня вечірка за картами.
"Oyun Masası".«Живий стіл».
1926'da apandisit ameliyatı için gittiği Paris'te ameliyat masasından kalkamayarak yaşamını yitirmiştir.Musel v Paříži narychlo absolvovat operaci, kterou nepřežil.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Zemřel v roce 1948 v Clamart u Paříže.
Her büyü yaparken büyü masasına en fazla 3 adet lapis lazuli konulabilir.Abychom postavu mohli povýšit do mistrovské hodnosti, je třeba nalézt celkem tři knihy daného kouzla.
Bundan korkan Shaw, onu çıkarmak için otomatik cerrahi masasını kullanır.Shaw folosește o stație automată de operații ca să-l scoată.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.Un grup de opt prieteni se întâlnesc la cină...
Arama kutusu, Denetim Masası öğelerinin aranmasını destekleyecek şekilde genişletilmiştir.Căsuța de căutare a fost extinsă pentru a sprijini căutarea elementelor din Panoul de Control.
Marksistlerin Maşası mı!Bustul lui Marx.
Toplantıdan sonra o doğrudan masasına doğru yöneldi.După întâlnire el s-a îndreptat direct spre biroul lui.
Mutfak masasının üstünde dünün gazetesi var.Ziarul de ieri este pe masa din bucătărie.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına büzüldü.Câinele lui Tom s-a ghemuit sub masa de bucătărie în timpul furtunii.
Bu liste Masaşi Kişimoto'nun Naruto adlı mangasının bölümlerini içermektedir.Ez a lista a Naruto című animesorozat epizódjainak felsorolását tartalmazza.
Onüçüncü günde yemek masasında patlıcan bulunmamaktadır.Ebéd közben sem jött ki semmi a száján.
Ertesi hafta Dillinger, Corbin ile karşılaşırken Styles yorumcu masasında yer aldı.Anno két nappal később, Lorraine egy liftben találkozott Parkerrel.
Yemek masasının ortasında da on tane zenci biblosu vardır.Ruokasalin pöydällä on niin ikään kymmenen posliinista neekeripoikaa.
Aşkenaz sinagoglarında Tevrat, ortada bulunan okuma masasında okunurdu.Sapattiaamun jumalanpalveluksessa se luetaan kokonaan.
Yazıtlara göre Hekatomnos bir sunak masası adamıştır.Η φάτνη θυμίζει τραπέζι σε συμπόσια νεκροδείπνων.
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.Αμέσως μεταφέρθηκε στο Νοσοκομείο ΚΑΤ στην Κηφισιά Αττικής, όπου υπεβλήθη σε χειρουργική επέμβαση.
Clint Eastwood - SFPD Cinayet Masası Dedektifi Harry Callahan Hal Holbrook - SFPD Cinayet Masası Tğm.Clint Eastwood som SFPD Homicide Inspector Harry Callahan Hal Holbrook som SFPD Homicide Lt.
Onüçüncü günde yemek masasında patlıcan bulunmamaktadır.Den 13. dag var der ingen aubergineret på bordet.
Bundan korkan Shaw, onu çıkarmak için otomatik cerrahi masasını kullanır.Shaw bruger et automatiseret operationsbord til at skære væsenet ud af sin mave.
Ayrıca atlama masasında bronz madalya kazanmıştır.Han har også vundet en bronzemedalje i bordtennis for hold.
Her büyü yaparken büyü masasına en fazla 3 adet lapis lazuli konulabilir.En lyskriger kan lære opp til tre trolldommer på hvert nivå ved å kjøpe dem i en butikk.
Onu cinayet masasında teğmen olarak görevlendirmiştir.Han ble gjort til kommandør av Æreslegionen.
Mart 1948'de Paris yakınlarındaki Clamart'daki evinin yazı masasında öldü.Ia meninggal di meja tulisnya di rumahnya di Clamart, dekat Paris, pada Maret 1948.
Öldüğünde masasında çalıştığı bildirildi.Ia dikabarkan bekerja di meja kerjanya ketika ia meninggal.
Vücudu hemen o gece bir yemek masası üzerinde yakılmıştır.Pasar Baru terbakar pada malam harinya.
"Oyun Masası"."Tenis Meja Adalah Segalanya".
Maç başlamadan önce Joe, Reigns'e saldırdı ve onu yorumcu masasına fırlattı.Trước khi trận đấu bắt đầu, Joe tấn công Reigns và đặp mặt Reigns vào một bảng thông báo.
Saç maşası (ondüla), sıcaklık ile saçın yapısını değiştirmeye yarayan bir alettir.Kẹp định hình tóc bằng nhiệt là một công cụ dùng để thay đổi cấu trúc tóc bằng nhiệt.
Öğretmenin masasının üzerindeki bir resimde kız çocuğu vardır.Có một số đồ chơi của trẻ con trên giường của thuyền trưởng.
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.教会内の執務室のデスクには、いつも書類がうず高く積まれている。
İlgili Sayfalar