masası ile cümle

masası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yeni müze ile birlikte Yunanistan, İngiltere ile yeniden müzakere masasına oturmayı ümit ediyor.Greece now hopes to initiate new negotiations with Britain.
Müzakere masasında biyometrik pasaportlar gibi konular da yer alıyor.Topics such as biometric passports are on the table for discussion.
Ancak polis bu basvurulari hiçbir şey yapmadan aylarca masasında tuttu," dedi.But the police have held the requests for months in their desks without results," Biser said.
Bulgar firması "Oyun Masası" kategorisini kazandı.The Bulgarian company won the "Table of Games" category.
Sırbistan ve AB müzakere masasına geri döndülerSerbia, EU return to negotiating table
BH'li siyasi liderler pazarlık masasına geri döndülerBiH political leaders return to the bargaining table
Bölge ülkeleri afet kriz masası çabalarına katıldıRegional countries join disaster response effort
Liderlerin Çarşamba günü pazarlık masasına dönmesi gerekiyor.The leaders are due to return to the negotiating table Wednesday.
Bunun, diyalog masasında varılan anlaşmanın uygulanmasına olanak sağlamasını umuyorum.I hope this will enable the implementation of the agreement reached at the dialogue table.
Faustmann, "Kıbrıslı Rumlar müzakere masasına geri oturdular." dedi."The Greek Cypriots are back at the negotiation table."
Daha sonra bu kişi yemek masasını hazırlar.He then prepares the table with food.
Evler, beyaz meşe dalları ile süslenir ve tüm aile, yemek masası etrafında toplanır.Homes are decorated with white oak branches and the family gathers over food.
İki taraf, bağımsızlıktan beri ilk kez müzakere masasına döndü.The two sides are back at the negotiating table for the first time since independence.
Termoregülasyon Koşu bandı masası Wim Hof Buz banyosuThermoregulation Treadmill workstation Wim Hof Ice bath
Kralice Esther ve Kral Ahasuerus'ın masasında pretzel, 12. yüzyıl Hortus deliciarumPretzel depicted at a banquet of Queen Esther and King Ahasuerus. 12th century Hortus deliciarum
Drama Masası Özel Ödülü Üstün Topluluk ÖdülüDrama Desk Special Award Outstanding Ensemble
Edward III'ün Tarihi Yuvarlak Masası Kaynakça Kullanılan kaynaklarHistorical Round Table of Edward III
Başlangıç pozisyonlarında topların yer aldığı snooker masasıSnooker table with balls placed in their starting positions
Yatak kapatıldığında, sahte bir çekmeceli çalışma masası gibi görünüyordu.When closed, the bed looked like a bureau with fake drawers, hence the name.
İki bina modeli eş zamanlı sarsma masası testi.Concurrent shake-table testing of two building models.
Swinney 2004'ten 2007'ye kadar SNP'nin muhalefet masasında oturdu.From 2004 to 2007, Swinney sat in the SNP's opposition backbench.
Tom takvimi masasının arkasındaki duvara astı.Tom hängte den Kalender an die Wand hinter seinem Schreibtisch.
Japonya'daki Kotatsu masası da bir ısı kaynağı olarak kullanılıyor.Der Kotatsu-Tisch in Japan wird zusätzlich auch als Wärmequelle benutzt.
Ardından Cena yardıma geldi ve Corbin'e yorumcu masasına doğru Attitude Adjustment yaptı.Cena kam ihm zuhilfe und setzte einen Attitude Adjustment gegen Corbin auf dem Kommentatorentisch ein.
Joe, Reigns'e yorumcu masası üzerine Side Slam yaptı.Samoa Joe zeigte einen Side Slam gegen Reigns auf den Kommentatorentisch.
Rabin, en yakın hastaneye götürüldü ve ameliyat masasında can verdi.Er wird ins nahe gelegene Militärhospital gebracht, wo er auf dem Operationstisch stirbt.
Ertesi hafta Naomi, Natalya ve Lynch arasındaki maçında yorumcu masasında yer aldı.Naomi war nächste Woche Gastkommentatorin im Match zwischen Natalya und Lynch.
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Er ergibt sich aus einer Tabelle.
Bannion da cinayet masasındaki görevine geri döner.Bannion kehrt in den Polizeidienst zurück, um den Kampf gegen das Verbrechen erneut aufzunehmen.
Yapımcı Pandro S. Berman'ın masasında senaryoyu görmüştü.Sein Bruder war der Filmproduzent Pandro S. Berman.
Toprak tozu, yazı masasının üstünü kaplar.La poussière recouvre le bureau.
Mutfak masasının üstünde dünün gazetesi var.Sur la table de la cuisine, il y a le journal d'hier.
Neden tüm bu sözlükleri masasında tutuyor?Pourquoi garde-t-il tous ces dictionnaires sur son bureau ?
Buraya ahlak masasından gelmiştir.Elle provient de la collection de Desmet.
Konstantin onlara katılmaz ve masasında yazma çalışmalarını sürdürür.Konstantin ne les rejoint pas et travaille à un manuscrit.
Maçın ortasında Corbin de yorumcu masasına katıldı ama sonunda Miz'e saldırdı.Corbin est arrivé pendant le match et a rejoint les commentaires, mais a finalement attaqué Miz.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Styles, Ambrose ile karşılaşırken; The Miz yorumcu masasında yer aldı.La semaine suivante, Styles a fait face à Ambrose, The Miz étant au commentaire.
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.L'archivage de la facture est toujours fait avec la version papier.
Adeta habercinin el kitabı olacak nitelikteki bu eser her habercinin masasının üzerinde bulunması gerekiyor.Tout écrivain devrait avoir cet ouvrage sur sa table de travail.
Michael Cole ve John "Bradshaw" Layfield yorumcu masasında yer aldı.Leader : John "Bradshaw" Layfield.
Çalışma masasındaki bu kitap kimindir?¿De quién es este libro en la mesa de trabajo?
Odanın sadece bir yatağı, bir masası ve bir sandalyesi vardı.La habitación solo tenía una cama, una mesa y una silla.
Tom bıçağı bilerken mutfak masasında oturdu.Tom se sentó en la mesa de la cocina mientras afilaba el cuchillo.
Anahtarı resepsiyon masasında bıraktım.Dejé la llave en el mostrador de recepción.
Fakat ziyafet masasına döndüğü zaman kendi yerinde Banco'nun hayaletinin oturduğunu görür.Cuentan el asesinato a Macbeth, pero cuando él vuelve a la mesa el fantasma de Banco está sentado en su lugar.
İki masası ve çeşitli diğer eşyaları kolejde sergilenmektedir.Dos de sus pupitres y varias posesiones están colocadas por todo el college.
"Oyun Masası".«"Lista de juegos"».
Tom mutfak masasındaki tabaktan bir şekerli kurabiye aldı.Tom ha preso un biscotto zuccherato dal piatto che era sul tavolo di cucina.
Yazıtlara göre Hekatomnos bir sunak masası adamıştır.Secondo recenti studi sembra possedere spiccate proprietà officinali.
Reigns, Undertaker'a yorumcu masasına spear yaptı.Reigns colpì poi Undertaker con una telecamera.
Ayrıca atlama masasında bronz madalya kazanmıştır.Vince anche la medaglia di bronzo alla trave.
Mary dolaptan ütü masasını çıkardı ve onu açtı, pencerenin yanına yerleştirdi.Мэри вытащила гладильную доску из чулана и, разложив, поставила её возле окна.
Tom pazar çantasını mutfak masasına koydu.Том поставил пакет с продуктами на кухонный стол.
Fakat ziyafet masasına döndüğü zaman kendi yerinde Banco'nun hayaletinin oturduğunu görür.Однако, когда он возвращается к столу, то видит, что призрак Банко сидит на своём месте.
Strowman'a yorumcu masası üzerine triple powerbomb yaptı.Они провели Строману Тройную Пауэрбомбу на комментаторский стол.
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.Его мастерские были всегда заполнены заказами.
Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır.Восемь мужчин сидят за столом в кафе.
Ormancı dama masasına bir yumruk atar.Молодая жена торжественно бросает свой букет.
Her minder için ayrı hakem ekibi ve masası oluşturulur.Для сбора подати от каждого полка выделялись специальный комиссар и счётчики из солдат.
Yazıtlara göre Hekatomnos bir sunak masası adamıştır.Это подтверждает версию, что среди них агент Очага.
İlgili Sayfalar