masası ile cümle
masası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onu son gördüğümde Tom masasında oturuyordu.Tom was sitting at his desk the last time I saw him.
Tom restorana geldi ve her zamanki masasına oturdu.Tom came into the restaurant and sat at his usual table.
Eşyalarınızı yemek odası masasına koymayın.Don't put your belongings on the dining-room table.
Her türden kağıdı masasının üzerinde bıraktı.He left all kinds of papers on his desk.
Tom masasında bir şey yazıyor.Tom is at his desk writing something.
Tom masasında ailesinin bir resmine sahip.Tom has a picture of his family on his desk.
Tom'un masasında ailesinin bir resmi var.Tom has a picture of his family on his desk.
Tom masasında oturuyordu ve eski bir foto albümüne göz atıyordu.Tom was sitting at his desk, flipping through an old photo album.
Tom'un bodrum katında bir bilardo masası var.There's a pool table in Tom's basement.
Sanırım anahtarlarımı mutfak masasında bıraktım.I think I left my keys on the kitchen table.
Tom yeni bilgisayar masasına uyan yeni bir döner sandalye satın aldı.Tom bought a new swivel chair to go with his new computer desk.
Onlar mutfak masasının etrafında oturdular.They sat down around the kitchen table.
Sözlüğü Tom'un masasına geri koydum.I put the dictionary back on Tom's desk.
Tom'un masasında bir yığın çizgi roman var.There's a stack of comic books on Tom's desk.
Tom hâlâ masasında.Tom is still at his desk.
Tom masasında yazı yazıyor.Tom is writing at his desk.
Tom masasında çalışıyor.Tom is working at his desk.
Tom masasının yanında duruyor.Tom is standing near his desk.
Tom masasında evrak işi yapıyorTom is at his desk doing paperwork.
Tom rulet masasında.Tom is at the roulette table.
Tom hâlâ ameliyat masasındaTom is still on the operating table.
Tom bir yirmi bir masasında.Tom is at a blackjack table.
Yemek odası masasında Tom'un önünde üç boş bira kutusu vardı.There were three empty beer cans on the dining room table in front of Tom.
Tom mutfak masasına bir not bıraktı.Tom left a note on the kitchen table.
Tom Mary'nin masasındaki bir zarfı fark etti.Tom noticed an envelope on Mary's desk.
Tom masasının arkasından çıktı.Tom stepped out from behind his desk.
Tom, bütün gün masasında oturmaya alışkın.Tom is used to sitting all day at his desk.
Mary'nin masasında Tom'un bir fotoğrafı var.There's a photo of Tom on Mary's desk.
Tom, Mary ve John mutfak masasının etrafına oturdular.Tom, Mary and John sat around the kitchen table.
Yemek masasını silerim.I wipe the dining table.
Ben yemek masasını siliyorum.I am wiping the dining table.
Tom her zamanki masasında oturuyor.Tom is sitting at his usual table.
Tom'un masası malzeme ile kaplı.Tom's desk is covered with stuff.
Tom belgeleri Mary'nin masasına attı.Tom tossed the documents on Mary's desk.
Tom bunun masasının üzerinde olduğunu söyledi.Tom said it was on his desk.
Tom parmaklarını masasının üzerine vurdu.Tom tapped his fingers on his desk.
Tom zaten masasında.Tom is already at his desk.
Bu Tom'un masası olabilir.This might be Tom's desk.
Anahtarı resepsiyon masasında bıraktım.I left the key at the reception desk.
Kayıt masası nerede?Where is the registration desk?
Birçok renk ve boyutlarda kristaller onun masasının karşısında dağıldı.Crystals of many colors and sizes were scattered across his desk.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına büzüldü.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına sindi.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Tom çantaları mutfak masasına koydu.Tom put the bags on the kitchen table.
Tom piknik masasında Mary'nin karşısında oturdu.Tom sat across the picnic table from Mary.
Tom ve Mary mutfak masasında oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting at the kitchen table, talking.
Bir kase meyvenin dışında mutfak masası bomboştu.The kitchen table was bare except for a bowl of fruit.
Bilgi masasında biletler ücretsiz olarak hazır.Tickets are available for free at the information desk.
Bu büyük pot mutfak masasının üzerinde.That big pot is on the kitchen table.
Tom'un masası o kadar dağınıktı ki, temizlikçi odayı temizlemeyi reddetti.Tom's desk was so untidy that the cleaner refused to clean the room.
Bir anahtar yazı masasının üstünde duruyor.A key is lying on the writing-table.
Günlük gazete dünya'nın sorunlarını kahvaltı masasına getirir.The daily newspaper brings the world's problems to the breakfast table.
Ben mutfak masasındaki makbuzu gördüm.I saw the receipt on the kitchen table.
Tom masasında öğle yemeğini yedi.Tom ate his lunch at his desk.
Barış yemek masasında başlar.Peace begins at the dinner table.
Tom mutfak masasında ödevini yaptı.Tom did his schoolwork at the kitchen table.
Kahvaltı masasında gözardı edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored at the breakfast table.
Ben bacağımı kahve masasına çarptım.I banged my leg on the coffee table.
Tom'un masası kağıtlar ile darmadağın.Tom's desk is cluttered with papers.
Müzakere masasına ne getirebilirsin?What can you bring to the negotiating table?
İlgili Sayfalar